Yine Görüşeceğiz

Yıllar geçti ve yaşanılan teknik sorunlar da dahil olmak üzere hayatımda büyük bir zaman dilimini kaplayan 
"alisverisguncesi" 
macerası 
son buldu.
Bu sene bu yazıyı yine "inanamıyorum zaman nasıl geçti" diye yazmayı planlıyordum ama
olmadı.
5 yıl tamamlandı ve ben sıkıldım.
Yoruldum.
Dönüp kendime ne yaptığıma baktım ve anlamsız bir şeyin içinde sürüklendiğimi
gördüm.
Alışveriş konusundaki görüşlerim değişti.
Özellikle de satış için tüketiciyle (yani bizlerle , hepimizle ) oynanan pis oyunları öğrenince 
elimdeki eski kabul ettiğim malzemenin değerini anladım.
Hırsla her yeni şeyi merak eden gözlerin içindeki ruhsuz ve mutsuzluğu gördüm.
Kendimde ise hem buna benzer mutsuz ve yorgun , ifadeyi 
hem de hayatımdaki anlamsız dağınıklığı gördüm.
Emeklerimiz bir hiç uğruna kül olup uçup gidiyor.
Bu hırsın bir sonu yok.
Geleceğimizi tüketiyoruz.
Mum olup yakıyor , ruj olup sürüyoruz.
Bir çok yeni çıkan makyaj paletini hevesle alıp ne kadar kullandığınıza dönüp bir bakın.
Onu bitirecek misiniz ?
Ya da sıkılıp başkasına verecek misiniz ?
Onu paranız olarak görün ve cevabınızı bir kez daha değerlendirin.
Ben maalesef olaya böyle bakmaya başlayınca
hayatımda asıl eksik olanlar yerine dolapları içinden taşan saçmalıklarla doldurduğumu gördüm.
Doktor yardımına , tedaviye ihtiyacım varken ya da bir konser dinlemeye , eğlenmeye gitmeye
ihtiyacım varken
 aynı tür malzemeden bir kaç tane almak uğruna paramı boşa tükettiğimi gördüm.
Oturup hesap yapmaya kalksam her halde komaya girerdim.
Bunu o yüzden yapmayacağım.
Ama başka bir şey yapacağım ara sıra canınızı sıkmaya 
devam edeceğim.
Ama az.
Çünkü zaman da bulunmaz , yeri doldurulmaz bir hazine.
Yeniden görüşmek üzere.

Boş Zaman

Bayramla beraber yaz da gelince hali ile bayram rehavetini 
üzerimden bir türlü atamadım.
Eve gelip evin tadını çıkarmayı hala çok seviyorum.
Üstelik de dışarıda bu kadar güzel bir gün varken.
Üstelik de cuma gecesi.
benim düşünce şeklim bir tuhaf sanırım.
Cuma gecesi benim için gerçek bir kısmi tembellik zamanı olan hafta sonuna hazırlanmak için 
evde geçirebileceğim saatlerin başlangıcı.
Çıkmak bana eziyet gibi geliyor.
Bütün hafta yorulmuşum ve cumartesi bir işim yoksa dinleneceğim gün olacak.
Hafta sonunun bir günü zaten ev işleri ile bitiyor.
Bir de hafta sonu çalışıp tamamlamam gereken işlerim oluyor.
Bu durumda yaşasın evde yarım güncük geçecek sorumsuz saatler.
Evde geçen sorumsuz saatlerime ilk olarak çiçeklerimin suyunu değiştirerek başlıyorum.


Artık pek aldığım günkü gibi değiller ama idare ediyorum.
Çiçekçi "dayanır" demişti de ihtimal vermemiştim.


Yeni mum hala yeni.
Evet kıyamadım itiraf ediyorum ama bu gün kullanmaya başlayacağım.


Şu hafta sonu tamamlanacak işlere başlasam çok iyi olur.
Vakit nakittir.


Ki sonra bana olan biteni kavratacak ya da yeniden hatırlatacak 
kitaplarıma yeniden bir göz atabileyim.
Yugoslavya'ya , Mısır'a  , Libya'ya ,Irak'a ne zaman 
emperyalist destekli 
bir eylem uygulansa her zaman emperyalist ülkeler
 bir slogan bulup ona sponsor olmuşlar.
Barış ,adalet ,hürriyet ,demokrasi.
Ve nedense ucu amerikan derin devletine ve siyonist para babalarının uşaklarına dek dayanmış.
Sponsorlar önemli.
Bu ara Türkiye'de de doğru bir amaç için yanlış bir yöntem tercih ediliyor ya.
Bir taraf kaşıyor öbür taraf kaşıntım var diyor.
Negatif etkiyi de pozitif etkiyi de yaptıran aynı el.
Aynı amerikadaki sistem gibi.
Kendi ülkeleri için halka iki seçenek ,
iki kanat sunuyorlar ya.
Ve iki kanat da seçim öncesi ne derlerse desinler sonuçta amerikalıları da yiyen 
derin amerika tarafından yönetiliyorlar.
O yüzden küresel sponsorlara itibar etmemekte fayda var.
(Yani itibarlı sıradan insanlar için söylüyorum.
Bol paralı itibar sahiplerinden bahsetmiyorum.)
Görünen gerçek bambaşka çıkabilir.
O yüzden bölünmüş ,ayaklanmış ,kışkırtılmış ,
dünyaya yanlış anlatılmış ülkelerin 
tarihlerine yeniden bir göz atıp dersler çıkarıyorum.
Artık sesini dünyaya duyurmak isteyenlerin kimi kast ettiğini 
yaşamış tecrübelere bakıp yeniden değerlendiriyorum.
Yani cuma gecemi beynime yatırım yaparak değerlendiriyorum.
Sizler de yapın .
Faydalı.

Posted in , |

Bayram Tembeli

Bayramın  ortası geldi bile .
Şehir beklendiği gibi boşaldı.
Herkes kısa da olsa bu tatil fırsatını değerlendirdi.
İlk gün misafirlik işi çok kısa sürdü.
Bu gün şehirde yapılacak tek şey alışveriş.
Ben de ufacık bir alışveriş ile değerlendirdiğim bu günümü ;
sonrasında kendime bakma günü olarak tamamlayacağım.
Onun için bu günkü alışverişimin teması , doğal olarak nitelendirebileceğim bakım ürünleriydi.


Bitki ve mineral içerikli sabunlardan vazgeçemiyorum.
Bu konuda her zaman tercihim yerli malı yurdum malı 
olandan yana oluyor.
Sabun olmadan gerçek bir temizlik olmadığını düşünüyorum.
Evde bakım için olmazsa olmaz iki üründen biri 
hindistan cevizi yağı.
Pek çok amaçla kullanılabilir.
 Oneva markasını eskiden çok zor bulabiliyordum.
Bir kaç yerde vardı.
Son yıllarda hindistan cevizi yağı popülerliğini arttırınca 
her yerde bulunabilir oldu.
Aslında çok da iyi oldu.
Büyük şehirlerde kolay ulaşılabilir olduğu gibi olduğu gibi
diğer illerde de kolay ulaşılabilir olsa keşke.
Ama her yerde her şey bulunmuyor malesef.
Mesela beyaz kil.
Bir çok kozmetik malzemesinin içinde var.
Şehirde aktarlarda kolaylıkla bulunabiliyor.
Ama bir ay başka bir yere gitseniz yok.
Bu söylediklerimle sınırlı değil sadece gıda malzemelerinden bazıları da Anadoluya çıkınca bulunmuyor.
Kefir mesela ,
kefir mayası mesela , karabuğday mesela ,glütensiz gıdalar mesela  , bazı ilaçlar mesela .
Neden ulaşmak için şehirden getirtilmesini beklemek zorunda olunuyor bir türlü anlamıyorum.
İnsan her yerde insan değil sanırım.
Alışverişimden başladım yine konuyu nerelere getirdim.
Neyse efendim devam ediyorum.
Aldığım bir diğer bakım gereci ise silikon başlı maske fırçası.
Ve hepsi de bu kadar zaten.
Kendime şimdi ev yapımı bir cilt maskesi hazırlayacağım.
Ara sıra uyguladığım bu maske beni cilt lekelerinden 
kimyasal bir madde kullanmadan kurtarıyor.
Tabi sürer sürmez aniden yok oluyorlar demiyorum.
Hafifletiyor diyebilirim.


Temel malzemelerim beyaz kil ve buğday nişastası.
Ben yaklaşık birer çay kaşığı kadar kullanıyorum.


Olabildiğince metal kasık ve ya kap kullanmamaya çalışıyorum.
Her zaman maskelerim için kullandığım cam kapta ve silikon fırça ile hazırlıyorum.
İki toz ürünü karıştırdıktan sonra cildimin sorun çıkarmadığı bir sıvı ile karıştırıyorum.
Bazı öneriler yoğurt eklenmesini söylüyor bazıları bitkisel yağlar ekliyor.
Ben de cildimin durumuna göre hindistan cevizi yağı ya da bazen sadece su ile
bir macun kıvamına getiriyorum.


Her uygulamada yeni bir karışım hazırlıyorum.
Bir çay kaşığı ölçüsü tek kullanım için yeterli ölçü ve 
elle ile hazırlamak da 
sürmek de temizlemek de zor olduğundan
bu kez maske fırçası işimi kolaylaştıracak.
Bu maske cildimde yaklaşık 10-15 dakika süre boyunca kalıyor.
Bazen cildimde gerilme beni rahatsız ederse erken 
yıkadığım da oluyor.
Ciltten temizlemek için akan su altında iyice yıkamak gerekiyor.
Uygulama sonrasında ciltte duru bir görünüm oluyor ve koyu kırmızı ya da kahve lekelerin görünümünde hafifçe azalma oluyor.
Haftada 1 kere uyguluyorum.
Ve ciltteki düzelmeyi gözlemliyorum.
Bu benim hayatımda dönem dönem uyguladığım bir maske.
Özellikle sivilce sorunu yaşayıp izlerden kurtulmam gereken zamanlarda.


Hindistan cevizi yağını kullandığım bir başka alan da saçlarım.
Özellikle ani ısı değişimlerinden etkilenerek yıprandığı zamanlarda.
Şimdi oturup kişisel bakımlarımı yapıp dinleneceğim.
Bir bardak yeşil çay da bana bu keyif saatlerinde eşlik edecek.
İşim bittiğinde yeni bir güne tertemiz ve dinlenmiş olarak 
hazır olacağım.
Oooh.
💞 💤

Posted in , |
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Alisveris Guncesi

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.