Archive for Kasım 2016

Erken Yılbaşı Hazırlığı

Ay bitti.
Önümde uzun sürecek bir yılbaşı hazırlığı ayı var.
Yılbaşı bu yıl da diğer yıllarda olduğu gibi  hiç bir fikrim yok.
Bu yıl da diğer yıllarda olduğu gibi akıntı ile aynı yönde bir seyir izleyeceğim.
Halbuki yılbaşı öncesi bildiğim bir şeyler olmalıydı.
Mesela işleri son ana kalmaması için önceden organize etmek.
Yani çalışmak ve daha çok çalışmak.
Aralık zaten bana yılbaşı hazırlıkları ile ilgilenmek için 
fazladan zaman yaratamayacaktır.
Belki ev ile ilgilenebilirim.
Ama kendimle giyimdir,süs püstür ...zamanım olmayacağına eminim.
Bu yüzden ay sonunda ufak bir kozmetik alışverişi yaparak
Kasım'ı bitiriyorum.



Ay sonunda yılbaşı için yaptığım kozmetik alışverişi bu kadar.
 
 
Makeup Forever'dan bir bronzer.
Bunu kullanmak için yılbaşını beklemeye hiç gerek yok.
Rengi elimde göstermeye çalıştığım gibi cildimin bir koyu gölge tonu.



Rujum Makeup Forever'ın kalıcı rujlarından biri.
Yılbaşı gecesine kadar deneyip ne kadar kalıcı olduğunu gözlemleyebileceğim.



Kalıcı rujları düzgün uygulamak zor.
Bunun için ruj ile yakın bir tonda dudak kalemi seçtim.
Givenchy'den.
Ve ojeme gelince o da Flormar'ın.
Ve göründüğü gibi.

Posted in |

Günün Sonunda

Yaklaşık olarak kasım ayının başından beri şehrin her 
pek çok yerinde cadılar bayramı satışları tamamlanmış 
(Sanki Türkiye'de bayram kıtlığı varmış gibi.)
yılbaşı hazırlıkları başlamıştı .
Bense kendi hayatıma ait sıradan telaşlarla meşgulken ve sorunlarla ilgilenmeye çalışırken
aniden fark ettim ki kasım bitiyor.
Sadece kasım değil yıl bitiyor.
16 yerini 17'ye bırakıyor.
17'yi merakla karşılamaya hazır mıyım bilmiyorum.
Ben hala 16'yı anlamlandırma derdindeyim.
Ara sıra iş çıkışı hayat arası falan deyip ufak molalar kullanmayı çok seviyorum.
Bunun için 3. nesil kahve dükkanları favorim.
Küçük ve samimi bu dükkanlardan neredeyse her semtte en az bir tane var.
Benim sevdiğim bir kaç tane var.
Bunlardan biri de elbette yaşadığım yere en yakın olanı.


Eve dönmeden önce canım sağlıklı atıştırmalıklar tüketip keyifli vakit geçirmek istediğinde mutlaka uğradığım favori mekanım burası.


Özellikle canım tatlı tüketmek istiyorsa ama tam da bir tatlı tüketimi olmasın istiyorsam 
yönümü mutlaka Cup Of Joy'a çeviriyorum.
Özellikle de Karamelize Hurma Cashew yemek için.


Bu arada günün kahvesini de burada içmiş oluyorum.
İster zincir dükkanlar ,ister esnaf lokantaları ,
ister 
3. nesil kahve dükkanları olsun fark etmiyor.
Günde bir tane kahve içmezsem günü tamamlanmış gibi hissetmiyorum.
Hangi öğünde olduğu fark etmez ama bir tane kahve mutlaka olmalı.
Bu ara bir dönem çok popüler olan yayınlara kafayı takmış durumdayım.
Çıkınca bu kitaba bir göz atmaya karar verdim.


Açıkçası pek de bilmediğimiz bir şeylerden bahsetmiyormuş.
Basit ve ingilizce okuma yapmak isteyenler için akıcı bir dile sahip bir kitap.
Ben züppece bir anlatımı olduğunu düşünmüştüm ve almayacağımı tahmin ediyordum ama yanıldım.
Yine de alır mıyım bilmiyorum.


Günün sonunda ise eve döndüğümde elimde bu kitap var mıydı ?
Yoktu.
Elimdekiler sağlıklı atıştırmalıklar ve yılbaşına yönelik basit bir neşeli aksesuar oldu.
Bu ara neşelenmeye her şeyden çok ihtiyacım var.

Posted in , |

Enerjik Başlangıç

Kasım ayı 
benim için ara sıra yaptığım şeyleri sorguladığım bir zaman dilimi oldu.
Bunu zaman zaman yapıyorum.
Bazen büyük bir zevkle ve hevesle başladığım bir iş
beni sadece birlikte çalışmak zorunda kaldığım insanlar yüzünden 
çok yoruyor ve yıpratıyor.
Bu kişiler sanırım verimimi düşürmek için yaratılmışlar ya da sabrımı zorlamak için görevlendirilmişler.
Ya da yaptıkları iş verimi düşürüp ,yıldırmak ve ya karşısındaki kişinin hayattan zevk almasını engellemek yaşama sevincini elinden almaya çalışmak olabilir.
Eğer amaç buysa çok zor.
Çünkü benim hayattan zevk almamı ve yaşama hırsla tutunmamı sağlayan şeyin kendisi yaşam.
Ama bir yıldırma gayreti olduğu kesin.
Bunun için gerekli olan tüm taktikleri kullanıyorlar.
Yılmadan mücadele etmek zor.
Çünkü mücadeleyi bırakmadığınızı gördüklerinde daha fazla zorluyorlar.
Aslında tükettikleri şey kendi enerjileri benim enerjimin kaynağı ise spor.
Her gün erkenden kalkıp sağlıklı basit bir kahvaltı ile güne başlayıp 


hava şartı ne olursa olsun aksatmadığım spor.


Bu aralar tabanları oldukça güçlü olan spor yapmak için üretilmemiş bu günlük botlarla spora çıkıyorum.
Hatta bu güne kadar "yapamam" dediğim koşu antrenmanlarını da
 bu botlarla yapmaya başladım.
Meğer sistemi ve belli bir programı varmış.
Ben bilemiyormuşum.
Sistemi uygulayınca koşabildiğimi gördüm ve bu beni çok mutlu etti.
Çünkü normal egzersiz programım benim için yeterli gelmemeye başlamıştı.
Koşmak iyi bir ek olacak.
Ayrıca bunu yaparken iş ile ilgili tüm stresimden de kurtuluyorum.
Ve gülümsüyorum.
Yani gün için harika bir motivasyon sağlamış oluyorum.


Spor sonrası kaslarımı rahatlatmak için en pratik ve aromatik masaj 
evde hazırlanmış kahveli arındırıcı ile yaptığım.
Uzun vadeli kullanımla özellikle basen ve bacaklardaki pütürlü dokuyu düzgünleştiriyor.
Ardından iyice yıkamak gerek.
Çünkü kahvenin fazlasını ciltten arındırmak şart.
Yine de duş sonrası uzun süreli pürüzsüzlük sağlıyor.


Duş sonrası ödem atılmış ve gözenekler açılmışken masaj aletimi kullanarak az miktarda krauterhof power anti -cellulite serum uyguluyorum.
Hala korka korka  çok az miktarda uygulama yapıyorum.
Evet çok ısıtıyor.
Düzenli kullanabileceğim tek yöntem ara sıra başka kremlerle destekleyerek kullanmak oldu.
Çünkü yarattığı aşırı ısı sürekli kullanımda damarlarda genişlemeye sebep olarak daha önce var olmayan sorunların oluşmasına sebep olacakmış gibi hissettim.
Benim varis ya da damarlarda iç kanama yaratabilecek başka bir sorunum yok.
Ama krauterhof'a bu konuda pek güvenemedim.
Bunun için aralıklı kullanmaya karar verdim.
Isıtıcı etkisinden sadece ağrıyan kemiklerimi ısıtmak için yararlanıyorum.
Krem cildim tarafından iyice emildikten sonra ise giyinmeden önce 
dolaşımın tersine doğru 
kuru fırçalama 
yaparak güne keyifli ve mutlu bir başlangıç yapıyorum.
Peki bu rutine ne zaman başlıyorum.
Hepiniz uykudayken kalkıyorum.
Ve sizler ancak spora çıkarken ben dönmüş ve güne hazırlanmaya başlamış oluyorum.
İşime giderken de kahvemi alıyorum.
Her türlü motivasyon tamam ;
enerji vidanjörümle çalışmaya hazırım.

Posted in , , |

Bayandan Ekonomik

Hayatta rahatlamak için yaptığım uğraşılar beni sinirli ve gergin yapıyorsa yanlış bir şeyler yapıyorum demektir.
Bunu fark edince asıl önemli olan konulara geri döndüm.
Evim beni bekliyor.
Özellikle zaman kıtlığında yapamadığım bazı şeyler sorun olarak karşıma dikilmeye 
başlayınca yeni bir karar daha aldım.
Bundan sonra sorunlarımın çözümünde belirleyici olan sadece ben olacağım.
Sorunumun basit ve ekonomik bir çözümü varsa 
bunu pahalı çözümlere tercih edeceğim.
Ya da esasen ucuz olmasına rağmen sonrasında (satışta) parçalarına ayrı ayrı paralar ödediğim seçenekler yerine
 yine ucuz olup tek seferde ödeme yapabileceklerimi seçeceğim.
Mesela Ikea.
Çok seviyorum ve ucuz da.
Ancak ne alırsam alayım parçalarına da ayrıca para ödemek zorundayım.
Fiyattan , tasarımlardan hiç bir sıkıntım yok.
Çoğu zaman aradığım pek çok işlevsel parçayı ve 
pek çok ölçü seçeneklerini bulabiliyorum.
Ama bazen de kendi imkanlarımla aynı şekilde 
iyi bir sonuç 
çıkarabileceğimi hayal ediyorum.
Eşim , dostum , akrabam ama özellikle erkek olanları 
hep şunu söylüyor.
"Sen yapamazsın !"
Neden ama neden ?
Deneyeceğim ve başardığım kadarı ile mutlu olacağım.
Paramı da bol bol boşa harcamamış olacağım.
Bence yapabilirim.
Hem evimdeki düzensizliği de biraz azaltabileceğimi düşünüyorum.
Büyük hayallerim yok küçükten,basitten başlayarak bir deneme yapabilirim.
Onun için bu gün ; gözlüklerimi ve aksesuarlarımı düzenlemek için 
bir raf yapmayı deneyeceğim.
Kafamda tasarladım.


1-İki adet standart ölçüde ahşap satın aldım.
2-Monte etmek için birkaç köşebent.
3-Ölçülere ihtiyacım var.
Elimdeki malzemeyi en hesaplı şekilde kullanmalıyım.
4-İlk işim tahtaları marangoza götürüp kestirmek oldu.


5-İşte buradalar.
6-Kenarları ve yüzeyleri makineden oldukça bozulmuş olarak çıktığı için zımpara ile
düzeltmeliyim.
7-Düzeltilince daha iyi görünüyorlar.
8-Düzeltirken keşke bir maskem olsa dedim.
Her yerim talaş oldu .
Gözlerim,nefesim talaş.
Ama bu iş de başarı ile bitti.


9-"Ahşap olarak mı kullansam boyasam mı?"
Aklımda deli sorular.
:)
10-Mobilyama uyması için boyamaya karar verdim.
11-Her parçayı tek tek hazırladım.
12-Hala pürüzlü ahşap görüntüsündeler.
Ama işledikçe güzelleşiyorlar.


13-Pürüzlü görüntü içime sinmedi , kuruyunca tekrar zımpara yaptım.
14-Tahtalarım hazır.
Şimdi planıma uygun şekilde yerleştirme yapıyorum.
15-Çizerek her bir parçanın yerini belirliyorum.
16-Böylece neyi nereye monte edeceğimi bileceğim.


17-Montaj işlemini yaparken tahtaların yerinden oynamamasını sağlamam lazım.
Geçici olarak silikon ile yapıştırıyorum.
18-Hepsini yapıştırınca sıra montaj için gerekli malzemeleri hazırlamaya geldi.
19-Öncelikle elimdeki vidalara uygun matkap ucunu seçiyorum.
21-Sıradaki iş için delme ve vidalama aletleri lazım.
Tahtamı ters çeviriyorum.


21-22-Sıra ile delip vida takıyorum.
23-Rafımın tek tarafında bu işlemi bitirdim.
Yapışkanlı tahtalar iki taraflı çalışınca yerlerinden oynadılar .
Bunun için tek yön çalışıp sonra diğer yöne geçmek daha kolay oldu.
24-Vidalama işlemi de bitti.


25-Köşebentlerimi takacağım kısımları da matkap ile delerek belirledim.
26-27-Tek tarafı duvara gelecek şekilde yerlerine vidalayarak hazırladım.
28-Bir de bana "sen beceremezsin , sen yapamazsın." diyorsunuz.
Bir kadın isterse her şeyi yapar.
Yeter ki bizi yıldırmaya çalışan kahraman erkeklere kulaklarımızı tıkayalım. 

Posted in |

Haydi Spora

Havalar soğumaya başladığından beri
hayatımın soğuk yüzünden aksamaması için bir takım önlemler alıyorum.
Özellikle kışları da dışarıda spor yapmaya devam etmeye karar verdiğimden beri.
Yazları çok popüler olan sokak spor aletleri havaların soğuması ile 
daha az popülerlik kazanmaya başladı.
Bunu bir fırsat olarak kullanmaya karar verdim.
Hayatta beni zinde enerjik ve olumlu tutan yegane şey spor.
Ancak soğuktan da korunmak zorundayım.
Onun için ay başından itibaren kalın ve nem tutma özelliği olan 
spor giysileri seçmeye başladım.
Özellikle çok uygun fiyata aldığım termal özellikli içlikler benim için hayat kurtarıcı oldular.
Bu gün bir kaç tane daha aldım.
Çünkü iki adet
 her gün spor yapan biri için yeterli değilmiş.
Artık temizlemek gerek ve bir günde kurumayacaklardı.
Önceki giysileri nike'dan seçmiştim.
Şimdikileri ise Tchibo'dan aldım.


Yine aynı şekilde bir yakasız ve bir yakalı seçtim.
İlki hava geçiren nem transferi sağlayan ve vücut ısısını dengede tutmayı sağlayan
standart yakasız içlik.
Almadan önce kumaşına baktım sanırım beklentimi karşılayacak.
Ona uniseks bir boyunluk eşlik ediyor.
Her ne kadar saçlarımı toplasam ve profesyonel bir mont ile desteklesem de 
yüzüme direkt çarpan soğuk havayı kesecek
termopolar boyunluk oldukça işime yarayacaktır.


İkincisi aslında iç ya da dış olarak da kullanılabilecek gibi.
Çünkü şardonlanmış iç yüzeye sahip yani beni normal bir içlik gibi 
terlemeden kaynaklı üşümeden korumakla yetinmeyip 
daha soğuk havalarda üşütmememi sağlayacak.
Vücut ısımı dengeleyecek.
Eldivenler de aynı özelliklere sahip.
Onları da ilerleyen zamanda kullanmak için almış olsam da 
yavaş yavaş ihtiyaç duymaya başladığımı da itiraf ediyorum.
Ayrıca dokunmatik ekranlı sistemlerle kullanabilmek için uyumlu.
Şimdi beklenen daha soğuk hava şartlarına hazır gibiyim.
Tek bir sorunum kaldı.
O da henüz ıslak zeminde kaymayan tabanlara sahip bir koşu ayakkabısına sahip olmayışım.
7 tepeli şehirde yokuş aşağı yokuş yukarı yürürken ve koşarken 
bu beni en çok zorlayan konu.
Buna da bir çözüm bulmam lazım.
Ama nasıl.

Posted in , |

Yeni Dokunuşlar

Yeni ayda aslında yeni olmayan ama benim hayatıma
yeni giren kozmetik malzemeleri edindim.


Bunların ilki kış mevsiminde de kullanmayı planladığım yeni bir makyaj bazı.
Revlon'un Photoready Perfecting Primer'ı.
Ne farkı var diye düşünürsek
diğer makyaj bazlarından esasen hiç bir farkı yok.
Oldukça yumuşak ,hafif silikonlu ,gözenekleri gizleyen ,pürüzsüz bitişli bir baz.
Yaz mevsimi boyunca Flormar bazını kullandım ve çok seviyorum.
Ama kış için cildi bu şekilde pürüzsüz gösterecek bir yenisini tercih etmek istedim.
Yaz ile yeniden dönüp kullanmak isteyeceğim makyaj bazı yine 
Flormar olacak sanırım.
Kışınsa elimde olan l'Oreal Lumi ile Revlon'u birlikte kullanmayı planlıyorum.


Yeni farlarım var.
Essence'den .
Hafif ışıltılı açık pembe bir far ile koyu gri tonda bir tane seçtim.
Geçen sene iki Essence farı seçmiş ve çok beğenmiş olduğum için
 bu kez de yine Essence farları tercih ettim.


Çok pigmentli değiller.
Ama zaten ben de günlük hayatta çok belirgin makyaj yapmayı sevmiyorum.
Hafif dokunuşlar benim için yeterli oluyor.
Bunları da çok severek kullanacağıma eminim.


Oje en sevdiğim değişiklik.
Golden Rose'un bu şeffaf baz cilasını çok çok severek kullanıyorum.
Yeni ojemi ise Rimmel'den seçtim.
İddiasız doğal bir renk.

Posted in |

Anlamak Ve Anmak



Yakın bir zamanda Büyük Atatürk'ün Nutuk'unun henüz anlaşılamadığını hatta 
gençliğe bıraktığı görevin bile  gençler tarafından anlaşılamadığını duydum.
Sebep olarak nutukun dilinin ağır olması gösteriliyormuş.
Benim elimde sadeleştirilmiş bir nutuk var.
Yıllar önce almışım .
Sanırım aldığım yer de bir sahaftı.
Ve tüm nutuku gençlerin anlaması için sadeleştirmiş,
özetleştirmiş , sade bir dille anlatıyordu.
Yani okudum anlamadım denmeyecek şekilde.
Yani basit bir ilkokul eğitimi ile yetinmiş olsanız bile rahatlıkla anlayabilirsiniz.
Yeter ki anlamak isteyin.

-
ATATÜRK' ün gençliğe hitabesi son bölümde yer alır.
Ve kitapta nasıl yer alıyorsa sizlerle aynen paylaşacağım.

-

Sonucu Gençliğe Bırakıyorum.

Bu sonucu ,Türk gençliğine bırakıyorum. (*)


Ey Türk Geçliği
Birinci ödevin Türk bağımsızlığını ,Türk Cumhuriyetini 
sonsuza dek korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur.
Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.
Gelecekte de , yurt içinde ve dışında , seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyecek kötücüller bulunacaktır.
Bir gün  bağımsızlığını ve Cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan , ödeve atılmak için ,içinde bulunacağın ortamın olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin !
Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz olabilir.
Bağımsızlığına ve Cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar ,bütün dünyada benzeri görülmedik 
bir yenginin temsilcisi olabilirler.
Zorla ya da aldatıcı düzenlerle ,sevgili yurdunun kaleleri alınmış ,bütün gemi yapım yerleri ele geçirilmiş ,
bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine eylemli olarak girilmiş olabilir.
Bütün bu durumlardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere ,
yurdun içinde yönetim başında bulunanlar ,aymazlık ,sapkınlık ve üstelik hayınlık (hain)içinde bulunabilirler.
Dahası yönetim başında bulunan böyleleri ,kişisel çıkarlarını ,yurduna girip yayılmış olan düşmanların siyasi erekleriyle 
(amaç,gaye) birleştirebilirler.
Ulus yoksulluk ve darlık içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin kuşakları !
İşte bu ortam ve koşullarda bile ödevin ,Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyeti 'ni kurtarmaktır.
Gereksindiğin güç ,damarlarındaki soylu kanda vardır.

_

(*)
Prof. Afet  İnan'ın "Belleten" dergisinde  (Ekim 1966 ,Sayı:120)
yazdığına göre Atatürk ,Söylev'i Ankara'da  parti kurultayında okumadan önce ,arkadaşlarına kimi parçalarını okumuş ,tartışmıştır.
Geleceğe sesleniş bölümünü de Dolmabahçe Sarayı'nda çevresindekilere yüksek sesle 
gözleri yaşararak okumuştur.
Ardından da şöyle konuşmuştur.Geleceği yetiştiriniz.
Onlara bilim ve aydınlığın (irfanın) olumlu (müspet)düşünlerini (fikirlerini)
veriniz.
Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.Özgür düşünceler uygulamaya geçince ,
Türk Ulusu yükselecektir.

_

 Gene de olmamış olabilir.
Elimdeki metin dönemin en anlaşılır Türkçesi ile yazılmıştır.
Yine de daha açık olsun derseniz size sözlük kullanmanızı tavsiye ederim.
Türkçe'den Türkçe'ye anlaşılır bir sözlük kullanınız.
Ben oturduğum yerden kalkamam derseniz interneti kullanın eminim
 bir sonuca erişirsiniz.
Yine de anlamıyorum derseniz.
Türkçe öğrenmenizi tavsiye ederim.
Türkçe öğrenemiyorum zor bir dil derseniz "You can use a translating program for understanding to Atatürk's Oration.
Ya da ben hiç bir dil bilmiyorum diyorsanız konuşmayı öğrenin.
Ya da ben tıbbi olarak konuşamıyorum,okuyamıyorum... vs diyorsanız  
engelinizi aşan bir metodu denebilirsiniz.
Hiçbiri değil benim kafam almıyor diyorsanız çocuklar için yazılmış metinlerden birini deneyebilirsiniz.
"Yine de olmuyor ben kronik tıbbi bir vakayım." diyorsanız.
Biz sizin tedaviye cevap vermeniz için dua edebiliriz.
"Hayır o da değil ben beynim bunu alsın istemiyorum ." diyorsanız.
....
Üzülmeyin ; Atatürk bu konudan söz ediyor. 
Belki üzerinize alındığınız için anlamıyorsuzdur.
Alınmanıza sebep olan durumu bırakabilirsiniz.
O zaman belki sizleri de saygı ile anar hayır duası ederiz.
Aynı atalarımıza her gün ettiğimiz gibi.

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.