Archive for Mayıs 2017

İş ve Keyif

Uzun süren eğitim programım gösterişli bir final ile son buldu.
Sadece bir senelik bir süreçti ve seneye kadar yaz sezonuna girdi.
Artık kendime ayıracak daha çok zamanımın olacağını umuyorum.
Bunun için artık gün bitiminde evimdeyim ve bazen de biraz erken bile gelebiliyorum.
Günler uzadı ve artı günün kararması saatler alıyor.
Şükür ki Avrupa yaz saati uygulamasına geçti ve elektronik saatlerimin tamamı 
normal saati gösteriyor artık.
Hayat düzene girdi.
Gereksiz inattan vazgeçip kışları yaz saati uygulamasak olmaz mı sanki.
Bu sene dünya kadar enerji israfımız olmuş.
Ayranımız yok içmeye (milli içeceğimiz olsa da (o da ne demekse) taht-ı revanla gidiyoruz
 hacet gidermeye)
Politikamız böyle.
Söyleyecek çok söz var da anlayana hasretiz.
Neyse efendim.
Benim ve sizin sorunlarınızın çözümü yok.
Kula kul olmayı tercih ettirdiğinizden beri böyle.
Alışma sürecim alışamamakla sürüyor.
Kendimi soyutlamak tek tercihim.
Bunun için kendime güzellikler armağan etmeye devam ediyorum.
Bazen güzel bir gelişme oluyor ve evden çalışma fırsatı doğuyor.
Bu günlere bayılıyorum.
Hemen kendimi dışarı atıyorum.
Güne güzel bir yürüyüşle başlıyorum ve bir buket çiçekle eve dönüyorum.


Sonra çalışma saati.


Çalışma biter bitmez fırsat bu fırsat diyerek sayfama da zaman ayırıyorum.
Böyle fırsatlar her zaman ele geçmiyor.


Tüm her şeyi eksiksiz tamamladığıma emin olduğum zaman artık dinlenme zamanı.
Bu gün bu kitaba başlıyorum.


Dili akıcı ve anlaşılır ve içerik düşündüğümden daha keyifli çıktı.
Almadan önce şöyle bir göz atmıştım ama umduğumdan daha şaşırtıcı ve zevkli çıktı.
Hadi bana iyi okumalar.
Bye.
👋❤👋

Rahatlatan Şeyler

Uzun süredir süren koşuşturma arasında 
verebildiğim ufak molalarda kendime ufacık yenilikler armağan ettim.
Mutfak alışverişi yaptım örneğin.
Uzun zamandır evde olup da sağlıklı beslenemesem de yakın bir tarihte üzerimdeki sorumluluğun bir
kısmını üzerimden atıp normal insanlar gibi yaşayabileceğim.
Bu market alışverişi onun habercisi.


Mevsim meyveleri , kahvaltılık bir şeyler ,biraz da şekerleme aldım.
Sağlıklı ve düzenli yaşayacağım zaman gelene dek ani kan şekeri düşmeleri için 
yanımda olmaları faydalı.
Kitapçıları gezdim bu ara.
Uzunca bir süredir almak isteyip alıp almamakta kararsız kaldığım bir kitabı sonunda aldım.
Fazla zamanımı çalmayacak çok da dikkat gerektirmeyen bir kitap olduğu için bu aralar 
kafamı rahatlatmak için iyi bir seçim olduğuna karar verdim.


Kendime bütçeme uygun yeni bir takı aldım.
Oldukça sade bir görünüme sahip bir kolye.


Kozmetik dükkanlarına uğradım elbette.
Epeydir bir yeni parfüm almak istiyordum.
Şöyle her çantaya girebilecek kadar ufak roll-on'lu bir şişede bir parfüm.
Yaşasın ; içime sinen bir tane buldum.
Ter kokusuna çeşitli çözümler bulunabilir ama güzel kokmak ayrı bir konu.
Yaz sonuna dek biter diye düşünüyorum.
 Giysi dükkanlarına da baktım.
Ama  bu tarz alışveriş için ihtiyacım olan ve içime sinen bir şey bulamadım.
Bu konuda da ihtiyaca yönelik alışveriş yapmayı sevdiğim için
gördüğüm hiç bir parçaya ihtiyacım olmadığına karar verdim.
Belki ilerde bir gün.

Mini

Kendime hiç zaman ayıramamaktan şikayet ettiğim bu günlerde bir mucize oldu ve 
tam 3 günlük yarı zamanlı mola elde ettim.
Çok mutluyum.
Bu mini molaya gerçekten çok ihtiyacım vardı.
Programını düzenleyemeyerek işlerini erteleyen herkese buradan 
teşekkür ediyorum.
Sayelerinde bu boş günlerden birini temizlik birini kişisel işler ve birini de basit hayallerimi gerçekleştirmek için kullanacağım.
Yani anlayacağınız işim erken biteceği için bir molada ev işi yapacağım.
Bir molada yemek yapıp spora çıkacağım ve bir molada da 
şahsi işlerimi ve belki de bakım işlerimi halledeceğim.
Yani birikmiş ve yapılmayı bekleyen ne varsa.
Normal insanların ev işi yapmak için benim kadar 
heyecanlandıklarını sanmıyorum.
Ama bunlar benim için lüks sınıfına giriyor.
Eve sadece uyumak için değil dinlenmek ve ya rahatlamak için de geldiğim o günleri özlüyorum.
İşte bu 3 gün o 3 mutlu gün olacak.
Belki bir başkası benim yerimde olsa 3 günlük tatile çıkardı.
O normal işlerini halletmiş insanlar için 
gerçek bir dinlenme arası olabilir.
Benim içinse markete uğramışken bir de ufak alışveriş yapmak 
bu ara o dinlendirici tatilin yerini tutuyor.
Bu gün de ufacık bir alışveriş yaptım.


Kendime yeni el kremleri ve makyaj fırçaları aldım.
Her birini farklı bir yerden seçtim.
Bir dükkandan çıkıp diğerine girerken yorulmama rağmen dinlenmiş hissettim.
Yeni geldiğini gördüğüm markalara göz attım.
Ama hiç birine ihtiyacım yoktu.
Sadece kullanışlı bulduğum bu üç parça benim için yeterliydi.
Bazı mağazaların müdavimleri var.
Yoğun bir alıcı kitleleri var.
Madame Coco mesela.
Pek bana hitap eden bir dükkan değil ama herkes neden bu kadar tercih ediyor merak ettim.
Bir gireyim dedim.
Kozmetik bile yapıyormuş.
Yakın bir zamanda yerli üretim kremler denediğim için 
buradan da el kremleri aldım.
Bakalım buradan aldığım kremlerden de diğerleri kadar 
memnun olacak mıyım.


Yeni seyahat boy fırçalar seçtim.


Bütün fırçalar eşit ölçülerde ve hepsi birlikte Sephora'nın  çantasına da sığdı.
Hatta buna el kremimde sığar 
ve hepsini birlikte 
çantamda rahatlıkla her yere götürebilirim.
Fazla yer kaplamayan seyahat boyu ürünlere bayılıyorum.

Posted in |

Günün Anlam Ve Önemi

Hayata olana bitene bakıyorum da 
halkın basit ve sırada yaşamında ufak tefek
günlük değişmeler ilerlemeler oluyorsa
bir tek Türkiye de o kadarcık ilerleme oluyor.
Gerisi eski tas eski hamam.
Bende de durum ufacık tefecik ilerleyişlerle sürüyor.
(Önemli günlerin anlamı ve önemi ise
malesef kişiden kişiye farklı olabiliyor.)
19 mayıs ve tatil.
Heeyyy.
Bayramımızı kutlamak için coşku içindeyim.
Kulağımız da ağrısa, boynumuz da tutulsa , minisküs de olsak ,
kasımız da yırtılsa , alçımız da olsa...
bugün meydanlar Atatürk ile dolacak.
Ama ben bu tatil günüme öncelikle etrafı toplayarak başlamalıyım.
Evde bulunduğum bu günde ilk işim eve biraz çeki düzen vermek.


Ortada dağınık duran ne varsa yerlerine yerleştirmeliyim.
Bu sene evi organize edebileceğim bazı eşyaları hazırladım ve çok işime yarıyorlar.
Mesela bu raf.
Gözlüklerimi koyuyorum buna .
Hem gözümün önünde duruyorlar hem de düzenliler.
Lazım olanı olmayanı aramadan rahatlıkla yerinde bulabiliyorum.
Bunun için işi bitenleri yerlerine yerleştirmeliyim.


Çantalarımı düzenlemek için hazırladığım malzeme de temelde aynı işlevi görüyor.
Her şey bir arada ve düzenli duruyor.
Açıkta gözümün önünde ve rahatlıkla seçebiliyorum.
Fazla yer de kaplamıyorlar.


Minik sandığımın amacı da bu.
Ortada ve dağınık duran malzemelerim artık sandığın içinde düzenli ve temiz şekilde korunabiliyor.
Ayrıca bütün bunlar kendi el emeğim olduğu için ihtiyaçlarıma da 
tam olarak cevap veriyorlar.


Emek verdiğim her şey benim için paranın satın alabildiği her şeyden çok daha kıymetli.
Taktir edersiniz ki para ile hava atma tarzım yok.
İnsan sahip olmadığı şeyle hava atabilir mi?
Ancak kalitenin para ile hiç bir ilgisi olmadığını da biliyorum.
İyi şeyler büyük paralarla inşa edilmek zorunda değil.
Eldeki imkanlar , çok çalışmak ,azim ve kararlılık beni hedefe götürüyor.
Ve tabii ki kendime okulların verdiğinden fazlasını vermek için kendimi eğitmekten asla vazgeçmiyorum.
Asla bir şeyin olması için çok geç değil.
Ve asla siz de "bunu ben mi yapacağım" demeyin.
Yapın.
Geç değil.
Deneyin.
İmkansızlıklarınız kaderiniz olmasın.
Sizden çalınmaya çalışılan ne varsa geri alın.
Atatürk'e bakın.
Çok zengin miydi?
Varlık içinde mi yüzüyordu ?
Çökmüş osmanlı içindeki yoksul Türk Halkına bakın.
Onu Türk milleti haline getiren şey neydi?
Cesaret ,Yüreklilik , Kararlılık , Azim , İman , Dürüstlük.
Yoktan var etmek de var ,var olanı yok etmek de.
Önemli olan ne yapmak istediğine karar vermek.
Tarih sizi bir kenara nasılsanız öylece not edecektir .


Bu gün kendi varlığıma not düşüyorum.
Bayrağımın birini evime astım.
Diğerini alıp çıkıyorum.
"Bağımsızlık karakterimdir." diyen 
bu büyük önderi takip ediyorum.
Bu gün ve her gün.
Cesaretle , yüreklilikle , kararlılıkla , 
azim , iman ve dürüstlükle.
Atalarımın yaptığı gibi onların yolunu izleyerek.

Posted in , |

Oyun Yine Oyun

Atatürk ve Cumhuriyet konusu çerçevesinde geçtiğimiz 10 yıl yoğunlukla
 olmak üzere iktidar sahipleri ve çevrelerindekilerden çeşitli inci'ler dinledik.
En çok bel altı hakaretler tercih ediliyordu.
Osmanlıyı överek o günün ingiliz iş birlikçilerini göklere çıkaranlar çoğunlukla bu günün
ingiliz , amerikan , israil iş birlikçileri oldular.
O günün emperyalleri bu günün emperyalleri gibi kendilerine pek çok iş birlikçi bulmuşlardı.
Bir tek karakteri bağımsızlık olan ve kölenin kölesi olmaktan bıkmış olan Yüce Türk Halkı
Türk milleti olma yolunda kıyam etti ve can havli ile tüm düşmanları üzerine akın etti.
O günün kendi kurtuluşlarını düşmanın iki dudağı arasına emanet etmiş iş birlikçileri 
bu günün kahramanları ilan ilan ediliyor.
O gün canlarını ortaya koyarak gerçek düşmanın üstüne yürüyerek Ulus olma yolunda hareket eden Kahraman Türk Milleti bu günün haini oldular.
Üstelik büyük bir kavram karmaşası yaratılarak.
O günün ingilteresi bu günün amerikası.
O günün kaderini ingiltere'den aldığı sözlere emanet edenleri bu günün amerika ile hareket etmeye hazır olanları ve ya o kavram karmaşası içinde karşı gibi durarak desteğini esirgemeyenleri.
Birbirine düşman olduğu anlatılıp duran kişiler aynı saflarda ayrılmadan bir araya geldiler.
Şimdi kıyam edip iç ve dış düşmana birlikte karşı durma ihtimali olmasın diye yeniden 
Kurtuluş savaşı vererek düşmana karşı duran kahramanları üzerine gidiliyor.
Üstelik kahramanların kendilerini savunma cümlelerini 
kendileri için kullanarak.
Yani şimdi iş birlikçilerin mazlum postu  giyip savunmasızlara saldırma zamanı oldu yeniden.
Milletin kafası öylesine karıştırılıyor ki net ve ortada olan ne varsa göremez hale geldiler.
Bu Atatürk önderliğinde savaşan kahraman atalarımız üzerine oynanan sistemli savaş büyük oyunun sadece bir parçası.
"Kimse Atatürk'e hakaret edemez."
Cümleleri içinde gizli bir "bizden başka" kelimesi var.
Çünkü birbirine zıt iki kişiyi aynı kefeye koymak da en büyük hakaret.
Onların yaptığı bu günün iki düşmanını aynı kefeye koyup benzetmek gibi bir şey.
Aynı olmayanlar aynı kefeye konmaz.
2.Abdülhamitle Atatürk aynı kefeye konmaz.
2. Abdülhamitle Hitler aynı kefeye konulabilir.
Zıtlar benzeşmez aynılar benzeşir.
Hani özrü kabahatinden büyük derler ya.
10 yıldan fazladır yapılan bu işin maksadı Türklerin sahip oldukları tüm değerleri itibarsızlaştırmak.
Gerçek kimliğinden ve gerçek dininden uzak masallarla , hurafelerle , yalanlarla karma karışık 
kimliksiz , kişiliksiz , tüm manevi değerlerini yitirmiş .
Üretmeyen , emperyallerin ağzının içine bakan , tehditlere pabuç bırakan ,
korkak bir şeye dönüştürme
çabası.
Sistemli bir şekilde yapılıyor.
Dışarıdan yol gösterilerek yönlendiriliyor.
Mutlaka öyle olmalı çünkü bu yakın tarihimiz boyunca böyle oldu.
İçinde makam mevki çabası da var.
Olmaması mümkün değil.
Bundan sonrası öncesinin aynı.
Yani kara çalmalar sürecek , eylemler ve söylemler hep bel altından olacak ,
Kişiler konuşabilecekleri kadar konular açacaklar ve onların istedikleri konular konuşulacak.
Vatan yine Vatan , Ata yine Ata , İş birlikçi yine İş birlikçi , Düşman yine Düşman,
Dost Koyun Postunda Sırtlan.
Eski düşman dost olmaz.
Aşık Mahzuni Şerif de düşmanı açıkça söylüyor ya.
Amerika Katil

Bu Günler - 2

Bahar geldi,yaz kapıya dayandı.
Hala ne kendimle ne de sayfamla doğru dürüst ilgilenemediğimi fark ediyorum.
Kendime iyi bakabileceğim normal zamanların gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum.
Bu sayfadaki gönderilerim de içime sinmiyor.
Bir arkadaşım beni uyardı.
Buraya yeteri ilgiyi göstermiyormuşum çünkü diğer sosyal ağlara daha çok zaman ayırıyormuşum.
Tek bir açıdan doğru, zaman ayıramıyorum.
Ama sebebi diğer sosyal ağları kullanmak değil 
(ki zaten yok ,
yani o "alisverisguncesi" sayfaları benim değil.)
sosyal yaşamın ve sorumluluklarımın fazlalığı.
Ayrıca son zamanlarda almakta olduğum eğitim ;
iş dışında tüm zamanımı kaplıyor.
O yüzden bazı cümle düşüklüklerim , imla hatalarım  ya da yanlış kelimelerle dolu yazılarım oluyor.
Bunun için başta beni yanlış değerlendiren arkadaşım dahil tüm okuyuculardan özür dilerim.
Zamanı gelince bu durum değişecek.
Bunun dışında  ucundan birazcık baharı yakalamaya çalıştığım günlük hayat
neşeli ve azıcık değişiklikle sürüp gidebilsin diye elimden geleni yapıyorum.
Öyle çok büyük değişimlerden bahsedemiyorum maalesef.
Ama benim için basit değişiklik bahar günlerini bahara yakışır şekilde
karşılamak.


Kahvaltıya bahar lezzetleri eklemek.
Mevsim meyveleri chia tohumu ve protein ekli basit bir kahvaltı güne enerjik bir başlangıç için tercihim.


Kalın kazaklara ara sıra da olsa "bye bye" demek en sevdiğim bahara alışma yolu.
Bu ara sık sık bastıran o garip yağışlar haricinde hava mevsime uygun sürüp gidiyor.
Güneşi özlemişim.


Makyaj basit ve hızlı aynı zamanda güneşli günlere uygun olarak içerisinde güneş koruması olan ürünler favorim.
Gereksiz abartıdan olabildiğince kaçınmaya çalışıyorum.


Bu ara bu makyaj fırçalarıyla az ürünle pürüzsüz ve örtücü bir sonuç elde edebiliyorum.


Güneşin ışıltılı yansımasını yüzümde taşımak için doğal bir efekt ekliyorum.
Ve kalın giysilerden kurtuluşumun sonucu olarak daha çok takı kullanmaya başladım.
Mevsim hayatın tadını çıkarmaya çalışma mevsimi.
Zamanı ve parası bol olanlar keyfine baksın.
Hele öğrenciyseniz harika.
Tadını çıkarın.
Eskiden öğrenciyken söylenen bu sözün anlamını bu günlerde daha iyi anlıyorum.
Benim için artık basit şeylere ayırabildiğim zaman bile bir lüks.
Yine de ufacık şeylerle bile mutlu olunabiliyor.
Yeter ki sizin için önemli o ufacık şeylere maksimum değeri verebilin.
Büyük hayalleriniz vardır ve elde edersiniz ama yine de yetmez ve mutsuzsunuzdur.
Çevremde bu insanlardan çok var.
Tüketirken anlık mutluluklar yaşayan.
Elde ettikçe mutsuz olan.
Hatta başkalarının emek vererek ortaya çıkardıkları şeyleri bile elde etmeye çalışan.
Onları anlayamıyorum.
Hayatları sadece aldıkları ve yaptıkları ile sınırlı.
Ve sürekli alkış bekliyorlar.
Ya da birilerinden daha üstün olduklarını düşünüp pohpohlanmayı bekliyorlar.
Beklentileri gerçekleşmezse yine mutsuzlar.
Mutsuzluk üzerine sebep yaratmayı bırakıp hayata ve birbirinize gerçekten değer verebilseler
 bu  durum son bulacak.
Bu kadar basit.

Posted in |

Kolay Değil

Yaz kapıya dayandı ve ben yazı yapılamamış işler
ile
verilmemiş fazla kilolarla gayet formsuz ve mutsuz karşılıyorum.
Yapılacak şey basit aslında.
 Evde bulunmak ve kendine zaman ayıracak fırsatı yakalamak.
İşte bu basit konu problemin temelini oluşturuyor.
Bu sene normal koşuşturma arasında hayatıma 
uzun yıllardır hayata geçirmek isteyip cesaret edemediğim bir konuda aldığım eğitimi de ekledim.
Ve eve dönüşlerim işten sonra aldığım bu eğitim yüzünden 
akşamın geç saatlerine dek uzadı.
Eğitim 22.00 civarı bitiyor.
Yaptığım hata tüm günü dışarıda geçirmek.
Ve öğle yemeği ile akşam yemeği arası süre malesef ki çok uzun.
Bu koşuşturma arasında az su içiyorum.
Akşam yemeği ise ya dersten çıkıp topluca gidilen bir yemek
 ya da eve ulaşıp yiyip yatmak şeklinde olunca 
 ergenliğimin fazla kilolarıgeri geldi.
Metabolizmam bu sisteme alışık olmadığı için bedenen de 
sıkıntı yaşıyorum.
Bıktım.
Artık sadece eşortmanla gezebilecek gibiyim .
Tabii içine sığabilecek bir eşortman bulabilirsem.
Aralık sonuna dek sporu ihmal etmeyen ben ne ara bu hale geldim.
Cevabı biliyorum.
Bu saçmalık Haziran başında bitecek.
Ve ben de umuyorum ki akşam eve gelip sağlıklı ev yemekleri hazırlayıp yiyebileceğim.
Hayallerim ne kadar basit değil mi.
Hatta akşam yemeğimden sonra spora bile çıkabileceğim.
Ahh az kaldı.
İşte o az kalan zamana hazırlık olarak kendimi de belki azıcık motive edebileceğimi düşünerek 
 yeni spor giysileri aldım.
Ve de aksesuarlar.


Basit hayallere basit seçenekler.
Yeni bir sweatshirt ,çoraplar.


Bir mont ,tayt ,telefon için bir taşıyıcı kolluk.
Fırsat bulduğum zamanları değerlendirmek istiyorum.
Fırsat.
Bulur muyum ki.
Bulamam herhalde.
Ama bu ara durum böyle.
Çoğu bitti azı kaldı.
Sabır.

Posted in |

Yalan Mutluluklar

Bahar bahar gibi geçiyor.
Bense hayatı tamamen basite indirgediğim hayatımı yaşamaya devam ediyorum.
Hala hayattan keyif almıyorum.
Bu durum düzelmeyecek diye çok korkuyorum.
Ama içten içe düzelmeyeceğini de biliyorum.
Türkiye'de iyi bir gelişme olmayacak.
Bunu bilerek ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyiyim.
O kadar mutluyum.
O kadar işte.
Mutluluk oyunu için temel ihtiyaçları karşıla, hile yap.
Her zaman yaptığım şeyler bunlar.
Günlük alışverişin ilk parçası hile.


Ooh hilem mis gibi kokuyor.
Bir de yeni broşürüm var.
Bahar giysileri.
İçimde olmayan bahar neşesini belki derginin sayfaları arasında bulabilirim.


Öyle mucizevi bir değişiklik olmadı.


Bahar ayını kocaman bir gülümseme ile karşılamaya 
hazırlanmak isterdim.
Gülüşlerim de sahte sahte.
Aynı sahte yollarla beyaz dişler yaratan bu kalem gibi.


Yalan dolan bundan sonra hayatımızın bir parçası olacak.
Alışmak lazım.
Alışamıyorum.
Kirli zeminin üzerini istediğim kadar sahte etki yaratan 
bir kalemle kapatmaya çalışayım.
Olmayacak , kendini belli edecek.
Önce pisliği temizlemeden yapacağım her şey sırıtacak.
Yapaylığı , sahteliği belli olacak.
Ben de içten içe yalan olduğunu bileceğim.
Ama gerekli temizliği yaptığımda durum daha farklı olacaktır.
Ben doğru bildiğimden sapmayayım.
Ağız ve diş sağlığını geçici hevesler uğruna heba etmeyeyim.
Önce temizlik sonra makyaj.
Doğru sıra bu.

Posted in , |

Pastel'den

Mayıs ayına elimdeki makyaj malzemelerine yeni bir kaç 
ekleme yaparak başlıyorum.
Biliyorum piyasaya çok yeni markalar girdi.
Ve benim seçimlerim genellikle bunlardan yana olmuyor.
Ama olsun.
Bunun da bir sebebi var.
En önemli sebebi elimdeki ürünü bitirmeden  
ya da bitirme aşamasına yaklaşmadan 
benzer başka bir ürünü satın almaktan pek hoşlanmıyor oluşum.
Sonuçta harcadığımız kazancımız .
Yenileri alıp,istif yapıp azıcık kullanıp,bozuldu diye atmak mantıklı gelmiyor.
Boşa para harcayacak kadar zengin değilim.
Bu günkü alışverişim bitirmek üzere olduğum bir ürüne farklı tonda ama benzer bir alternatif aramak üzerine.


Bu gün kendime bir krem allık ve yeni bir likit aydınlatıcı aldım.
Uzun bir zamandır severek kullandığım likit aydınlatıcım oldukça azaldı.
Bu kez bir değişiklik yapıp yerli bir marka tercih ettim.


Benefit High Beam
 uzun bir zamandır kullandığım bitirip yenisini aldığım
 tek 
likit aydınlatıcım.
Ama bu kez tercihim farklı bir renkten farklı bir markadan
 yana oldu.
En içime sinen rengi Pastel'de buldum.
İki ürün ambalaj olarak birbirlerine çok benziyor.
Ama Pastel'in fırçasını pek beğenmedim.


Fırçası yüzünden pastel daha geniş bir uygulama yapıyor.
Tonları başka da olsa yapıları pek de birbirinden farklı değil.


Pastel'in Sun Light aydınlatıcısının sevdiğim özelliği 
aynı Benefit High Beam gibi ıslak bir bitiş sağlaması ve cilt üzerinde simli bir etki bırakmaması.


Gelelim krem allığa .
Pastel Lip and Cheek Color Stick oldukça natürel bir tonda.
Günlük kullanım için oldukça ideal.
Yapısını da çok sevdim.

Posted in |
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.