Bu gün yazacağım konu bu aralar hayata bakış açımın değişmeye başlaması ile alakalı.
Son yıllarda sürekli olarak sağlık sorunları yaşamaya ve sık sık hasta hanelere kontrole gitmeye başlayınca mutfaktaki bazı alışkanlıklarımı değiştirmeye ve farklı
şifalı gıdaları evimde bulundurmaya karar vermiştim.
Bu gün de bunu yapacağım.
Aslında uzunca bir zamandır bilinen bir gıda ile yeni tanışacağım.
Buğday Ruşeymi.
Buğdayın kalbi , buğday özü ,buğday embriyosu çeşitli şekillerde tarif ediliyor.
Bu güne dek bu gıdanın benim için yeni bir gıda olacağını düşünüyordum ama biraz araştırınca aslında Anadolu insanı için yeni bir gıda olmadığını gördüm.
Daha önceleri bilmeden tüketmiş olabileceğimi umuyorum.
Mesela geleneksel olarak üretimi süren ekmeklerimizin içinde.
Umarım tüketmişimdir.
Çünkü Anadolu'nun geleneksel ekmeğinin içinde özünü ve yararlı yapısını barındıran yararlı ekmeğin hala üretildiğine inanmak istiyorum.
Buğdayın özünün un yapım sürecinde buğdaydan ayrıştırılması ile elde edilen
ruşeymin ekmekten ayrı halini
ilk kez tüketeceğim.
Aslında Türk milleti 1948 yılına dek yani Türk tarım politikalarının tamamen değişmesine ve
tarım ve fırın makinelerinin yurt dışından alınmasına dek geçen süre içinde
ekmeği tam ve en sağlıklı şekli ile üretip tüketiyormuş.
1947 yılında 2. dünya savaşı sonrası avrupanın ekonomik açıdan bulunduğu zor durumdan kurtarılmasını bahane eden amerika ,pollyanna edası ile ortaya çıkarak
arzu eden ya da ihtiyaç duyan ülkelere verilmek üzere bir ek yardımdan bahsetti.
İşte her şey bu yardımla başladı.
Yardım elbette ki avrupa ülkelerinin çıkarlarına hizmet edecek şekilde planlanmıştı.
Bu sayede Türkiye ve benzeri ülkeler avrupa çıkarlarına hizmet edecek şekilde
gerekli gereksiz her şeyi aldı.
Basitçe söylemek gerekirse o dönem ve devamında avrupanın hiç bir işe yaramaz gördüğü ne varsa ülkemize girdi.
Ve atadan gelen alışkanlıklar yavaş yavaş terk edildi.
Bu dönemde üretim ekonomisinden uzaklaşıldı.
Atatürk'ün tarım politikası yerini amerikan tarım politikasına bıraktı.
Tüm alışkanlılarımız reklamların,türkülerin,tekerlemelerin kandırmacalı süreci içinde
kolaylıkla yeniden şekillendirildi.
Yeni yaşam içinde hızlı üretmeye,hızlı tüketmeye ,sağlıksız beslenmeye,tarımda kimsayal ilaç kullanmaya ve
her şeyi dışarıdan almaya ,
pahalı üretim yapmaya ,kendimize yetmemeye ve kolaycılığa hatta tembelliğe alıştırıldık.
İlerleyen süreç hem Türkiye ekonomisi hem de Türkiye siyaseti açısından batağa dönüştü.
Bu gün gelinen süreçte sıkıntı içinde yardıma ihtiyaç duyan ülkeler avrupa ülkeleri yani gelişmiş ülkeler ile aynı şekilde besleniyoruz.
Yani bize kullanılmaz buldukları her şeyi satarak zenginleştiler.
Bizse o süreçte hem maddi olarak yıpranır ve gerilerken hem de sağlıksız beslenmeye alıştık.
Mesela
amerika bize mısır yağı sattı.
Türklere zeytinyağı için Türkiye'de kara propaganda yaptırıldı.
Zeytin ağaçları söküldü ve zararlı olduğunu iddia ettikleri zeytin yağını iddia sahipleri satın aldı.
Beyaz ekmek övüldü.
Halbuki ayrıştırılmış beyaz ekmek buğdayın faydalı içeriklerini barındırmıyordu.
Zaman içinde ekmek,şeker, yağ, süt ,et ...her şey değişti.
Her şey değişince insanlar da değişti.
Artık kalp ,damar hastalıkları ,şeker hastalığı ,
kanser ve obezite sıradan ve yaygın hastalıklar haline geldi.
Ve iyileşmek için şifayı da bize bu hastalıkları veren ülkelerden bekliyoruz.
İşte bunları bilince ve öğrenince artık gıda tüketiminde kaybolmuş alışkanlıkları
yeniden kazanma isteği duyuyor olmam çok normal öyle değil mi?
Yapabildiğim doğruları yapmaya devam edeceğim.
Tüm bu sorunların çözümü topraklarımıza ve eski geleneksel tüketim
şeklimize geri dönmekten geçiyor olabilir mi.?
Mesela buğdayın içindeki ruşeym neden bu kadar önemli.
Nedir buğdayın kalbinin faydası.
Emeğin sağlıklı olması için neden ruşeyme ihtiyacı var.
Hemen anlatayım.
Bir kere içerisinde E vitamini var.
E vitamini yaşlılığı geciktiriyor ,hücre zarının dayanıklılığını sağlıyor.
Bağışıklık sistemini destekliyor ve kanserin önlenmesinde önemli bir role sahip.
Kalp hastalığı riskini azaltıyor.
Pıhtı azaltıcı etkisi kanın akıcılığını sağlıyor.
Glisemik endeksi düşük olduğu için diyabetli hastalarda damar tıkanıklığının
önlenmesine yardım ediyor.
Uzun süre tok kalmayı sağlıyor ve şekeri yavaşça yükseltiyor.
Ayrıca sinir sistemi hastalıklarında da fayda sağladığı görülmüş.
İçindeki protein,mineraller ve faydalı yağlar sayesinde metabolizmayı çalıştırır ve enerji verir.
Hanımlar bu gıdayı tüketin çünkü yaşlılık sürecini yavaşlatıp cildi güzelleştirir.
Ayrıca kısırlık tedavisi sürecinde de etkisinden faydalanılabilir.
Ruşeymi salatalara,süte,yoğurda,çorbalara ya da yemeklerin üzerine baharat olarak ekleyebiliriz.
Ayrıca ev yapımı tüm hamurlu gıdalara ekleyebiliriz.
Hafifçe tatlı çok hoş bir lezzeti olduğunu da ayrıca belirtmeliyim.
Çok kıymetli bir gıda ;
1 ton buğdaydan ancak 1 kg ruşeym elde edilebiliyor.
Bu yüzden kendime bu kadarcık kıymeti çok görmedim.
Siz de kendinize değer vermeyi ihmal etmeyin.








