Archive for Haziran 2016

Buğday Ruşeymi

Bu gün yazacağım konu bu aralar hayata bakış açımın değişmeye başlaması ile alakalı.
Son yıllarda sürekli olarak sağlık sorunları yaşamaya ve sık sık hasta hanelere kontrole gitmeye başlayınca mutfaktaki bazı alışkanlıklarımı değiştirmeye ve farklı
şifalı gıdaları evimde bulundurmaya karar vermiştim.
Bu gün de bunu yapacağım.
Aslında uzunca bir zamandır bilinen bir gıda ile yeni tanışacağım.
Buğday Ruşeymi.
Buğdayın kalbi , buğday özü ,buğday embriyosu çeşitli şekillerde tarif ediliyor.


Bu güne dek bu gıdanın benim için yeni bir gıda olacağını düşünüyordum ama biraz araştırınca aslında Anadolu insanı için yeni bir gıda olmadığını gördüm.
Daha önceleri bilmeden tüketmiş olabileceğimi umuyorum.
Mesela geleneksel olarak üretimi süren ekmeklerimizin içinde.
Umarım tüketmişimdir.
Çünkü Anadolu'nun geleneksel ekmeğinin içinde özünü ve yararlı yapısını barındıran yararlı ekmeğin hala üretildiğine inanmak istiyorum.
Buğdayın özünün un yapım sürecinde buğdaydan ayrıştırılması ile elde edilen
ruşeymin ekmekten ayrı halini 
ilk kez tüketeceğim.
Aslında Türk milleti 1948 yılına dek yani Türk tarım politikalarının tamamen değişmesine  ve 
tarım ve fırın makinelerinin yurt dışından alınmasına dek geçen süre içinde
ekmeği tam ve en sağlıklı şekli ile üretip tüketiyormuş.
1947 yılında 2. dünya savaşı sonrası avrupanın ekonomik açıdan bulunduğu zor durumdan kurtarılmasını bahane eden amerika ,pollyanna edası ile ortaya çıkarak 
arzu eden ya da ihtiyaç duyan ülkelere verilmek üzere bir ek yardımdan bahsetti.
İşte her şey bu yardımla başladı.
Yardım elbette ki avrupa ülkelerinin çıkarlarına hizmet edecek şekilde planlanmıştı.
Bu sayede Türkiye ve benzeri ülkeler avrupa çıkarlarına hizmet edecek şekilde 
gerekli gereksiz her şeyi aldı.
Basitçe söylemek gerekirse o dönem ve devamında avrupanın hiç bir işe yaramaz gördüğü ne varsa ülkemize girdi.
Ve atadan gelen alışkanlıklar yavaş yavaş terk edildi.
Bu dönemde üretim ekonomisinden uzaklaşıldı.
Atatürk'ün tarım politikası yerini amerikan tarım politikasına bıraktı.
Tüm alışkanlılarımız reklamların,türkülerin,tekerlemelerin kandırmacalı süreci içinde 
kolaylıkla yeniden şekillendirildi.
Yeni yaşam içinde hızlı üretmeye,hızlı tüketmeye ,sağlıksız beslenmeye,tarımda kimsayal ilaç kullanmaya ve 
her şeyi dışarıdan almaya ,
pahalı üretim yapmaya ,kendimize yetmemeye ve kolaycılığa hatta tembelliğe alıştırıldık.


İlerleyen süreç hem Türkiye ekonomisi hem de Türkiye siyaseti açısından batağa dönüştü.
Bu gün gelinen süreçte sıkıntı içinde yardıma ihtiyaç duyan ülkeler avrupa ülkeleri yani gelişmiş ülkeler ile aynı şekilde besleniyoruz.
Yani bize kullanılmaz buldukları her şeyi satarak zenginleştiler.
Bizse o süreçte hem maddi olarak yıpranır ve gerilerken hem de sağlıksız beslenmeye alıştık.
Mesela 
amerika bize mısır yağı sattı.
Türklere zeytinyağı için Türkiye'de kara propaganda yaptırıldı.
Zeytin ağaçları söküldü ve zararlı olduğunu iddia ettikleri zeytin yağını iddia sahipleri satın aldı.
Beyaz ekmek övüldü.
Halbuki ayrıştırılmış beyaz ekmek buğdayın faydalı içeriklerini barındırmıyordu.
Zaman içinde ekmek,şeker, yağ, süt ,et ...her şey değişti.
Her şey değişince insanlar da değişti.
Artık kalp ,damar hastalıkları ,şeker hastalığı ,
kanser ve obezite sıradan ve yaygın hastalıklar haline geldi.
Ve iyileşmek için şifayı da bize bu hastalıkları veren ülkelerden bekliyoruz.
İşte bunları bilince ve öğrenince artık gıda tüketiminde kaybolmuş alışkanlıkları
yeniden kazanma isteği duyuyor olmam çok normal öyle değil mi?
Yapabildiğim doğruları yapmaya devam edeceğim.
Tüm bu sorunların çözümü topraklarımıza ve eski geleneksel tüketim 
şeklimize geri dönmekten geçiyor olabilir mi.?
Mesela buğdayın içindeki ruşeym neden bu kadar önemli.
Nedir buğdayın kalbinin faydası.
Emeğin sağlıklı olması için neden ruşeyme ihtiyacı var.


Hemen anlatayım.
Bir kere içerisinde E vitamini var.
E vitamini yaşlılığı geciktiriyor ,hücre zarının dayanıklılığını sağlıyor.
Bağışıklık sistemini destekliyor ve kanserin önlenmesinde önemli bir role sahip.
Kalp hastalığı riskini azaltıyor.
Pıhtı azaltıcı etkisi kanın akıcılığını sağlıyor.
Glisemik endeksi düşük olduğu için diyabetli hastalarda damar tıkanıklığının
 önlenmesine yardım ediyor.
Uzun süre tok kalmayı sağlıyor ve şekeri yavaşça yükseltiyor.
Ayrıca sinir sistemi hastalıklarında da fayda sağladığı görülmüş.
İçindeki protein,mineraller ve faydalı yağlar sayesinde metabolizmayı çalıştırır ve enerji verir.
Hanımlar bu gıdayı tüketin çünkü yaşlılık sürecini yavaşlatıp cildi güzelleştirir.
Ayrıca kısırlık tedavisi sürecinde de etkisinden faydalanılabilir.


Ruşeymi salatalara,süte,yoğurda,çorbalara ya da yemeklerin üzerine baharat olarak ekleyebiliriz.
Ayrıca ev yapımı tüm hamurlu gıdalara ekleyebiliriz.
Hafifçe tatlı çok hoş bir lezzeti olduğunu da ayrıca belirtmeliyim.
Çok kıymetli bir gıda ;
1 ton buğdaydan ancak 1 kg ruşeym elde edilebiliyor.
Bu yüzden kendime bu kadarcık kıymeti çok görmedim.
Siz de kendinize değer vermeyi ihmal etmeyin.

Posted in , |

Portakal Kabuğu Savaşı

Son zamanlarda ;
yaz mevsimi ama yaza hazır olmadığımdan
hayatımda yeni yer bulan 
malzemeleri kullanarak özellikle bacaklarımı tatil için uygun hale getirmeye çalışıyorum.
Bunu belli bir düzenle ve belli bir sıra ile yapmaya çalışıyorum.
Nasıl mı?


Bu güne dek kullandığım en iyi arındırıcı ile alt bacaklarımdan başlayarak kalçama doğru 
masaj yapıyorum.
Kahve ve saf zeytinyağı ile hazırladığım arındırıcı ile cildime ters yönde yaptığım masaj ,
hem cildimi ölü deriden kurtarıp yumuşacık yapıyor hem de 
uzun sürecek olan masaj ritüelim için iyi bir başlangıç yapmamı sağlıyor.
Her uygulama sonrası ürünü bir süre bacaklarımda bekletip sonra 
doğruca 
duşa geçiyorum.


Güzelce temizlediğim cildimi  derinlemesine arındırmak ve ölü derileri de atmak için 
mutlaka keseliyorum.
Keseleme işlemini de yine aşağıdan yukarıya doğru yapıyorum.


Temizlenip kuruduktan sonra ise sıra kuru fırçalama metoduna geliyor.
Yine ayak bileklerimden başlayarak yukarı baldırlarıma doğru 
fırçalama işlemini hem ön hem de arka bacaklarım için tekrarlıyorum.


Burada önemli olan kan dolaşımının tersine doğru fırçalama yapmak.
Biraz araştırdığımda kuru fırçalama işleminin tüm vücut için uygulanabilir olduğunu gördüm.
Benim için faydalı oldu.
Umarım uzun vadede değişimim daha belirgin olur.
Masajı yapan mı yaptıran mı zayıflar?
Yapan da ben yaptıran da ben.
İyi bir sonuç alacağıma eminim.

Çantamda Bulunsun

Yaz mevsiminde benim için yeni ve kullanımı son derece pratik olan ürünlerle
ihtiyaçlarımı yenilemeye devam ediyorum.


Bunlardan ilki makyaj çıkarıcı mendiller.
Yakın bir zamanda yoğun geçen günlerde çantamda olmasından dolayı kendimi çok rahat hissetmemi sağlayan bu mendillerden biri.
Daha önce Sephora'dan seçtiğim mendil yerine bu kez Superdrug tercih ettim.
Parfüm içermeyen bu mendilleri seveceğimi umuyorum.
Bu ara o kadar çok yoruluyorum ki uyuya kaldığımı fark edemiyorum bile.
O yüzden daha eve dönerken makyajımı çıkarmaya başlıyorum.
Bir diğer ürün Sally Hansen'ın İnstant Cuticle Remover'ı.
15 saniyede tırnak eti çıkarıcı jel. olarak bilinen çok seveni olan bu ürün
kendime zaman ayıramadığım bu zamanlarda beni kurtaracaktır.
Bu manikür yapmak yerine tırnak etlerinin itilerek kolayca temizlenmesini sağlayan 
kuruyan kısımlara nüfuz ederek yumuşatan ve kolayca itilmelerini sağlayan bir jel ürün.
Tırnak etlerimi kesmekten beni kurtaracağını ve yolda giderken bile manikürümü yapabilmemi sağlayacağını düşünüyorum.
Hatta nasırlaşmış kısımlar üzerinde bile etki ettiği belirtilmiş.
Denemek için sabırsızlanıyorum.


Diğeri Batiste kuru şampuan.
Bu ürünün de çantamda bulunmasının faydalı olacağını düşünüyorum.
O yüzden küçük bir boyunu aldım.
Benim saçlarım yağlanmaya meyilli değil.
O yüzden benim için uygun bir ürün olmadığını ihtiyacım olmadığını düşünüyordum.
Yanılmışım.
Batiste Kuru saç tiplerinin bile rahatça kullanabileceği gibi bir ürünmüş.
Özellikle saç diplerine volüm vermek için harika.
Anında istenilen hacmi sağlıyor.
En güzel tarafı da saçta kötü,pudralı gibi bir görünüm yaratmıyor.
Acil durular için harika.
Bir diğer ürünüm kendi kılıfı içinde bir tırnak törpüsü.
Bir süre önce kağıt törpülerle metalleri değiştirme kararı almama rağmen 
her iki tipte törpünün de farklı kullanım amaçları olduğunu 
düşünerek çanta boyu bir tırnak törpüsü satın aldım.
Solingen'in.
Solingen bilinen bu tarz aletlerinin en kalitelisini yapan marka.
Ama aynı zamanda Solingen alman neo nazilerin faaliyet alanıydı.
Solingen ;
almanlar için ve Türkler için kötü anılar barındıran bir şehir.
Sanırım sadece Türkler için.
Belki de bu markayı almamalıydım.

Ev Yapımı Arındırıcı

Önümüzdeki bayram tatiline hazırlık olarak 
ev ile,hayatımın rutini ile ve özellikle de kendimle biraz ilgilenmek için 
bu günü kafamı meşgul edip duran
konulardan bir kaçına çözüm bulmaya çalışarak değerlendireceğim.
Bunlardan biri henüz bayram tatilini planlamamış olmam.
İkincisi dış görünümümle hiç ilgilenmemiş olmam yüzünden
(özellikle bacaklardan)
sıkıntı duymam.
Üçüncüsü de elimde bol miktarda bulunan bazı atsan atılmaz satsan satılmazları nasıl değerlendireceğim.
Mesela yakında anneciğimin verdiği kahve çekirdekleri.
Aslında onları kavurup değirmenden geçirdim ve içtim de.
Öyle harika değildiler ama kötü de değildiler.
Eski kahveyi daha lezzetli hale getirmek için ne yapabileceğimi araştırdım ancak
bulduğum sonuçlar benim sorunumu çözer mi ...emin  olamadım.
Bu araştırmayı yaparken de kahvenin başka bir işte de kullanıldığını öğrendim.
Kan dolaşımını hızlandırarak selülitli görünümü düzeltmeye.
Bu gün bunun için bir arındırıcı hazırlayacağım.


İhtiyaç duyulan malzeme herkesin evinde 
rahatça bulunan çekilmiş kahve ve zeytinyağı.
Hepsi bu.


Kahveyi kullanmadığım ki bir kozmetik kutusunun içine koyuyorum.
İçine zeytinyağını ekleyip iyice yediriyorum.
Sonra kademeli olarak bu işlemi tekrarlıyorum.
Taa ki istediğim kıvamı elde edinceye kadar.


Ev yapımı arındırıcı hazır.
Ben istediğim kıvamı bulmak için daha hazırlarken dayanamayıp ilk denemeyi yaptım.
Arındırıcı olarak çok işe yaramasının dışında hemen durulamadığım için
 bacaklarımda karıncalanma ya da yanma benzeri
bir etki hissettim.
Kan dolaşımının hızlandığına ikna oldum.
Sanırım işe yarayacak.

Posted in , , |

Kahve Yemen'den Gelir

Bu aralar sık sık ailemle birlikte iftar yemeği hazırlamak için toplanıyoruz.
Bazen son derece mütevazi olan soframız tüm hanımların
mutfakta birlikte çalışması ile eğlenceli ,bol muhabbetli ve 
neşeli bir ortama dönüşebiliyor.
Bazen de bu gün gibi eskilerden bahsederken 
ya da 
bir şeyler ararken hiç bilmediğim zamanlara ait sürprizlerle karşılaşabiliyoruz.
Günün sürprizi nisan başından itibaren tam 50 yaşını doldurmuş olan 
kullanılmamış bir tüketim malzemesi.
50 senedir bir inat yüzünden kullanılmamış ve dolapların bir köşesine saklanmış.
Atılamamış ve satılamamış.
Artık neden saklandığı neden atılmaya kıyılamadığı unutulmuş olan
kahve.


Sonra annem bir tarih kitabı gibi anlatmaya başladı.
Mutfakta bir muhabbet bir muhabbet.
Herkes kendi düşünceleri ile geçen zaman ile bu günü karşılaştırıp durdu.
Bir zamanlar yaşanan yokluk şimdi yerini çokluğa bırakmış.
Onların zamanında her köşede bir kahve dükkanı yokmuş.
Peki şimdi bu kahve ne olacak.
Atalım , atmayalım derken ben kahve çekirdeklerini 
bir yolunu bulup kullanmaya karar verdim.
Henüz nasıl olacağını bilemiyorum.
Sizce 50 yıllık bir kahve bozulmuş mudur?
Belki biraz kavurursam ve güzelce çekersem kullanılabilir olur.


Deneme yapmak için bir kahve öğütücü satın aldım.
Bosch markasının bu kahve öğütücüsü bulabildiğim tek alternatifti.
Ama her cins kahveyi öğütebildiğini ve istenilen ayarda ve 
istenilen incelikte sonuç alınabildiği söylendi.
Elimde çok fazla kahve var ve başka bir seçeneğim yok.


Hazneye küçük miktarlar halinde yerleştirdikten sonra maksimum üç kez kullanmak gerekiyormuş.
3. kezden sonra makineyi 60 dakika kadar dinlendirmek gerekiyormuş.
Kullanım sonrası sadece kapak kısmı yıkanacak hazneli kısım ise nemli bir bez ile temizlenecekmiş.
Böylece makinenin daha uzun ve sağlıklı kullanımı sağlanmış oluyormuş.
Şimdi deneme zamanı.




Posted in |

Banyo Sefası

Haziran ayı ve ramazan ayı.
Okulların kapanma zamanı.
Haziran'ın  herkes için başka bir anlamı olabilir.
Benim içinse sadece bir ay.
Yaşamın bir parçası.
Diğer bütün zamanlar gibi.
Bu aylar içinde de ara sıra bazı ufak tefek şeyler değişiyor.
Ve hayatım aynı şekilde devam ediyor.
Bu ay da ufak tefek değişim sürecek.
Banyo malzemelerimi yenileme zamanım gelmiş.
Bunlar genellikle cilt bakımım için gerekli olan malzemeler.


İlki banyo kesesi.
Eski bir Türk geleneği olan hamam ve uzun temizlenme ritüelinin yegane parçası.
Klasik kese her zaman severek kullandığım bir malzeme.
Ama sırtımda tam verim aldığım söylenemezdi.
İnsanın kendi sırtını keselemeyi başarması benim için güzel bir hayaldi.
Artık bir sırt kesem var.


Banyo sırasında tüm vücudumu yıkadığım keseyi yıkayıp temizleyip yüzümde kullanmak pek içime sine bir şey değildi.
Ama artık yüz kesem var.
Bir de hassas ciltler için sabun.
Faydalı bir ikili.


Banyoda süren bu derinlemesine temizlik sonrasında kan dolaşımını da hızlandırmak
için en kolay yöntem şu aralar dünyada da çok popüler bir yöntem olan 
kuru fırçalama yöntemi.
Bu iş için 
en ünlü olan fırçayı aldım.
Biraz hayal kırıklığına uğradım çünkü at kılı bu kadar sert 
bir şey değil.
Belki fırçanın sadece ünvanı at kılıdır.
Belki gerçek at kılı yerine sert materyal kullanımı dolaşım üzerinde etkili oluyordur.
Kullanmadan bir şey söyleyemeyeceğim.
Umarım fayda eder.

Posted in |

İyi Hissetmek

Haziran 
yaz mevsimini hissettirecek şekilde çok sıcak başladı.
Ben de tam olarak başaramasam da yavaş yavaş yaza uyum sağlamaya çalışıyorum.
Yaza hazır değilim hem de hiç bir konuda.


Mesela güne hazırlanırken.
Hala gardırobumda kışlık ve baharlık giysiler var.
Bir fırsat yaratıp yazlıkları çıkartamadım.
Bu aralar hafta sonları bile koşturmaca ile geçti.
Kendime hiç zaman ayıramadım.
Bir süre daha ayırabilecekmişim gibi görünmüyor.


Yaza uyum sağlamak adına yapabildiğim tek şey güneş kremi 
 ve nemlendirici kremleri daha sık kullanmak.
Nemlendirici ve koruyucu ürünler cildimi daha sağlıklı gösteriyor.
İyi hissetmemi sağlıyor.


Yakın bir zaman önce aldığım Pastel Nude koleksiyonu ojelerimi 
yaz başındaki bu sade ve sağlıklı görünümümü dengelemek için kullanıyorum.
Üç ton seçmiştim ve üçü de birbirinden güzel.


Sağlıklı hissetmemi sağlayan bir şey daha bitkilere ,çiçeklere ve henüz keyif için kesilmemişlerini bulursam ağaçlara olabildiğince yakın olmak.
Temiz hava kadar cildi güzelleştiren başka bir şey yok.
Paranın satın alabileceği en pahalı kozmetik ve ya uygulama bile bunun yerini tutamaz.


Elbette dalında daha güzel.
Ama bu güzellik dalından kopmuş.
Kısa kalan günlerini yaşaması için suya koydum.
Bir kaç gün sonra bir saksıya dikmeyi planlıyorum.
Ölmesi şart değil belki ona yeniden hayat verebilirim.
:)

Posted in |

Benefit'le

Yeni ayda biten kozmetikleri yeniliyorum.
Her zaman kullandığım bazı ürünleri yine aynı ürünlerle yenilerken bazılarını ise 
değişiklik yaparak yeniledim.
Biten ürünlerimden ilki
bir aydınlatıcı.


Çok yeni ürünler piyasada mevcutken ben eski alışkanlığıma devam etme kararı aldım.
Her zaman kullandığım ürünlere ya da kendi renklerime 
ulaşmakta zorluk yaşıyorum.
Uzunca bir süredir gelmesini beklediğim ürünümü sipariş vermiştim.
Gelince hemen Benefit standı önünde yerimi aldım.
High Beam uzun bir süredir severek kullandığım tek likit aydınlatıcım.
Aslında Benefit sevdiğim markalardan biri ve biten diğer ürünlerimi de buradan yenilemeye karar verdim.


İhtiyacım olan diğer makyaj malzemesi bir kaş ürünüydü.
Her zaman kullandığım kaş ürünüm benim için vazgeçilmez ve arık iyice azaldı.
Bitince yine aynı ürünü alabilirim.
Ama bu kez Benefit'in Gimme Brow kaş maskarası ile desteklemeye karar verdim.
Belli mi olur belki Benefit'den çok memnun kalır ve eski alışkanlığımı bırakırım.
Bunu bu günden bilemiyorum.


High Brow ise bitmiş olan bir ürünüm değil.
Ben bu tarz kalemleri pek kullanmazdım.
Makyajımda açık renkli bir kalemle aydınlatmaktansa cildime uygun bir baz ve üzerine de aydınlık sağlayacak bir far
kullanmayı tercih ederdim.
Uzun bir süredir bu iş için Essence markasının Blockbuster isimli farı ile 
Mac'in Paint pot'larından birini kullanıyorum ve çok memnunum.
Ama bu kez herhangi bir aydınlık verecek far yerine açık renkli bir kalem seçtim.
Essence 'i bitirdim ve bu ara yeni bir far almayı düşünmüyorum.
Elimdeki malzemelerin tadını çıkarmayı planlıyorum.
Bu yenilerse beni uzunca bir süre daha idare eder.

Posted in |
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.