Archive for Ocak 2017

Yine Olmadı

Yangından mal kaçırır gibi 
başlayıp biten bir aydı ocak ayı.
Türkiye için nasıl kötü başladıysa öyle kötü sürdü.
Her ne kadar iyi bir hayat için akıllı mantıklı bir yıl dilemiş olsam da 
aklı olmayandan akıl dilemek hiç de mantıklı bir davranış değilmiş.
Biraz saflık etmişim.
Hatta salaklık.
Ama ben salaklık edebilirim .
Başından beri başka bir şey olduğumu iddia etmiyorum.
Aziz Nesin 'in Türk milleti için verdiği oranın da çok safça olduğunu düşünüyorum.
O oran bu gün çok daha fazla.
Ve Nazım Hikmet'in vatan haini ilan edilmesine sebep 
"Amerikanın yarı sömürgesi olmaksa" o gün ;
bu gün için bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete dersem 
salakça tavrımı sürdürmüş olur muyum ?
Varsın olsun.
Bu gün salaklığım konusunda çok formdayım ve gelecek günlerde de
bu konuda toplumu kendime örnek almaya devam edeceğim.
Hayallerim hep Türk Toplum,u için Hayır'lı günlerin gelmesi yönünde.
Bunları düşünmeden bir gün geçirebilmek artık çok zor.
Bir insan süzme salak bile olsa geleceğini düşünmek zorunda.
En azından bu salak (oh lala) böyle.
Hadi bakalım kolaysa bir günü eskisi gibi normal geçirmeyi deneyeyim.
Bunu tüm bu konuları unutmaya çalışarak yapmaya çalışacağım.
Aklımı nasıl boşaltabilirim?


Yatakta zaman geçirmeyi uzatmayı deneyebilirim.
Bu arada da sağlık ile ilgili yazılar okuyabilirim.
20 Şubattan itibaren dolar kurundaki değişiklik sebebi ile 
(Bu arada hiç bir ülkedeki
dolara karşı milli paradaki değer kaybı 
Türkiye 'dekinden fazla değilmiş 
ve bunun sebebi riskli sistem değişikliğiymiş.)
 tüm sağlık hizmetleri ve ilaçlar zamlanıyor.
Sağlık haberleri okumak , 
ulaşamayacağım ciğere uzaktan bakmak gibi.
Moralim düzelmedi.
Kahvemi içeyim.
Biliyor musunuz Etiyopya'daki kahve üreticileri kahve üretimi için günlük ücret olarak sadece 1 dolar kazanıyorlarmış.
Ve etiyopya dünyanın en bilindik kahve üreticilerinden.
Ülkede 15 milyon kişi bu işte çalışıyormuş.
Ama bildiğim kadarı ile etiyopya kahvesi öyle çok da ucuza satılan bir kahve değil.
Şu zincir dükkanlarda görmüşsünüzdür.
Dark roast , medium roast olarak paketlemiş olarak.
Siz aldınız mı bilmiyorum.
Ben o paketlerden hiç almadım.
Ama sadece 1 bardak kahve Amerika'da 3 dolara satılıyormuş.
Belki ben de 3 dolara içmişimdir ve haberim olmamıştır.
Bu bana meyve sebze üreticimizin malını iç piyasada ürettiği fiyattan halka ulaştıramayıp aracılarla 
ürettiğinin 
3-4 misline çürümekten kurtarıp azıcık para karşılığı 
elinden çıkarabilmesini hatırlattı.
Ne alaka değil mi?
Mesela fındık .
Türk fındığı bir zamanlar ham madde olarak dünya üreticileri için prestij simgesiydi.
Mesela içinde Türk fındığı bulunan 
fındık ezmesi ya da çikolata ...vs.
Şimdi fındık ne durumda ?
Bildiğim kadarıyla kaderi aynı etiyopya kahvesi gibi.
Üreten çiftçiden ürettiğini yok pahasına almaya çalışan yabancı şirketler üretenden çok kazanıyor.
Şirketler kazanıyorsa ülke ekonomisi kazanmıyor demektir.
Pamuk ?
Tahıl ?
Su ?
Ah yine aklıma Nazım Hikmet geldi.
Halbuki bu konuları unutacaktım.
Zaten benim üzerime vazife mi ?
 Yaşamın bir parçası olduğu için 
aklıma geliyor herhalde.
Ne yapabilirim.


Kahvaltı edeyim.
Kendime bol yulaflı ve sütlü ,enerji vererek soğukta direncimi arttıracak bir kahvaltı hazırladım.
Yulaf paketinin üzerinde Türk malı yazıyor.
Umarım Türk malıdır.
Emin olmak çok zor.
Bir çok Türk malı Türkiye'de yabancı şirketler tarafından satıldığı için
bunun doğruluğundan emin olabilmeme de imkan yok.


Hava soğuk.
Petrol ürününden az yün ile üretilmiş bir kazağım var.
geçen sene indirimden almıştım.
Bu sene indirim takip etmek bile istemiyorum.
Geçen sene aldığım her şey henüz yepyeni.
Doğal gazı fazla kullanmıyorum.
Onu da Rusya'dan alıyoruz ya.
Sanırım Rusya Atatürk Türkiye'sinden ayrılan 
yeni şeyden yana rahatsızlık duymuyor.
(Şey dedim ne olduğunu ben de bilmiyorum.)
Kalın kazaklar 
kışın gereksiz harcama yapmaktan beni kurtarıyor.


Sonbaharda alığım kozmetikleri az az kullandığımdan 
hala bitiremedim.
Ucuz bir parfüm almıştım.
Bir ucuz parfümü bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim.
Bundan sonra da ara ara bu çeşit denemeler yapmak istiyorum.
Ucuz parfümler genellikle çok pahalı parfümlerim muadilleri oluyor.
Ve kullandığım bu göz çevresi kremi maalesef vaatlerini gerçekleştiremedi.
Pazarlaması çok iyi ancak yaşattığı his vaatler kadar  gerçekçi değil.


Şu ana dek kafamı ekonomiden ve hayatın attığı kazıklardan uzaklaştıramadım.
Artık aklımı boşaltmak için yapabileceğim tek bir şey kaldı.
Kendimi işe vermek.
Çalışmak ,çalışmak ,çalışmak.
Her şeye kendimi kapatmak için tek çarem bu.
Ancak elime geçen miktar normal bir insanın tüm temel ihtiyaçlarını sağlayabilmesi için 
yeterli olan bir miktar değil.
İnsanca yaşamak için insanların insan olduklarını,
insan üstü varlık rolü yapınca başka bir şey olmadıklarını anlamaları gerekiyor.
Yani çalışanlar bilirler 7-24 çalışmamız beklenir bizden ve 
hiç bir zaman 
yöneticilerimiz için yeterli değildir.
Ve asla yaşadığımız ülke bize emeğimizin karşılığını tam olarak veremez.
Bizler ekmeğimizi taştan çıkarırız ama bize ekmeğin 1/5 'i 
ya düşer ya da düşmez.
_
Yine denedim ve aklımı hayattan uzaklaştırmayı beceremedim.
Denemeye devam edeceğim.

Posted in |

Sağlık Olsun

2017 yılının ilk alışveriş günü.
2017 yılında ilk aldığım kişisel malzeme sağlık için gerekli olanlar oldu.
Yıla ağız ve diş sağlığına yatırım yaparak başlıyorum.


Daha önce methini duyup merak ettiğim ama
 fiyatı yüzünden yanına yaklaşmak istemediğim marvis diş macununa indirimli 
olarak denk gelince bir kerelik bile olsa denemek istedim.
Gerçekten etkili mi şehir efsanesi mi?


Bu minik jiletleri de piyasaya çıktığında denemek istedim ama 
benzer sebeplerden erteleme kararı almıştım.
İndirim de denk gelince tanışmamız kaçınılmaz oldu.


Son parça elbette ki diş fırçası.
İndirim zamanı çok pahalı olan kişisel gereçler çok alınabilir fiyatlara iniyor.
Bunlar temel ihtiyaç.
Ben sağlık ve hijyen için gerekli olan malzemelerin yokluğuna dayanamıyorum.
Ya sizler?

Posted in |

Olmuyor

Hafta sonunun verdiği yorgunluğu 
üzerimden atamadan yeni bir hafta oldu bile.
Yılbaşından sonra gelen kar ile ve daha sonra gelen karmaşa ile ilgilenmem gerektiği için
bu ara kendimle hiç ilgilenemiyorum.
Halimden hiç memnun değilim.
Hem de hiç.
Güne spor ile başlamıyorum.
Hatta hiç yapmıyorum.
Metabolizmam bu ara kış uykusuna yatmış ayı gibi.
İçimden hiç bir şey gelmiyor.
Üzerime bir ölü toprağı serpilmiş gibi.
Beli-ki yorgunluktan, belki mevsimden , belki başka bir şey.
Bu sabah kalkıp yeniden umutla hayata başlayabilmek için dünden kendime ekmek pişirdim.
Bu kez metabolizmamı hızlandırmak için biraz baharat ekli.
Bunu düşünmek bile belki beni tembellik etmekten kurtarır.


Hadi kalktım.
Heme kalın giysileri giymeli.
Kış en sevdiğim mevsim değil.
Kedilerim hep kış mevsiminde benden ayrıldı.
Kışı sevemiyorum artık.


Güzel bir şeyler düşünecektim değil mi?
Ekmek.
Evet ekmeğim güzel kabarmış ve yumuşacık.
Umarım tadı da güzel olmuştur.
Yumurta da şansıma çift sarılı.
Bu günün güzel sürprizi bu olsun.


Kahvaltı sonrası henüz çok erken bir saatken daha zinde hissetmek için
 güzel bir banyo yapacağım.
Şöyle yerli mallarını kullanarak bir temizleneyim.
Hala ara sıra çıkıp yerli malı açık sabunlardan alıyorum.
Değişik içerikleri seviyorum.


Duş bitti.
Soğuk havada vücuduma ısıtan bir selülit jeli ile masaj yapmak için zamanım var mı?
Belki bir kaç dakika.


Yine hile yapıyorum.
Moral motivasyon için renkleri kullanıyorum.
Bu ara gülümsemeyi başarabilmek pek kolay değil.
Ama oturup somurtarak da hiç bir yere varamam.
Hayata umutla bakmak gerek.
Evet ama insanın bazen kötü günleri de oluyor.
Ne yapsam da bazen güne pozitif başlamak benim için bile çok zor.
Hiç ümidimi yitirmezdim ne oldu bana.

Posted in , , |

Karmaşa

Bazen hayatta can sıkıcı şeyler oluyor .
Küçük bir hata bazen dönülemez bir duruma sebep olabiliyor.
İş işten geçtikten sonra ne kadar hayıflansak da boşuna.
Uzunca bir süredir artık kontrol edemediğim bazı durumlar yüzünden doğru düşünemediğimi 
hissediyorum.
Ve basit ama hayati hatalara sebep olabiliyorum.
Kafam pek çok şey ile ilgili ve darmadağın.
Artık her şeyi unutuyor ya da kendi haline bırakıyorum.
Belki de bazen aniden sabrım bitiyor.
Bu hafta sonu kendime biraz zaman ayırıp hayatıma biraz çeki düzen vermeye ihtiyacım var.


Güne hızlı bir kahvaltı ile başlıyorum.
Yumurta ve sert bir kahve.


Yapmayı sürekli ertelediğim evi kolileme işime başlıyorum.
Bu geniş kapsamlı bir eleme ,gruplama ve yerleştirme işinin ilk aşaması.
Kocama kolilerim var.
Hani şu taşıma şirketlerinin kullandıklarından.
Bu gün vaktimin çoğunu bu iş alacak.


Arta sıra ufak molalar verip devam edeceğim.
Dinlenmek için en güzel şey bir bardak sıcak içecek.


Gün bitiminde yorgunum.
Ama bunca şeyi nasıl tekrar eleyip yerleştireceğime karar vermek için nette 
geniş çaplı bir araştırma yapıyorum.
En ekonomik ,en kullanışlı ve işlevsel.
Bir de elediklerimi nasıl değerlendireceğim.
Ya da ne yapacağım.
Düşünecek ve programlayacak çok şey var.
Yaptıkça beynimi daha az işgal edecek.
Bunu yapmalıyım ve yapıyorum.
Hadi bana kolay gelsin.

Posted in , |

Dahili Ve Harici

Ayın 18-20'sinden beri yüzümü güldürecek  , 
beni rahatlatıp mutlu edecek bir şeyler bulmaya çalışmaya devam ediyorum.
İnsanın içi rahat değilken mutlu olmaya çalışması çok zor.
Normalde işe yarayan hiç bir şey işe yaramadı.
Ne yapsam 
 vekiller kendi seçmenleri ile bağını kesince (milliyetçi cephe) 
başka vekilleri araya koyup (cumhuriyetçi cephe)
"bari siz bizim derdimizi anlatın." diye 
halkın ricada bulunduğu vekiled
saycı (şu an için belirsiz) cephe kadınlarının 
bir erkeğin el hareketi ile 
şiddet uygulamasını anlayamıyorum.
Halk vekiline ulaşamıyor.
Vekil halkı dinlemiyor.
Kendini feshediyor.
Yetkilerinden vazgeçiyor.
Bunu da kaldırmaya çalıştığı rejimin 6 ilkesinden biri uğruna yapıyor ?!?
Olamaz herhalde.
Başka bir uğurda olmalı.
Hangi ülkenin çıkarları uğruna yapıyor?
Hakkında bir kitap yazılıyor.
(Devlet Bahçeli Ve Ülkücüler Hakkında Her şey-Sabahattin Önkibar)
Telaşa kapılıyor.
Neymiş bu uğrunda vatanından , görevinden , tabanından vazgeçmesine sebep olan büyük sırrı.
Milliyetçi ve muhafazakar diye biliniyor ama hayatında bilinmeyenlerin ortaya çıkmasından duyduğu korku ;
neden her şeyden duyduğu korkunun üzerinde?
Bu uğurda Türkiye'yi  bölünmeye götürüyor.
Farkında mı , blinçli mi yapıyor acaba ?
Acaba bu kez de o mu kandırıyor şu her zaman kandırılanları ?
Yoksa biz Türk milleti mi kandırılıyoruz ?
Kim kimi kandırıyor ?
 Bu ara aklımda hep bunlar.
Kendi kendime sormadan edemiyorum.
Acaba sizler sormuyor musunuz ?

Biliyorum.
Eften püften konulardan bahsediyorum hep.
Ama durum buyken size bizi bölmeye çalışan ülkelerin 
yeni çıkan ürünlerinden 
bahsedemiyorum.
Ya da Türkiye'ye dolar ile giren ve Türk lirası ile satın aldığımız ürünlerin etkilerini anlatamıyorum.
Dolar arttıkça fakirleşiyoruz .
Evet .
Ama yarın bu fakirlik günlerimizi bile arayıp aramayacağımızı bilemiyoruz.
Yıllardır eşime dostuma , buradan sizlere 
Banu Avar kitapları okumalarını , böylece amerikanın planlarını daha  kolay anlayabileceklerini söylüyorum.
Okuyor ya da okumuyorlar.
Okuyor ya da okumuyorsunuz bilmiyorum.
Kimler okunuluyor ya da okunulmuyor , 
ne düşünülüyor ne yapılıyor anlamıyorum.
Ama bazı kişilerin kasıtlı olarak amerikan çıkarları doğrultusunda hareket ettiği de açık.
Sanki derslerini çalışmış iyi anlamış ve önlem almak yerine amerikanın çıkarlarına en iyi zemini
hazırlama derdindeler.
En azından halktan bakınca olay böyle görünüyor.
Bu işi Türk halkına detaylı olarak anlatmaları lazım.
Neyi neden yapıyorsunuz?
_
Biliyorsunuz bizde bir söz vardır.
Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.
Yine de anlatın.

İnkar ve İkrar


Devletin varlığı ve bağımsızlığını, 
vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, 
milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini 
koruyacağıma; 
hukukun üstünlüğüne, 
demokratik ve lâik cumhuriyete 
ve Atatürk ilke ve inkılaplarına 
bağlı kalacağıma;
 toplumun huzur ve refahı,
 millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde 
herkesin
 insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden 
ve "Anayasa'ya sadakatten 
ayrılmayacağıma; 
büyük Türk milleti önünde 
namusum ve şerefim" üzerine 
ant içerim.

 diye yemin etmiş olan milletin vekilleri 
bu yeminin aksine hareket ederek
neyi kanıtlamaya çalışıyorlar?

Herkese Teşekkür Ederim

Ocağın ortası geldi bile ve ben 
hala azar azar hediyelerimi açıyorum.
Artık sonuna geldim.
Bu gün sona kalan bir kaç paketi de açınca yavaş yavaş
 yılbaşı atmosferinden uzaklaşmayı
 ve 
kış için yenilerle 
yeni bir atmosfer yaratmaya çalışmayı umuyorum.
Biraz tuhaf bir cümle oldu.
Bu aralar kafam biraz fazla karma karışık.
Aklımı hayatın zorlayıcılığından uzaklaştıracak olan 
hediyeleri açmalıyım.
Hadi başladım.


Paketlerden birinin içinden kırmızı bir oje çıktı.
İnglot.


Ünlü mary lou bir arkadaşımın inatla denemem için ısrar ettiği aydınlatıcı.
Ben fazla parlak olmayı sevmediğimi söyledim.
Elimde kullandığım ürün bitmeden almayı reddediyordum.
O yine de bana almış.
Peki tatlım.
Deneyeceğim.
Yeni fan fırçam ile denerim olur mu ?
Bir de şekerim var.
Teşekkür ederim.
Şimdi diğerlerini de açalım.


Paketin birinden yine makyaj fırçaları çıktı.
Şimdi 2 tane fan fırçam var.
Bir yeni trend fırçalardan diğeri likit ürünler için .
Fondöten fırçası gibi bir şey ama düz bir biçimi var.
Kılları çok yumuşak.
Sanırım sentetik de değil.
İlginç.
Tamam deneyeceğim.
Diğer paket tahmin edilebilir duruyor.
Onu da daha sonra açarım.
Bu sene birbirimize ne istediğimizi sormamız 
hem iyi oldu hem de kötü.
Seneye daha iyi bir planlama yapmalıyız.
Böylece fazladan olanlarda birbiri ile çatışma olmaz.
Değişim kartı da yok.
Olmasın ; henüz hiç birini değiştirmeyi düşünmüyorum zaten.
Teşekkürler .
💕

Posted in |

Paket Açmaya Devam

Hayatın gerçeklerine karşı 
kendimi kandırmaya devam etmek 
belki saçma bir davranış tarzı 
ama
böyle hareket etmezsem sadece gerçekler arasında boğulup kalırsam hayatın yaşanır bir yer 
olduğuna dair inancımı yitirebileceğimden 
mutlu bir yılbaşı gecesi hayalimi sürdürmeye devam ediyorum.
Belki onun için hediyelerimi ay boyu yavaş yavaş açmayı,
kullanmayı , tadını çıkarmayı tercih ediyorumdur.
Yılbaşı gecesi senede bir kere yaşanan bolluk ve tasasızlık gecesi.
Ertesi gün ağır sorumluluklar , vergiler , zamlarla belimizin büküleceğini bile bile 
yılın son gününü mutluluk dağıtarak geçirmeyi tercih ettiğimiz bir zaman.
Senede bir kerecik oluyor.
Ve işte yep yeni bir ay yaşıyoruz.
Yaşayacağımız zaman muhtemelen geçen yılı aratacak.
Her sene bir önceki yılı aratıyor.
Zamanı  "iyi " olmayı denemeyi tercih etmediğimiz şekilde boşa harcıyoruz.
En azından canı yanmayanlar bunu bu şekilde yapıyor.
Benim hayattan uzaklaşıp tatlı hayaller kurarak kendimi avutmayı isteyişim bundan olsa gerek.
Bu gün de benim için tatlı bir avuntu günü olsun.
Kalan hediyeleri açmayı sürdüreyim.


Bu gün kitaba en çok benzeyen paketleri açacağım.
Umarım beklediğim kitaplar bu paketlerden çıkar.


Kitaba benziyorlar.
Daha fazla dayanamayacağım.


İşte bu.
Banu Avar'ın kitabı.
Zemberek.
Arka yüzü sizlerle paylaşmak isterim.
Bu kitap belki ilginizi çeker.
_
"Sahne önündekiler o kadar güzel ,yumuşak ,iyicil maskelerle ortalıktalar ki ,arkadaki kan içicileri görmek zorlaşıyor.
Her kanaldan dünyaya akan yalan rüzgarının sonucunda ,
toplumlar sahnedeki oyunu göremedikleri gibi ,onları aldatan maskeli aktörlerin savunucularına dönüşüyorlar.
Hani , "Ne yapmalı?" diye soranlar var ya...
Bize göre bu konuda yapılacak en güzel görev ,önce sahne arkasını görmeyi öğrenmek,
sonra da görmeyenlere göstermektir."
_
Benim için her zaman ufkumu genişleten farklı bakmayı öğreten biri.
Kendisini sevgi ve ilgi ile takip ediyorum.
Söyledikleri öyle yabana atılır ,kulak ardı edilebilir gibi değil.
O yüzden bu kez de ne anlattığını öğrenmek istediğimden kitap listemin en başında Zemberek bulunuyordu.
Bir kaç yıldır bunu yapıyoruz.
Kalabalık olarak bir araya geliyoruz ve 
birbirimize almayı istediğimiz ya da 
ihtiyacımız olan şeyleri alıyoruz.
Bazen sürprizler de oluyor , mesela fincan benim için sürpriz.


Yine kitap benim için sürpriz değil.
Bir süre öncesine kadar düzenli olarak koşu yapmaya çalışıyordum.
Daha mütevazi bir söylemle koşu yapmayı öğrenmeye çalışıyordum diyebilirim.
Çünkü ancak öğrendiğim kadarı ile antremana çıkabiliyordum.
Sanırım benim yaptığıma koşmak denmez.
Ama sistemini öğrenmeyi çok istiyordum.
Sistem anlatan bir kitap olduğunu öğrenince hediye listeme 
bu kitabı da ekledim.
Alındığı için çok memnunum.
Açık havada spor yaparken hastalanmaktan çok korktuğum için karlı  ve sağanak yağışlı günlerde çıkmadım 
ve 
şu ara kendimi çok formsuz ve mutsuz hissediyorum.
Yeniden başlamak için sabırsızlanıyorum.
Kitap da benim için yol gösterici olacaktır.
Ve patikler çok tatlıymış.
Onlar sürpriz.
Böyle patikler geçen sene de gelmişti , onları çok severek giyiyorum.
Bunları da yabanlık olarak bir kenara kaldırabilirim.
Belki eskiler iyice yıpranana dek saklarım belki de kullanır eskitirim.
Çok çok sevdim.
Teşekkür ederim.
💕

Posted in |
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.