Archive for Eylül 2016

Gelişmişlik Üzerine

Her gün yaptığınız her şeyin bir toplumun şekillenmesinde 
etki ettiğini düşündünüz mü?
Belki de her gün şikayet ettiğiniz pek çok şeyin sebebi bizzat sizsiniz.
Bu nasıl olur.
Toplum ; hayatı şekillendirendir.
Her gün sizi rahatsız edenlere tepki verirken tepki duyduğunuz şeyi daha da şiddetle yaptığınızı fark etmiyor olabilir misiniz?
Ya da bazı şeyleri sadece yüzeysel ve gördüğünüz kadarı ile değerlendirme eğilimi içinde olabilirsiniz.
Bir düşünün yaşamınızı ve şartlarınızı beğenmiyor daha iyisi için hayaller kuruyorsunuz.
Ancak mevcut imkanları değiştirmek ya da kendinizi geliştirmek için hiç bir şey yapmıyorsunuz.
Birikiminizi ( ki kesinlikle maddi birikimden söz etmiyorum.)
geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
Ya da yapmakta olduğunuz işi layıkıyla yapıyor olmak için .
Bunun için yaptığınız şey maddi imkanları veya gösterişi arttırmak olmamalı.
Ama bunu yapıyorsunuz diyelim , her şey görünürde olması gerektiği gibi
olsun diye 
size dayatılan her şeyi alabildiğine tüketerek aynılaşmaya devam ediyorsunuz ve mutsuzsunuz.
Elbette olabilecek tek şey olacak ya doyumsuz ya da mutsuz olacaksınız.
İşin daha da kötüsü neye dönüştüğünüzü fark etmemeniz olur.
Ve hırsla ve iştahla daha fazlası için çırpındıkça 
daha fazlasını elde edeceksiniz.
Ama neyin?
Yapılan bir diğer şey sizin kendinizde keşfedemediğiniz şeyi bir başkasının keşfetmesi ve geliştirmesi...çünkü temelde olası farklılıklarımız haricinde birbirimize benziyoruz.
Böyle bir durumda genelde yapıldığını gözlemlediğim şey 
sizlerle aynı olmayanı yerdiğiniz.
Öylesine gördüğünüz kadarı ile ve öylesine düşünmeden ve 
öylesine basitçe değerlendiriyorsunuz ki
neye dönüştüğünüze aldırmıyorsunuz bile.
Şimdi bütün bunlar nereden çıktı.
Neden bu yargı.
Neden bu geneli genelin bakış açısı ile değerlendirme çabası.
Beni toplumla uyumlu hale gelmeye çalışmakla yargılayabilirsiniz elbette 
ancak sanırım bu toplumun 
benden beklediği.
Ve toplum bundan rahatsız olmamalı.
Eğer bu onları rahatsız ediyorsa benim rahatsız etmeyen durumuma alıştıkları ve benden 
beklenenin topluma uyum sağlamamam olduğu düşünülebilir.
O zaman yapmadıklarımla toplumun bir çeşidiyim.
Ebem kuşağındaki renklerden sadece bir tonum.
Bu yolculuğumda gördüğüm ve gözlemlediğim ; 
aynılaşan illerin ve ilçelerin ve semtlerin ve mahallelerin ve toplulukların ancak anlayış , eğitim ve nezaketle bir arada mutlu yaşayabilecekleri.



Sıfırdan başlama imkanınızın olduğunu düşünün.
Gelişim sürecinizin en başındasınız.
Bir şehir gibi düşünün.
Belirli bir yaşanmışlığınız ,tarihiniz ,ikliminiz , üretiminiz ve sosyokültürel mirasınız var.
Ve yeniyi inşa ederken elinizde esasen büyük bir zenginliğiniz ve bunlarla 
şekillendirebileceğiniz yeni hayalleriniz var.
Ne yapmak istersiniz?
a)Daha önce yapılmış bir başkasına benzer olanı.
b)En lüks olanı.
c)İmkanlarımı önemsemeden en sıradan ve kolay olanı.
d)Kendisine özgü ve yeni olanı.
e)İmkanlarım ,yeteneklerim ve hayallerim doğrultusunda yapabildiğimin en iyisini.
Aslında neyi nasıl şekillendirmek istediğiniz sadece sizin seçiminiz.
Şikayet edeceğinizi mi etmeyeceğinizi mi yapacaksınız.
Aslında yeniyi inşa ederken en çok gözlem yeteneğinizi kullanıyorsunuz.
(Bu benim de sizlerde gözlemlediğim.)
Buna öğrenme isteğinizin kısıtlılığı 
ve 
değişime açık olmayışınız da eklenince ortaya o şikayet edip durduğunuz ,rahatsız olduğunuz sonuç çıkıyor 
ve 
sürekli tekrarlanıyor.
(Aynı yazıdaki 've'ler gibi.)
Bir kısır döngü gibi yeniden ve yeniden.
Nesilden nesile aktarılan yanlış kanı 
sonunda aynılaşma sonucunu doğuruyor.
Aslında aynı olan çabuk tüketilir ,yıpratır ve terk edilir.
Fark olarak gözlemlediğinizdeki tek farksa 
bilgi ve deneyime dayanmasıdır.
Buna sahip olan başarının anahtarına sahiptir.


Aynının tekrarı bilgiye sahip olanı zenginleştirir ve 
buna bağımlı olan insanı köleleştirir.
Yani gelişme seviyesini ileriye taşıyan birey daha yolun başında olduğunu fark edememiş olan insandan daha öndedir.
Yarışta değiliz.
Öğrenme sürecinizin deneyime ve bilgiye dayanan kısmına başlayın.
Kendinizi geliştirdikçe ortaya neler çıkacağına sizler de şaşıracaksınız.
Ebem kuşağının hangi tonu olduğunuzu kendiniz belirleyin.
Sahip olduğunuz bilgiyi geliştirin , 
her ne iş yapıyorsanız en iyisini yapın 
ve  
bunu yaparken de dürüstlükten ,nezaketten ,samimiyetten , içtenlikten vazgeçmeyin.
Saygı uyandırın ki sizi saysınlar.
Yardımsever olun ki sizi sevsinler .
Sizi ve ortaya çıkardığınız şeyi değerli kılan 
ona verdiğiniz önem 
ve
 onun için harcadığınız verimli zamandır.
Bir süre sonra kendinizi ; eleştirip aşağı çekerek varlığınızı yüceltmek istediğiniz
 ya da 
gıpta ettiğiniz kişiler kadar özel hissedeceksiniz 
ayrıca
yaptığınız işle gurur duyacaksınız.
Deneyin .
Asla pişman olmazsınız.

Posted in |

1. Gün (2016)

Bu yolculuk sürecimde dinlendiğimi hissettim
 hem de
 onca yorgunluğa rağmen.
Pedal çevirmek yol katetmek zihnimi boşaltmamı sağladı.
Netleşti.
Sakinledi.
Yavaşladı.
Neyse işte beni anladığınızı umuyorum.
Diğer bir taraftan ulaşmak istediğim noktaya varma isteğimi daha da perçinledi.
Yol boyu fırsat buldukça bir kenara çekilip okuduğum edebiyat,felsefe,sosyoloji ...vs 
yazıları ise beni kendi içimde derin bir yolculuğa çıkarttı.
İnsanları daha kolay anlayabilmemi sağladı.
Ne , neden , niçin , nasıl.
Soru değil bu kez cevaplar.
Bizler ilkel duyguları ile hareket eden basit canlılarız.
(Şimdi ilkel diyeceğim ne anlayacaksınız acaba...o sizin anlamak istediğiniz değil.)
Kendimden örnek vereyim yol boyu beni aydınlatacak onca yazı okumuş , düşünme ve 
gözlemleme fırsatı bulmuş olmama rağmen varmak istediğim noktaya vardığımda yapmak istediğim tek şey pazar yerine uğramaktı.


Sebebi basit ilkel duyguma yenilmiştim.
Açtım.
Bu duygu yapmayı istediğim ,titizlikle planladığım her şeyin önüne geçti.


İkincisi güvenli ve temiz bulduğum odamda dinlenme ihtiyacımdı.
Uykusuz ve çok yorgundum.
Uyanır uyanmaz giyindim ve ihtiyacım olanları yanıma alarak tatilimin ilk gününe başladım.


Senenin ilk su ile buluşmasında yanımda olmasını istediğim şeyler arkadaşım ,
para ,meyve ,kağıt mendiller ,su ,kulaklık ,havlu ve dergi elbette.


İhtiyaç duyduğum her şey yanımda olmasına rağmen plaj pek de alıştığım gibi değildi.
Bu sezon oldukça hareketli geçmiş olmalı ki insanlarını titizlikleri ve nezaketleri ile hatırladığım bu 
özel yer günü birlik gezicilerin akını ile çöp kutusuna dönmüştü.
Eskiden kumda deniz kabuğu kırığı için endişelenirken şimdi bastığım yerden her şeyin çıkabilecek olma ihtimali ile 
stresimden kurtulmak için kuma basamadım.
Kendimi yeniden ve daha fazla sinirli ve stresli hissettim.
Hatta öfkeli.
Böylesi bir popülariteye alışmak mümkün değil.
Gelenler yaşayanların doğalarına aykırı bir davranış sergileyerek kendi ezici güçlerini tabiatın dengesi ve güzelliği üzerinde kullanmışlar.


Ülkemin sahilleri çok güzel ve gelirken hepimiz yanımızda bir şeyler getiriyoruz.
Ama nasıl evimizde elmayı yiyip koçanını da masada bırakmıyorsak 
(yoksa bırakıyor musunuz)
ve o orada durup çürüyüp koku yapmıyorsa
(yoksa sizin koçanlar çürüyor mu)
bunu bulunduğumuz yerde de yapmasak iyi olur.
(Siz evi çürümüş artıklarla dolu olanlar sizler de evde yaptığınızı dışarıda yapmayın lütfen.)
Kendi varlığınızı bir başka bir varlık karşısında çoğaltmak istediğinizi anlıyorum ancak
artık evrimimizde ileri bir noktaya ulaştık ve yine de kendi ilkelliğimizle 
yüzleşmek bizi rahatsız etmiyorsa burada bir sorun var demektir.
Bunu beni rahatsız ettiği için söylüyorum lütfen şahsi algılamayın.
Artık iki farklı türden ilk insanlar olmadığımızı düşünüyordum 
ama 
bu görüşümü de değiştireceğim çünkü üstünlük mücadelesi sürüyor.
Ya da bu saçmalığa bir son vermeyi deneyebiliriz belki 
Siz ne dersiniz.

Posted in |

Yolculuk

Nasıl yolculuk yaptım ?
Benim için çok değişik bir tecrübeydi.
Daha önce böyle büyük bir adımı atmaya hiç cesaret etmemiştim.
En başta düşünerek karar vermiş olsam muhtemelen vazgeçerdim.
Ama ben artık son çarem olduğuna emin olduğumda bu kararı verdim.
Bir de yakınlarımdan biri bana eşlik edeceğini söyleyince kesin karar verilmiş oldu.
Bu sene ya tatil yapacaktım ya da yapacaktım.
Nasıl yaptığıma gelince bir kere önceden antrenmanlı oluşum çok işime yaradı.
Bir diğer önemli konu bisiklet seçimiydi.
Hatta en önemli iki husus bunlar.
Bir diğeri dinlenme noktalarımı farkında olmadan en doğru şekilde 
belirlemiş olmam.
Bunu nasıl bu kadar doğru planlayabildiğimi hala anlayabilmiş değilim.
Tükenmeye başladığımı hissettiğim bir çok noktada 
beni güler yüzü ile karşılayan 
bir tanıdık vardı.
Tanıdıkların olmadığı noktalarda ise tüm keyifli mola fırsatlarını kullandık.


Bütün balıkçı rıhtımlarında denize karşı bir bardak çay içtik.


Tüm anıtlara selam verdik.


Yorulunca nerede olursak olalım durup bir ufak mola verdik.


Bazen günün ilk öğünü için ilk karşılaştığımız durağı kullandık.


Ve o küçücük derme çatma mekanlarda en güzel kahvaltılara rastlayıp şaşırdık.


Bu gün varmam gereken noktaya çok yakın bir mesafedeyim.
Bir kaç saat sonra tatil mekanıma ulaşacağım.
Ve eminim ki ilk işim en az 18 saat uyumak olacak.
Feribot beklerken yeniden yol kenarında ve 
kır kahvesi tarzı bir yerdeyiz.
Yakınlardaki gazete bayisinde Kafka Okur'a rastladım.
Feribotla karşıya geçerken okurum diye aldığım derginin kapağında sadece çocukların değil büyüklerin de kahramanı olunca okumaya başladım bile.
Gün boyu Kafka okur bana geleceğe ütopik gözlerle bakmayı sürdüren çocuk saflığına sahip tertemiz bir ruha ait yazılarla eşlik edecek.
Bu durumda şu an itibariyle tatilimin başladığını söyleyebilirim.
Bedenimin belki 18 saatlik o süreye ihtiyacı var ama 
ruhum şimdiden tatile girdi bile.

Posted in , |

Macera Başladı

Yolculuk palanlarım daha başından hesapta olmayan aksiliklerle başlayınca 
yapabileceğim en iyi şeyi yaparak
şartlara yenildim.
En sonunda üzerimde bir kara bulutun dolanmakta olduğuna inanmak üzereyken 
benim için sürpriz sayılabilecek son bir karar alarak 
daha önce denemediğim bir yöntem deneyerek 
riske girme kararı aldım.
Bu genellikle tercih ettiğim bir yöntem değildir.
Her zaman adımlarımı sağlam basmaya gayret ederim ama bu kez bunu yapmıyorum.
Tatil programım ve sürem ve metodum tamamen değişti.
Bu kez özene bezene hazırladığım valizimi kargoya vererek 
benden önce 
gideceğim yere ulaşmasını sağladım.
Eline ulaşması için bir arkadaşımın adresini verdim.
Teyit alınca da 
 yolculuk metodumu değiştirerek kendime her türlü arazi şartına uygun 
ve 
benim için en uygun kulanım standardına sahip olan 
bisikleti kiraladım.
Tatilimin rotasını tüm akraba,ahbap, arkadaşı 
ziyaret edebilecek şekilde belirledim.
Böylece bisiklet sürmek beni zorladığında ya da herhangi bir sorun yaşadığımda
hem tanıdığım herkesin yardımını alabilecek hem de uzunca bir süredir kendimi hayatın temposuna kaptırarak göremediğim herkesi bir seferde görebileceğim.
Tatilimin bu seyirle başlayacak olması bile benim için şimdiden bulunmaz bir fırsat.
Ayrıca bu rotalandırmayı yapmanın bir diğer güzel tarafı da 
'geçenden bir geçmeyenden iki akçe alınacak
deli dumrul köprüsü'nü de
 kullanmayacak oluşum.
Artık tüm yolcu otobüslerine oradan geçişi zorunlu yapmışlar.
Ben bisikletle yolculuk yapıyorum.


Bisiklet sürerken yalnız olmayışım da beni mutlu eden bir diğer şey.
Artık en büyükten en küçüğe dek bu sporu yapıyoruz.
Çok tatlıyız.
Yalnız şöyle bir durum var.
Sürücüler bisikletlilere karşı 
(aynı motosikletlilere karşı olduğu gibi)oldukça acımasız.
Bazı sürücüler bisikletli sürücüleri sıkıştırmaktan 
sadistçe bir zevk alıyor.
Biz motorlular gibi her yerden ani fırlamıyoruz.
Sürüş yapabileceğimiz ayrı bir yolumuz yok.
Yolun bir köşesinde tırım tırım gidiyoruz.
Yani bizi sıkıştırmanız için hiç bir sebep yok.
Sizler için tehlike değiliz.
Ama umuyorum ki bir gün birisi bu durumu sorgularken 
bir başkası da bu yazıyı okuyor olacak 
ve belki de hareketinin pek de medeni olmadığını anlayacaktır.
Eminim hatalar konusunda uyarı almak bu hatalı durumu değiştirecek.
Ya da ben çok safım.
:)

Posted in |

Hayal

Bayramı bayram bitimi hayalleri ile geçiriyorum.
Gerekli ayarlamaları yapmak istesem bile herkes tatilde olduğu için verimli netice elde
edemeyeceğimi bildiğimden 
bayram sonrası ilk çalışma haftasında gerekli tüm ayarlamaları yaparak şehirden 
kısa süre için ayrılmayı planlıyorum.
Umarım bu kez de bayramcıların dönüş trafiğine takılıp daha fazla zaman kaybetmem.
Çünkü tüm tatil fırsatlarını kaçırmış biri olarak artık daha fazla gecikme yaşamak istemiyorum.
Bu yüzden kendimi hayallere kaptırdım işte.
Olmayan imkanı olur kılmak için bulduğum bu zamanı her an alıp çıkabileceğim bir valiz hazırlayarak değerlendiriyorum.


Rotam konusunda bir fikrim var.
Ama artık sonbahar mevsimi olduğu için biraz daha kalın olan bir kaç parçanın varlığı iyi olacak.


Bir kaç aksesuar.
Bir dergi.
Nasıl da genele hitap eden bir valiz değil mi.
Geçen sene bu panama şapkalar popüler olunca bizim kapıcı amca da almış bir tane giyiyor.
Nasıl şirin nasıl şirin.
:)
Yanıma aldığım felsefe dergisi bu kez "ideoloji" kelimesi üzerinde duruyor.
Herkesin yalan yanlış kullanıp durduğu bu kelime hakkında bir şeyler biliyor olması iyi olurdu.
"İdoloji,idoloji" diye diye anlattıkları şeyin ne olduğundan haberleri var mı acaba.
Bizim kapıcı amca da söylüyor.
Ama o aklına bir fikir gelince "fikir" yerine bunu söylüyor.
Popüler kelimeler .popüler görüşler .popüler bir imaj çalışması.
Benim için ya gülmenin ya da uzaklaşmanın zamanı geldi.


Fazla ıvır zıvır yüklenmek istemiyorum.
Bir kaç deneme boyu ürün almak benim için yeterli olur.
Zaten ev konforu sağlamaya çalışırken çantam fazlası ile dolacaktır.


Bu kadar çok makyaj malzemesine ihtiyacım olmayabilir.
Bu çantayı olur da rotada değişiklik olursa diye hazırladım.
Yoksa süslenip gezmeye değil rahat rahat dinlenmeye daha çok ihtiyacım var.
Ama hayat bu hiç belli olmaz.


Şöyle bir çanta hazırladım ama programım tam olarak belli olunca biraz daha boşaltırım.
Belirsizlik için de olsa hayali bile beni rahatlattı.
Umarım yine sorun çıkmaz.
Tüm sorumluluklarımı eksiksiz yerine getirmek için çok uğraşıyorum.
Her zaman her şeyi herkesin düşündüğüne tam uygun olarak
 yapamasam da esneğim 
ve aksamalarla baş etmeyi öğrendim artık.
Ama yorgunum.
Yoruldum.
Hayat akıp gidiyor ve dönüp bakınca bana ait bir şey görünmüyor.
Sadece edinilmiş tecrübeler.
Karışık düşünceler ve yorgun bir ben.

Posted in |

Geç Olsun Güç Olmasın

Bir hız ile yaşarken zaman nasıl geçti anlayamadan yeniden 
bayram zamanı geldi.
Hatta geçiyor bile.
Zaman geldi ,yaşandı ve geçiyor.
Hırslarım neyin hırslarıydı diye sorguladığım bir döneme girdim.
Ne için uğraşırken zamanı kaçırdım ve sonbahar sezonu geldi.
Koca yazı tatilsiz geçirdim.
Şimdi elimde geç kalmış hayallerden başka ne kaldı.
Tatil.
Bir hayal.
Yine de insan hayal ettiği müddetçe yaşarmış diyerek bu gün bayramlık olarak kendime 
yepyeni bir valiz aldım.


Bu kez değişiklik yapıp polikarbon bir tanesini seçtim.
Bir tek defosu var kilit yeri yok.


O yüzden kendime minik demode bir de kilit satın aldım.
Eksiklikler benim için sorun değil.
Demode olmaya da aldırdığım yok.
Yeter ki kullanacağım malzeme işimi görsün ,eli yüzü temiz olsun benim için yeterli.
Yolculuk yaparken valizimin diğer valizlere hava atmaya kalkacağını zannetmiyorum.
O da benim gibi kendi halinde görgülü bir tavır sergilese benim için yeterli.
:)


İçi de çok kullanışlı.
Oldukça fazla ve çeşitli göze sahip ve derin olması da cabası.
Yani hem ufak hem de bulabildiğim en derin valizi satın aldım.
Kısa bir tatil planlıyorum.
Umarım bu kez gerçekleştirebilirim.
Tatilim süresinde de çalışmayı sürdürmek isteyecek bir konfor düşkünü olduğum için 
gittiğim yere bir ev ortamı kurmaya uğraşacağımı biliyorum.
Yani tatil evi her zamanki gibi home office 'e dönüşecek.
Ne yapalım ben de böyle biriyim.
Böyle bir insan da ancak ufak ve derin bir valiz kullanarak rahat edebiliyor.


Bunlarsa yeni ofis kostümlerim.
Yepyeni pijamalar ve bir de yeni parfüm.
Çalışırken rahatlık benim için olmazsa olmaz.
:)
Umarım planlarımı ve hayallerimi gerçeğe çevirmeyi başarabilirim.
Geç olsa da ben de bir molayı hak ettim öyle değil mi.

Posted in |

Sağlıklı Burger

Herkese iyi bayramlar.
Kurban bayramı.
Et tüketeceksiniz.
Lütfen hayvanlara eziyet etmeden insanca bir bayram geçirin.
Bayramın anlamı son yıllarda herkesin sosyal medya aracılığı ile
 bir fotoğraf koyup iyi bayramlar dilemesi ,
gittikleri tatillerden fotoğraflar koyup beğenilmeyi beklemesi ,
uzaklardan telefon edip "iyi bayramlar biz şuradayız denmesi " ,
şehrin mide bulandırıcı görüntülere bulanması ,
akşamları  kaçan dana haberlerinin çıkması ,birkaç yaralanma haberi ,trafik kazaları ,
ölüm .
Umarım alıştığımız bu bayramlardan biri daha olmaz.
Yani böyle olmaz.
Herkes daha dikkatli ve daha özenli olmayı seçerse belki daha az kayıplı bir bayram olur.
Bense bu bayram da diğer bayramlarda olduğu gibi
az ile yetinmeye devam edeceğim.
Kendime bir bayram yemeği hazırladım.
Basit ve sıradan ama sağlıklı.
Evde burger hazırlayacağım.


Beyaz etten sağlıklı burger.
Sağlıklı burger mi olurmuş demeyin oluyor.
Bir süredir doktor kontrolünde yaşamaya alışınca her şey daha sağlıklı ve lezzetli olabiliyor.
Yaklaşık 100 gr ya da biraz fazlaca etten bol yeşillikli,baharatlı ama ekmeksiz bir köfte harcı hazırlayıp burger köftesi şeklinde pişiriyorum.


Bunu tam buğday unlu bir hamburger ekmeğinin içinde bol sebzeli ve sebze püreli olarak
yanında da cips niyetine çıtır çıtır kırmızı lahanalarla servis ediyorum.
Sağlıklı burgerim hem doyurucu oluyor,hem kocaman bir porsiyon oluyor hem de 
normal bir burgerden daha az şeker ,yağ,tuz ve karbonhidrat içeriyor.
Lezzetine gelince sevdiğim tüm baharatları eklediğimden 
(hatta az miktarda soya sosu bile )
tuz eksikliğini hissetmiyorum.
Sebze püresi ketçaptan daha lezzetli oluyor.
Ve cips niyetine tükettiğim kırmızı lahanalar hem iştah kontrolü sağlıyor hem de mevsim geçişleri için harika bir bağışıklık destekleyici .


Evde olup sağlıklı gıdalar tüketmeyi seviyorum.
Dışarıda yemek yediğimde yemeğin yanında gelen kızartma,püre 
ya da pilav genellikle tabakta kalıyor.
Keşke servis yaparken sebzeleri daha çok koysalar.
Ya da yanında ne ile servis ettiklerini de belirtseler böylece 
gereksiz israftan kaçınmış olurduk.

Posted in , |
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.