Archive for Mart 2014

Yerel Seçimlerin Ardından

Yerel seçimlerin ardından
güneşli bir sabah.
Gözümüze uyku girmeyen bir gece geçirdik.
Üstelik onca karanlığa rağmen.


 Çay kahve bir şeyler içmem lazım.
Neyin neden nasıl olduğunu anlamam gerekiyor.
Çokça gazetem var bugün.


Bildiklerimizle bilmediklerimiz çakışıyorsa bilmediklerimizin
sebeplerini de bulmaya çalışmakta fayda var.
İtirazımız varsa itirazımızda haklı olmalıyız.
Sistemde bir hata varsa sistemdeki hatayı bulup düzeltmek elbette ki 
vatandaşlık vazifesi olmalı.
Bakalım Türkiye genelinde neler olmuş.


Her ne olduysa 
"Cebren ve Hile İle" olmuş.

Posted in |

Periodontal Küretaj Ve Flap Süreci

Bir süredir ağız ve diş sağlığım konusunda 
maksimum hijyen durumundayım.
Bunun için sebeplerim var.
Birinci ve en önemli sebebim ağız ve diş sağlığının tüm 
beden fonksiyonları üzerinde etkili olduğunun bana öğretilmesi oldu.


Dişlerin sağlığı ne sorunlara sebep olabiliyormuş da haberim yokmuş.
Benim tedavim
Peridontal küretaj ile başladı.
Lokal anestezi ile diş etlerim uyuşturuldu ve diş altı yüzeyinde 
bir temizleme işlemi yapıldı.
Bu temizlik diş etlerinin dişe tutunma oranını görebilmemiz için gerekliydi.
İşlem sırasında ve sonrasında hiç bir ağrı,hassasiyet oluşturmadı.
Ancak temizlik çok önemliydi ve 
rutin diş temizliğime doktorum tarafından tavsiye edilen
ağız gargarası ve ara yüz fırçası eklendi.

Ağız temizliğimin nasıl yapılması gerektiği öğretildi.
Doğru fırçalama yöntemi hakkında bilgi verildi.

Diş ipi kullanımının önemi hatırlatıldı.

Küretaj işlemi sonrası bu şekilde geçti.
Yaklaşık 15 gün sonra doktorum yeni tedavi planımı hazırladı.
Bu kez Periodontal Flap işlemi yapılmasına karar verdi.
Yani diş etine cerrahi bir uygulama yapılarak açılacak
ve diş eti altındaki yüzeydeki hasar temizlenerek tedavi edilecekti.
Bu işlem de diğeri gibi lokal anestezi ile uygulandı.
Tedavi süresince hiç bir acı,sızlama hissetmedim.
Diş etlerim kesildi,açıldı,tedavi edildi,dikildi ve üzerlerine
pat adı verilen bir macun uygulandı.
İşlem bitiminde doktorum 2 saat süre boyunca hiç bir şey yememem ve içmemem gerektiğini söyledi.
Bu süre pat adı verilen maddenin sertleşmesi için gerekli olan süreymiş.
Ayrıca dilimle pat ile oynamamalı ve çıkmasına sebep olmamalıymışım.
O süresi dolunca kendi kendine düşecekmiş.
2 saat sonunda yumuşak ve soğuk bir şeyler yiyerek 
gerekirse bir ağrı kesici alabileceğimi söyledi.
24 saat boyunca ise sıcak yiyecek ve içeceklerden kaçınmamın ağrı yaşamamam için gerekli olduğunu söyledi.
Uygulama yapılan gün gargara yapmamamı ve 
operasyon yapılan bölge haricinde kalan yerler için
rutin ağız bakımımı yapmamın önemli olduğunu söyledi.
Doktorumun uyarılarına uydum ve operasyon sonrası benim için çok rahat geçti.
Bir hafta böyle geçti.
Pat düşmedi.
Doktorum tarafından dikişlerim alınırken çıkarıldı.
Tedavim dörde bölünerek aynı şekilde uygulandı.
Bu tedavinin rahat şekilde sürmesi için önemli detaylar şunlar:
  • Operasyon öncesi tok olunmalı.
  • Bayanların özel dönemleri olmamalı.
  • Operasyon öncesi ve sonrası aspirin içilmemeli.
  • Operasyon sonrası enfeksiyonu engellemek için 4-5 gün sigara içilmemeli.
  • Ağız hijyenine dikkat edilmeli.
  • İlk gün vücut ısısını geçen yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalı.
  • Pat'ın düşüşü ardından operasyon yapılan bölgenin hijyeni yumuşak hareketlerle yapılmalı.

Kurallara uyduktan sonra,korkacak ve ya endişe edecek bir tedavi değil bu.
Aksine kendi dişlerinizle ömür boyu yaşamanıza yardımı olacak bir tedavi.
Şişmiyor,kanamıyor,ağrımıyor,acımıyor,sızlamıyor,hassasiyet yaratmıyor.
İçiniz rahat olsun.
:)
Sağlıklı günler dilerim.


Posted in |

Yorumlu



"Bana her şey sizi hatırlatıyor."

Posted in |

Ağaç Gibi Ol !

Bu sene kış ilkbahar olarak geçti.
İlkbahar da kış olarak geçebilir mi lütfen.
Şehrin suya ihtiyacı var da.
 Karşılaştığım tek tük ağaçlar çiçek açma gayretindeler.
Yaklaşık Şubat ayından beri birbiri ardından açıyorlar.
Umutsuzluk denilen şeyden haberleri yok onların.
Doğaları gereği yapmaları gereken şeyi yapıyorlar.


Geçen sene daha çok ağacımız vardı.
Yağmur bulutları için onlara ihtiyacımız var.
Ama bir dakika...
Şu ağaçları biraz örnek alayım kendime.
Diğer arkadaşlarının yokluğundan habersiz çiçeklerini açmış umutla su bekliyor.
Benim bu  ağaçtan ne farkım var.
Diğerlerinin ne düşündüğünden habersiz umutla inandığım yolda yürüyebilirim.
Bilmediğim hiç bir şey için endişe etmeme gerek yok.
Dikkatimi sadece kontrolüm dahilinde olan şeylere vermeliyim.
İçtenlikle istediğim her şey olacaktır.
Biliyorum ki çözüm bende.
Kendime inandığım sürece karamsarlığa kapıldığım her konuyu yok edebilirim.
İnançla istediğimde bana gelecektir.
Bir kahraman yağmurcunun gelip beni kurtarmasını beklemek kolaycılık olur.
Bu kadar tembellik ettiğim yeter.
Kalkmalı ve harekete geçmeliyim.
Hadi giyineyim artık.


Ağaç gibi yapayım.
Hava soğuk olabilir.
Hazırlıklı olayım.


Güçlü olmam gerek.
Yemek yemeliyim.


Aynı ağaç gibiyim,suya da ihtiyacım var.
Gövdem bulutları toplamıyor olsa da
ortak çok özelliğimiz var.
Güçlüyüz,umutluyuz,ortak ihtiyaçlarımız var 
ve yaşamak için bir arada olmak zorundayız.


Posted in , , |

Her Kafadan Ayrı Ses

Kış boyu mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıkları 
cemrelerin düşüşü ve işte bu günkü hava durumu.
Her durumda yaşadığımız hiçbir şey normal değil artık.
Yanlış adımların sonuçlarının neler olabileceği konusunda fikri olanlar fikir yürütmekle zaman kaybetmeyenleri uyardı ama 
ne yazık ki anlamamak konusunda ısrarlı olana anlatmaya çalışmak çok zor.
Şu ara toprakta barınan herşey bize uzaklardan el sallıyor gibi.
Sanki biri onlara fısıldamış.
"Hadi bakalım dedeye neneye bay bay de."
Bay bay tabiat dengesi,bay baaayy.
Bize verilen dünyayı ve yaşamı acımasızca kullanmamızın bedeli bize ağır olacak.
Dünyanın tüm yaşadığı sorunlara karşı yapılabilecek tek şey ise...
Hiç bir şey olabilir.
İnsan ırkı tam olarak bunu yapıyor.
Dünyayı hırsla harcamaya devam ediyor.
Kimse "ay ben yapmıyorum."diyemez.
Az ya da çok.
Hepimiz yapıyoruz.
Nankörlük doğamızda var.
Soğuk havalar da "ay sıcak olsaydı."
Sıcak havalarda "ay soğuk olsaydı" diyoruz.
Sanki çok biliyormuşuz gibi her  konuda ahkam keseriz.
Her şeyi biliriz.
Ay birde aynı görüşten değilsek birbirimize bir sinir oluruz ki.
Ben diyorum ki "Bu gün hava soğuk."
"Kazak giyeceğim."


"Üstelik yeni kazak giyeceğim."
"Dünyayı harcamaya devam edeceğim."
(!)
Bir başkası diyecek ki "sende kazak yok muydu ki yeni aldın?"
Başka biri diyecek ki "ekonomiye hareket vermek lazım."
Bir başkası kendine bakacak bana bakacak ve içinden diyecek ki "bu sıcakta kazakla çıkmış."
Pencereden bakan biri diyecek ki "ay hava soğuk mu acaba?"
Annem olsa "kızım üşürsün terlersin içine bir gömlek giy." der.
Bir de gömlek giyeyim.


Sanırım annemi mutlu ettim.
Ben bunları üst üste giyeceğim.
Şimdi bu işin üstadı biri çıkıp "o gömlek o kazakla olmaz diyecek." belki.
Ama olsa da giydim olmasa da giydim.
Keşke eleştirdiğimiz şeyler her zaman bu kadar basit şeyler olsa.
Bazı insan herşey sadece kendi istediği gibi olsun ister.
Mesela kazağımla gömleğimi beğenmeyen abla gelip üstümü başımı yolar,
onun istediği gibi olayım isterse sorun çıkar.
Bunu dünyanın geneli için yaptığımızı düşünsenize.
"Şu ilerdeki dağ;beğenmedim orada durmasın."
"Hemen dağı traşlıyoruz,düm düz alan yapıyoruz."
"Bak o göl şimdi burada olmadı,yerini değiştirelim."
Sanırım insan olarak haddimizi aşıyoruz artık.
Ne dersiniz.

Posted in , |

Olur mu ki ?

Başaklarda ekinlerin bitmesi için nelere ihtiyaç vardır?
Güneş,toprak,tohum ve su.
İnsan gücü lazımdır.
Ekmek,toplamak ve işlemek için.
Bu işi bilmeyen bir insan için iyi tahminler bunlar.
Demek ki ben bir geri zekalı olsam bile bu kadarını tahmin edebilecekmişim.
Ki bundan tam olarak emin değilim.
Geri zekalı olduğumdan yani.
Diyelim ki öyleyim.
Yeterli toprak olmadan az miktarda tohum ile ve susuz olarak bina içinde 
ekin yetiştirebilir miyim?
Bu soru olmadı mı?
Ancak imkanların bunlar olduğunu düşünelim.
En iyi ihtimalle az toprak dedim.
Kastettiğim saksı toprağıydı.
Mesela buğday yetiştirmek istiyorum.
Başarabilir miyim?
Ve bu biçtiğim buğday ile kendi ekmeğimi sağlayabilir miyim?
Emeğimle bunu başarma imkanım varsa hemen yurt dışından buğday tohumu siparişi vermeliyim sanırım.
Türkiyede ekilebilir tohum bulma ihtimali var mı?
Hadi tohumu bulduk diyelim toprak var mı?
Hadi var diyelim suyu nereden buluruz?
Belki de hiçbiri olmadan boş saksıya bakarım ve bir mucize olur.
Olur mu ki.
Olur olur.


Posted in |

İlkbahar Çiçekleri

Hazır yolum yakınlarda tarihi yarımadaya da düşmüşken
piyasanın en ucuz ıvır zıvırlarından almadan olmazdı.
İşte bu gün o ıvır zıvırlarla
bahar renklerini eve taşıma günü.
Bakalım nelerimiz var.


Renkli kağıtlar tahta kale civarından.
Bakır tel; tahta kale civarından.
Takı yapımında kullanılan pense ; Marpuççular Han'dan.


Yapıştırıcı en yakın bakkaldan.
Renkli A4 kağıtlar herhangi bir kırtasiyede bulunabilir.
Ben evdekileri kullanacağım.
Hadi başlayalım.
Bahar çiçekleri yapacağım.
İlk işim telden istediğim boyutta parçalar kesmek.
İkici işim ince yeşil kağıdımdan ince uzun şeritler kesmek.
Sonra kağıt şeritlerimi yapıştırıcımı da kullanarak tellerimin 
üzerine sabitleyeceğim.


İşte böyle.
Bunlardan birkaç tane hazırlayacağım.
Bunlar çiçeklerimin sapları olacak.
Bu iş bitince sıra
A4 kağıtlarıma geliyor.
Kalem ve silgi lazım.
Çiçeklerin taç yapraklarını çizeceğim.


Renkli ve beyaz olanlara çiçeklerin taç yapraklarını,yeşil A4'lerime
ise çiçeğin dip kısmındaki yeşil yaprakları çizdim.
Ben bunun için şablon kullandım.
Daha sonra makasımı alıp kesitim.
Bir sürü çizip kesmem gerek.
Burası bir sürü renk renk taç yaprak doldu.
Kesme işim bitti.
Ama şimdi tekrar makasıma ihtiyacım var.
Çünkü taç yaprakların dıştaki yuvarlak kısımlarını dışa doğru kıvırmam gerekiyor.


Bu işlem paketlere takılan rafyaları kıvırma işlemi ile aynı.
Dışarı doğru ufak bir dönüş benim için yeterli.
Tüm yaprakları kıvırıyorum.
Bu iş bittiğinde bir bambu çubuğa ihtiyacım olacak.
Çünkü artık tüm parçalarım hazır.
Bunları birleştirme aşamasına geçiyorum.
Birleştirmeye bu en küçük parçalardan başlıyorum.
Bu parçayı külah kıvırır gibi elimle kıvırıp bir ucuna yapıştırıcı süreceğim.
Sonra bambu çubuğumu da alarak dalda bir çiçek gibi 
biçimlendirmeye başlıyorum.
Tüm küçük yaprakları aynı şekilde hazırlayıp birbirine 
sabitleyeceğim.
Yapıştırıcıyı bambuya sürmemeye dikkat etmeliyim.
Çünkü bu kısıma hazırladığım dalları yapıştıracağım.


İşte böyle.
Şimdi sırayla diğer yaprakları da üzerine ekleyebilirim.
En son yeşil kağıdımı yapıştıracağım.


Ve bittiğinde böyle görünecek.
Hepsi bittiğinde onları güzel bir vazoya koyup evin istediğim bir köşesine yerleştirebilirim.

Posted in , |

Tabii Sabunlar

Bir bahar günü yolunuz tarihi yarım adaya düşerse
mutlaka kendinize uygun ekonomik çözümler bulacaksınız.
Yerli malı,yurdumun malı her zaman en güvendiğim, en kaliteli olanlar oluyor.
En güzel alışveriş merkezi Mısır Çarşısı.


Şu güzelliğe bakın.
Her şey var.
Yabancılar bizim mallarımıza bayılıyorlar.
Bizim aklımız nerede.
Bu gün için benim aklım tam da burada.
Yoğun kimyasal barındırmayan tabii içerikli ürünlerimize ben de bayılıyorum.
Özellikle de sabunlarımıza.


Menengiç sabunu,zeytin yağlı,lavantalı,himalaya tuzlu,bıttım,hamam sabunu,killi
yeşil sabun…çeşitler çok fazla.
Her biri de farklı farklı cilt yapıları için.
Ya da farklı farklı cilt sorunları için.
Buraya kadar gelmişken birkaç tane almamak olmaz.


Geleneksel hamam sabunu,zeytinyağlı,killi çeşitleri benim en sevdiklerim.

Posted in |

Günaydın.



Sabahları gün doğumunu izlemeyi severim.
Çünkü Güneş Hep Doğu'dan Doğar.

Posted in |

Bobbi Brown Extra Eye Balm


Bahar ya da kış
güne iyi hazırlanmak ve zinde başlamak için ilk yaptığımız şey ,
güzel bir kahvaltı etmek.
Bu sabahları yüzümüzü yıkamak kadar,cilt kremleri sürmek kadar,
varsa ilaçlarımızı kullanmak kadar önemli bir detay.
Benim sabah kahvaltım bu ara lif,protein ve vitamin ağırlıklı.


                     Hem hafif hem doyurucu hem de öğleye kadar beni zinde tutuyor.
Uzunca bir süredir hayatımda değişmeyen bir rutin oldular.
Ama değişen şeyler de var.
Mesela göz çevresi kremi.
Uzunca bir süredir kullandığım göz çevresi kremimi daha yoğun
daha kıvamlı ve tedavi edici bir ürünle değiştirdim.
Bu kez tercihim Bobbi Brown Extra Eye Balm.               


Çok yoğun,akışkan olmayan,katı yapıda bir ürün bu.
Adının hakkını veriyor.
İçinde portakal yağı,nane yağı,salatalık yağı,havuç yağı,katılaştırılmış shea yağı,su,yosun özü,
bazı gliserin türevleri,lesitin,limon özü,demir oksit,Galbanum (Kasnı : Maydanozgillerden ;Çadıruşağı otu ile
şeytan teresi ağacı gibi bitkilerden elde edilen bir çeşit zamktır.Ağrı kesicidir,spazmları önler.)
beeswax (Bal peteğinden elde edilen parafine benzer bal mumu),Caprylic (yağlandırıcı medikal madde) ,Elemi Oil (Elemi :Tıpta tedavi edici olarak kullanılan,sanayi de vernik ve mürekkep yapımında da yararlanılan reçine ve yağların elde edildiği Manila Elemi olarak bilinen çiçekli bir ağacın adı),
Gaultherie oil (Keklik Üzümü Yağı :Kuzey Amerikada yetişen bir bitkidir.Antiseptik,iltihap giderici,
arı kesici,kanama durdurucu,gaz giderici ve idrar söktürücü olarak kullanılır.Keklik üzümü yağı üzümün yapraklarının damıtılması sonucu elde edilir.),Zerdeçal  Özü,Ceramid 2  (amino asit ve yağ asitlerinden oluşan lipit molekül),Cholesterol  (Vitamin D ön maddesidir.),Linoleic Acid (Omega 6 serisinden çoklu doymamış yağ asidi.),E vitamini,Octyldodecanol (Kozmetik ürünlerde yumuşatıcı ve emülgatör olarak kullanılan uzun zincirli yağ alkolü.Şeffaf,renksiz bir sıvıdır.Çoğunlukla nemlendiricilerde kayganlaştırıcı ve yumuşatıcı özelliği dolayısıyla kullanılır.)…


Çok zengin bir nemlendirici içeriğe sahip.
Cildin nemlenmesine yardım eden güçlü bitki özleri içeriyor.
Görüldüğü gibi son derece yoğun.
Bu yüzden gündüz kullanılması öneriliyor.
Kaş üzerinden göz altına kadar olan bölgeyi tedavi etmek için kullanılıyor.
Çok az kullanımı bile çok etkili.
Hassas göz çevresini çok rahatlatıyor.
Sorunları tedavi ediyor.

Posted in , , |

İlkbahara Hazırlık

Baharın gelişi ile birlikte
biten ürünlerin bazılarını yenileme zamanı da geldi.
En çok kullandığım ürünler ;
Yves Rocher'in
argan yağı 
Tradition de Hammam.
Kullandığım tek vücut yağı bu.
Hem bıraktığı yumuşacık etkiyi hem de aromatik kokusunu çok seviyorum.


İçinde Argan yağından başka gül esansı,hindistan cevizi yağı,
ayçiçek yağı,kastor yağı,mısır yağı
 gibi yağlar da var.
Bu yağ cildi nemlendiriyor ve yağ dengesini koruyor.
Cilt tarafından kolayca emiliyor.
Sanırım tüm Yves Rocher ürünleri içinde en sevdiğim ürün bu.
Diğeri Body Shop'tan.
Her zaman kullandığım All in One BB krem.
Fondotenlerin ciltte bıraktığı ağır görüntüden hoşlanmadığımdan
 tercihim hep bb krem oluyor.
Body Shop'un bb kremi tüm büyük vaatler sunan bb kremler içinde en 
özelliksiz olanı sanırım.
UVA-UVB koruması yok,cildi nemlendirmiyor,
gerginleştirmiyor...vs vs.
Sadece cilt tonunu eşitleyip canlandırıyor.
Ve allığım Clinique'in tatlı pembe renkli bir toz allığı.
Baharda cildimde hafif bir pembelik iyi olur.
Solgun ifademi gizler diye düşündüm.

Posted in |
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.