Archive for Eylül 2014

Yolculuk Hazırlığı

Kısa bir süre sonra gelecek olan kurban bayramını biraz da
izin kullanarak uzunca bir tatile dönüştürebilmek için 
oturup kendime bir valiz hazırladığım bir gün.
Off ne uzun cümle oldu.
Kısacası tatile çıkıyorum.
Havalar bozmadan yazdan bir kaç gün daha çalacağım.
Öncelikle küçük ama önemli parçaları çantama koymalıyım.
Cüzdan,kimlik,ilaçlar,kişisel ve önemli eşyalar olmazsa olmaz
ve tabii telefon,şarj,uyku gözlüğü,kulaklık,saç tokaları ve yolculuk yastığı....


Vs.
Yolda kullanacağım her şeyi öncelikle hazırlamalıyım.
Bunlar önemli.
Valize gelince;
hazırlamadan önce ilk işim meteoroloji işlerinin sitesine girip 
gelecek günün hava tahminlerine bir göz atmak.
Duruma göre valizime şemsiye mi,gözlük mü koyacağıma
karar verebilirim.
Şimdilik her şey güzel  ve güneşli görünüyor.
Yaz indiriminden faydalanarak aldığım bir kaç parça yeni giysimi
 bayramda giyebileceğim demektir.
Yine de kalın giysiler de koymalı.


Ne de olsa Ekim sayılır artık.

Posted in |

H&M 2014-2015 Sonbahar

Sonbaharın geldiğinde iki şey beni mutlu ediyor.
Biri 
sonunda bize 
"sizi ne mutlu eder ?"
diye soran
 H&M'in yeni kataloğu.
Bu kez sondan başa doğru gidelim.


Sizi ne mutlu eder.
?
Bir düşüneyim.
Kimseye zarar vermeden kendi halimde huzurlu ve sağlıklı yaşamak.
Sevdiklerimle bir arada olmak.
Gülümsemek.
Hayatın sürekli yenilenmesi.
Yeni kataloglar.
(Her şeyi alacak olmasam bile.)
Peki bu sezon H&M'de ne yenilikler var.


Farklı renk ve  modelleriyle paltolar bizi kendilerine hayran bırakacaklar.
Pelerinler geri dönüyor.


Moda bu sene çok neşeli ve enerjik.
Kolay ulaşılabilir ve dikkat çekici.
Sokak modası fotoğrafçılığı diye bir meslek olduğunu 
bu sene H&M'den öğrendim.
Ama sokağın modaya ilham verdiğini hep biliyordum.


Bu sene ekoselerin,parlak derilerin,paltoların,erkeksi ayakkabıların,şık blazerların,
motorcu stilinin,kürklerin,
kırmızının hemen hemen her tonunun senesi olacak.
Hem spor giysiler hem zarif bir hanımefendi görünümü var.


Bu sene stilinize uygun bir parçayı mutlaka bulacaksınız.
İster spor ister klasik,ister iddialı,ister neşeli,ister ciddi,ister rahat.
Seçim size kalmış.
Bense her zamanki gibi rahatlığı seçtim.


Bütçemi zorlamayacak sıradan iki parça.
Bluz ve kolye.

Posted in |

Sağlık İçin

Yaz boyunca kendime ve sağlığıma fazla dikkat etmeyip
kontrolünü kaybetmişim.
Ne yaparsam yapayım vücudumun sağlığını tehlikeye atmamalıyım.
İşte bu yüzden bu aralar yediğime içtiğime ve yaptığıma daha çok dikkat etmeye başladım.
Uzmanları ve tabii ki kendi doktorumu daha çok dinlemeye başladım.
Sözünden kesinlikle çıkmıyorum.
İpin ucu kaçmadan yeniden çook fazla dikkatli yaşamaya başladım.
Ne yiyeceğim,ne içeceğim,ne zaman uyuyacağım,ne kadar spor yapacağım,
ilaçlarımı ne zaman ve nasıl içeceğim.
 Kış kapıya dayanı verir aniden.
Hazır olmalıyım.
Doktorumla planladığımız hayatımın karşılıklı uyum içinde olduğumuz tek kısmı sabah saatleri.
Biliyor ki her sabah yürüyüşümü yapıyorum ve kahvaltımı hiç atlamıyorum.
Ben de bana dönemsel olarak verdiği öğünlerden çok mutluyum.
En mutlu olduğum kahvaltı ise müsli,yoğurt ve meyveden oluşan öğünler.


Eylül ayında yaz meyveleri daha bir lezzetleniyor sanki.
Belki de uzun kış boyunca bir daha olmayacaklarını bilmenin yarattığı histen midir nedir bilmem
sabah kahvaltıları bu mevsim bana daha bir güzel geliyor.
Vücudumu kışa da hazırlıyoruz ya 
sebze meyveyi eksik etmiyoruz bu ara.
Vitaminler şart.
Metabolizmam düşmeden kışı rahat ve düzenli geçirmek için ufak tefek hazırlıklar yapıyorum.
Dışarıda hazırlanan yemekleri hiç sevmem.
Benim sevdiğim evimde içinde ne olduğunu bilerek kendi hazırladığım yemekler.
Bilmediğim yerlerde ayak üstü atıştırmaktansa ve bir de 
üstüne hastalanmaktansa
(Çünkü sadece cildim değil vücudum da çok hassastır.)
bunu her zaman tercih ederim.
Bazen yanımda küçük sandviçler taşırım.
Ama her zaman bu şekilde beslenmeyi sevmem.
Uzun süre aynı gıda ile beslenmek çok sıkıcı değil mi.
İşte bu yüzden bu gün alışverişe çıktığımda 
kendime gıda taşımaya uygun olan saklama kaplarından bir tane aldım.
Aslında tercihi cam olanlardı ama hem ağırlığından hem de 
kapaklarının tam  olarak sızdırmaz olmaması yüzünden
pleksiglasa benzeyen 
(ne dendiğinden tam olarak emin değilim.)
yiyecek taşıma kabı olarak geçen bir saklama kabı aldım.
Bu konuda çok çeşit var ve çok kafa karıştırıcı.
Yiyecekle temasında zararsız olanı bulabilmek çok önemli.


Bundan sonra bu kap ile yemeklerimi yanımda taşıyacağım.
Aynı eskilerin sefer tası alışkanlığı gibi.
Çıkmışken ikinci paket oje kurutucumu da aldım.
İlk aldığımdan çok memnun kaldım.
Mevsime hazırlık olarak bir çift çorap ve bir kaç makyaj malzemesi.
3 adet dudak kalemi.
Dudak kalemi kullanmayı seviyorum.
Bu kez hepsi Rimmel.

Posted in , , |

Avokado İle Tanışıyorum

Bu gün yeme alışkanlıklarımda 
bir değişiklik daha yapıyorum.
Avokado ile tanışıyorum.
Bu değerli bitki ile tanışmak için dünyayı dolaşmam gerekmiyor.
Yerli avokado ile tanışıyorum.
Peki niye ülkemde de üretilen ve tüketildiğini bildiğim avokado
ile tanışmam bu kadar geç oldu.
Çünkü onun tatsız tuzsuz,kekremsi,iğrenç bir şey olduğunu duymuştum.
Uzak durmayı tercih ediyordum.
Taa ki harika bir yağ asidine sahip olduğunu öğreninceye kadar.
İçindeki tekli doymamış yağ asitleri kalp için harika bir koruyucu.
Kan yağlarını düzenliyor.
Kan şekerinin düzenlenmesine katkı ağlıyor.
Muzdan daha fazla potasyum içeriyor.
Folik asit,A,B1,B2,B3,B6,C,E,K vitaminleri ile Lutein ve Glutathion gibi antioksidanlar içerir.
Alfa  karoten , Beta karoten ,Zeaksantin ,Fosfor ,Magnezyum ,Demir ,Kalsiyum ,Çinko...
:)
Uzun uzun anlatmaktansa en iyisi bir bilene danışmak.
saymakla bitmiyor.
Gelelim nasıl tükettiğime.
Bir kere olgun olanını seçmek gerekiyormuş.
Yada sertse bir elmanın yanına koyarak ya da gazeteye sararak buzdolabında bir gün bekletin.
Ertesi gün hemen olgunlaşıyor.
Lezzetine de böyle erişiyor.
Yoğun ve faydalı bir yağ içeriğine sahip olduğu için ne hazırlarsanız hazırlayın 
yağ eklemenize hiç gerek kalmıyor.
Ben çorbasını tercih ettim.



Bol yeşillikli bir soğuk çorba hazırladım.
Aslında hazırladığım çorbanın mantıken cacıktan hiç bir farkı yok.
Tek farkı bu çorba çok doyurucu ve harika bir mide dostu.
Orta boy yarım avokado kullandım.
1 salatalık,bol taze nane,maydanoz,dereotu,yoğurt.
Lezzetlendirmek için ekleyeceğiniz şeyler tamamen damak tadınıza kalmış.
Yani daha ne eklemek isterseniz işte.
Bütün sebzeleri güzelce yıkayıp doğrayıcıya koyduktan sonra
bir kaşık kullanarak avokadonun kabuğunu soydum.
Avokado bu renkmiş demek.
Oldukça yumuşak,kaygan.
Bu hali ile sert değil,acı değil,tatsız değil,yenmeyecek gibi değil.
Ama çorbama ekleyeceğim diğer malzeme ile çorbam epey lezzetli olacaktır.
 Avokadomu ve yoğurdumu da ekledikten sonra hepsini birlikte
doğrayıcıdan geçirdim.


Burada kıvam önemli.
Çorbam biraz dişe dokunur olmalıydı.
En azından kendim için böyle hazırladım.
Lezzetini çok fazla bilmediğim faydalı bir gıdayı lezzetini sevdiğim gıdalarla birleştirdim.
Bu tarifi daha da geliştirebilirim.
Çok doyurucu oldu.
Ben bile şaşırdım.
Ellerime sağlık.

Posted in , |

Güneşli Bir Gün

Sonbaharda güneş varsa 
yapılacak en güzel şey ondan sonuna dek faydalanmaktır.
Uzun sürecek sonbahar ve kış boyunca bu mutlak enerji kaynağını çok özleyeceğim.
Bu güzel günü açık havada yürüyerek değerlendireceğim.
Hafta sonu ; arabalarını alıp boğaza inenlerin aksine kendimi
 bu güzel günde
 kapalı bir kutuya hapis edemem.
En sevdiğim taşıma aracı ayaklarım.


Bol oksijen , sodyum  alıyorum.
Güneşin enerji verici gücünden faydalanıyorum.
D vitamini alıyorum.
Endorfin yüklüyorum.
Spor yapıyorum.
İç organlarım , kaslarım ve kemiklerim çalışıyor.
Stres olmuyorum.
Aksine
Neşeliyim.
Bol bol fotoğraf da çekiyorum.
Ayaklarımı bir banka park ettiğimde park ücreti ödemiyorum.
Hem sağlıklı hem de ekonomik.
Ne demişler sağlam kafa sağlam vücutta bulunurmuş.
Hedefim Ortaköy.


Burası uzun bir mola vermek için harika bir yer.
Biz kızlar buluşup birazcık muhabbet de ediyoruz.
Bazen kafelerden birine oturup tavla da oynuyoruz.


Bazı arkadaşlarım erkenden evli ve çocuklular.
Çocukların en sevdiği şey iskele meydanındaki güvercinleri beslemek.


Benim en sevdiğim şey bol bol fotoğraf çekmek ve tabii ki el işi tezgahlarını dolaşmak.


Nerede ne ile karşılaşacağımı , neye gönül vereceğimi bilemem 
ya da 
eve ne ile döneceğimi.


Her şey ne kadar da renkli böyle.
Bizim kızlar yerli malı yurdum malı diyerek içlerindeki alışveriş canavarını 
bulunduğu yerden çıkarttılar.
Evet benim ki de çıktı.
Ama çıktığı gibi de fazla dolanmadan geri girdi.
Yine de bir tanecik parçaya sevdalandım.
Aldım taktım parmağıma.


Işığa göre ton değiştiren minicik bir yüzük.
Açık mavi,koyu mavi,lacivert,turkuaz bazen de morumsu.
Eve varana dek her tona dönüştü.


Bir fiyatına hepsi birden.

Posted in |

%60-%70 İndirim

Sonbahar geldi ama pek çok mağazada yaz indirimi devam ediyor.
Yeni sezon ürünlerle beraber yaz sezonu 
indirimi sürerken sezonda almak istediğim bir kaç yeni parçayı gardırobuma eklemeye karar verdim.
Hele  bir de indirim  oranı %60-%70 olunca.
Bu gün hedefim Mudo.
İlk uğradığım ayakkabı reyonu.
Pek umudum yok.
Çünkü genellikle almak istediğim parçaların numaraları bu mevsime dek tükenmiş oluyor.
Ama yine de şansımı denedim.


Kahverengi deri bir sandalet.
Klasik bir model.
Her sene değişik mağazalarda çalışılan bir model.
Ancak hiçbir sene ya numarası ya da rengi kalmamış olur.
Bu sene hem numarası hem de rengini bir arada buldum nihayet.


Sade ve klasik bir şort.
İnanılmaz ama bu da bedenime göre ve üzerime dikilmiş gibi oturdu.


Yeni bir çanta.
Kış sezonu için.

Kuinoa (Quinoa)

Sonbaharla birlikte bazı yeniliklere hayatımda yer açmaya başladım.
Yeni tatlara açık olmak  gerektiğini düşünerek
ayrıca besleyiciliğine ve faydalarına hayran kalarak 
kuinoa'yı hayatıma sokmaya karar verdim.


Dimyat markası ile Peru'dan getirilerek ülkemizde satışı yapılıyor.
Ayrıca
Türkiye'de de ilk olarak Adana'da deneme üretimi yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmış.
Kuinoa'nın en önemli özelliği çok güçlü bir protein içeriğine sahip olması.
Öyle bir bitki düşünün ki proteinden zengin,yağdan fakir olsun.
Çok sayıda vitamin ve antioksidan içersin.
Kalsiyum zengini olsun.
Demir oranı yüksek olsun.
Tüm zorunlu amino asitlerden yana zengin olsun.
Yüksek lif içersin.
Tadı makarna,pilav,bulgur ya da karbonhidrat içeren herhangi bir yiyecek gibi olsun ama
bunların hiç biri olmasın ,aksine pancar ve ıspanak ile aynı familyadan gelen bir bitki olsun.
Ayrıca son derece doyurucu olsun.
Tüm zorlu iklim şartlarına (soğuk ya da kurak iklimler fark etmiyor.) uyumlu bir bitki olsun .
Kolay yetiştirilsin
ve üretimine harcanandan fazlasını kazandırsın.
Gübre ve su problemi olmasın.
Dağ yamaçlarında olsun ovalarda olsun verimi değişmesin.
Her türlü toprakla uyum sağlasın.
En iyi verimini rakımı 1000 - 4000 metre arası kıraç arazilerde veren bir bitki olsun.
120 farklı çeşidi olsun.
Filizlendirilerek kullanımında etten bile fazla protein oranına ulaşsın.
Kuinoa Türkiye'de yetiştirilmeye de çok uygun bir bitki.
Başta Konya Ovası olmak üzere Torosların kuzeyine bakan sarp yamaçlarda 
ve Doğu Anadolu'nun tüm yüksek platolarında yetişebilecek bir bitki.


Dimyat ithal kuinoa'sı piyasada et fiyatına satılıyor.
Ancak her öğünde tüketilebiliyor.
Sabahları müsli yerine ,öğlenleri salata ile,akşamları köftesi ya da dolması yapılmış olarak yemek mümkün.
Ne isterseniz o oluyor.
Hazırlaması da çok kolay.
Pişirmeden birkaç saat önce kuinoanızı bir kaç kez yıkayıp ıslatıyorsunuz.
Pakette küçücük görünen kuinoa taneleri hem daha büyüyor hem de içerisindeki enzimlerin
böylelikle harekete geçmesi sağlanmış oluyor.
Ben tadını bilemediğim için bir kabın içinde akşamdan 
nohutlarımı ıslatırken delikli bir süzgeç yardımıyla kuinoalarımı da ıslattım.
Sabah olunca nohutlarımı haşladım.
Kuinoayı da aynı pilav pişirir gibi hazırladım.
Hazırlanma süresi çok kısa.
Yaklaşık 10-15 dakikada hazır oldu.
Piştiğinde aynı bulgur gibi görünüyordu.
Bu hali ile hazırladığım kuinoamı biraz nohut ve zeytin yağı ile hazırlanmış sebzelerle birleştirdim.


Yani tadını tam olarak bilemediğim bir gıdayı tadını sevdiğim gıdalarla birleştirmiş oldum.
Sanırım ara sıra mutfağımda olmasını isteyeceğim bir yiyecek.
Ara sıra diyorum bunun iki sebebi var.
Birincisi her zaman aynı gıda ile beslenmeyi sağlıklı bulmayışım.
İkincisi ise Türkiye'de de rahatlıkla yetişebilecek bir gıdanın taa Peru'dan 
gelmeden mutfağıma girmesini istiyor oluşum.
Eğer ülkemde yetişenine erişebilirsem daha fazla tüketmek isteyeceğim kesin.

Posted in , |

Bu Gün Cuma

Günlerden Cuma.
Cuma bayram sayılır.
Her hafta bayram mı olur.
Olur olur.
Çocukken bir kitap okumuştum,çok gülmüştüm.
Konunun özü şuydu :
Özel günleri,geceleri, bayramları çok olan bir milletiz.
Bayramın , biri bitiyor biri başlıyor,sofralar kuruluyor , şenlikler eğlenceler oluyor. 
Tam bitti derken yine başlıyor.
Küçücük bir çocukken beni kıkır kıkır güldüren bu hikayeler büyüyünce gerçeğe dönüştü.
Gel de gülme.
Gül.
Gül!
Lezzetli pirzolaları midene gönderemiyorsan,bonfileleri götüremiyorsan,gül gitsin.
Gül,hem de kahkahalarla gül.
Yaşadığın memleket buna müsait.
Gül.
Kahkahalarla gül.
İstersen ağlanacak haline gül.
Gülmek faydalıdır.
Aldırış etme cahillerin sözlerine .
Onlara da anlat .
Bak bakalım gülerken neler oluyor.
"Gülen insanlar daha sağlıklıdır çünkü gülmek stres hormonlarını azaltıp, bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirir.
Gülmek, beta-endorfin adı verilen hormon seviyenizi %27, büyüme hormonunu da %87 arttırır.
Büyüme hormonu, hormon eksikliği olan hastalarda kullanılır ve kas ve kemiklerin yanısıra bağışıklık sistemini de kuvvetlendirir, vücut yağını azaltır.Sporcuların performanslarını arttırmak için kullandıkları hormon da budur.
Gülmek aynı zamanda üç ayrı hormonun seviyesini de azaltır; kortizol, dopak ve epinefrin.
Epinefrin yani daha çok bilinen adıyla adrenalin, korktuğumuzda “uç veya kaç” tepkisini tetikler.Kronik seviyelerde, bu üç hormonda bağışıklık sistemine zarar verir ve başka hastalıklara da katkı yaparak sağlığınızı etkiler.
Aynı zamanda, diabetik hastalarda yapılan testlerde kocaman bir kahkahanın, iyi kolestrolu arttırıp ve enflamasyonu azalttığı gözlemlenmiştir."
Gülmeye daldım.
Gülümsemeye daldım asıl konuyu kaçırdım.
Bu gün Cuma.
Güzelce bir kahvaltı yapıp güne hazırlanacağım.
Kahvaltım basit yiyeceklerden oluşuyor.


Kalsiyum için yoğurt,potasyum için muz ve iştah kontrolü sağlamak için de biraz tarçın.


Yanında da yine tarçın eklenmiş yeşil çay.
Sonbahar geldi ya yine bitki çaylarını baş tacım etmeye başladım.
Kış için önlemimi ne kadar erken alırsan benim için o kadar iyi olur.
Kahvaltı işi böylece sürerken bir yandan da hazırlanmalı.
Bu gün yazın aldığım hala yeni olan pantolonumu giyeceğim.
H&M 'den ilkbaharda aldığım bluzumla.


Makyajımı geçen kış aldığım mavi tonlardaki paletimle yapacağım.
Bir de yepyeni spor ayakkabılarım var.
Converse'den.


Henüz çok yeniler.
Daha önce bu kadar ince tabanlı Converse'im hiç olmamıştı.
Ben parçalanan eski ayakkabılarım yerine bir yenisini almaya çıkmıştım ve
 bu ince kenarlılara rastladım.
Açıkçası fiyatı da bana çok ekonomik geldi.
Çok da sevimli buldum.
Sonbaharın yağmurlu ve çamurlu günleri gelene dek kullanabileceğimi düşünüyorum.


Converse'leri her zaman çok rahat bulurum.
Her zaman da gidip bu bembeyaz kuğu gibi olanlarını satın alırım.
Sonra da uzunca bir süre giymeye kıyamam.
Ayakkabılar eskidiğinde ise ne renginden ne de modelinden eser kalmaz.
Ama bu gün bunu yapmayacağım.
Beklemeyeceğim.
Hazır cuma iken "güle güle kullanayım , ayağımda paralansın." diyerek
ve bir de kendime gülerek güne başlıyorum artık.
:)

Posted in , , , , |

Nivea Sunny Melon & Oil - Phyto 7

Sonbahar geldi.
Eylül'ün ilk günleri bunlar.
Henüz havaların soğuması için erken.
Yaz yaşamını sürdürebildiğim kadar sürdürmek istiyorum.
Soğuk havaların gelişine hiç de özlem duymuyorum.
Yaz mevsimi yağmuru da fırtınayı da soğuk havayı da yaşattı.
Sıcağı da.
 Yazın güne nasıl başlıyorsam Eylülde de
aynı şekilde sürdürmeye devam ediyorum.
İlk olarak açık havada güzel bir yürüyüş.
Evin en uzağındaki noktadan gazetemi almam gerek.
Hem sporumu yapıyorum hem de kahvaltıdan önce gazeteye bir göz gezdirmiş oluyorum.
Bu benim kendimi çok mutlu ve sağlıklı hissetmemi sağlıyor.
İkinci iş güzel bir duş almak.
Uzun zamandır kullandığım sabunlar duş ürünlerini büyük kısmı bitti.
Kendime yeni bir duş jeli aldım.


Yaz etkisini sürdüreceğim ya ;
Nivea'nın Sunny Melon & Oil duş jelini seçtim.
Hala yaz meyveleri var.
Öğünlerimize ekleniyorlar.
Bu kez de banyo keyfimize eklenseler fena mı olur.
Açıkçası ilk anda içeriğine göz atmadım.
Sadece meyve kokusu öyle iç açıcıydı ki...
itiraf ediyorum kokusunun cazibesine kapıldım.
Ama şimdi hazır duşumu bitirmiş sıcak bir çay içerken ve kahvaltımı ederken 
oturup bir yandan da içeriğine  göz atabilirim.
İlk olarak her zamanki gibi
Su,
Sodium Laureth Sulfate
(Sodyum Sülfat)
(Bu hiç iyi değil.)
Cocamidopropyl Betaine,
(Hindistan cevizi yağından elde edilen organik bileşik.)
Acrylates Copolymer,
(Kıvamlaştırıcı)
PEG-7 Glyceryl Cocoate,
(Şampuan,duş jeli,sıvı sabunlarda geri yağlandırıcı olarak kullanılan
sentetik polimer.)
Parfum,
Disodium Cocoyl Glutamate,
(Şampuan ,duş jelleri gibi ürünlerde kullanıma uygun 
aminoasit bazlı
anyonik surfaktandır.
ECOCERT sertifikalıdır.)
Helianthus Annuus Seed Oil,
(Hibrit Ayçiçeği tohumu yağı.)
Glycerine,
(Gliserin.)
Glyceryl Glucoside,
(Gliseril glukositi.
Cilt kuruluğu tedavisinde kullanılan bir yağ içinde su emülsiyonu.)
Sodium Chloride,
(Sodyum klorür.
Tuz)
PEG-40 Hydrogenated Castor Oil,
(Hidrojene edilmiş Hint yağı)
Trisodium EDTA,
(Ağır metallerdeki izleri ve kirleri temizlemek için kullanılan karbosilik asit bileşiğidir.)
Propylene Glycol,
(Petrol kökenli bir ham maddedir.)
Benzophenone-4,
(Su bazlı ürünlerin UV ışınlarından kullanılmasında kullanılır.)
Sodium Sulfate,
(Sodyum Tuzu)
Lactose,
(Laktoz.
Süt şekeri diye de adlandırılan,tabiatta sadece memelilerin sütünde bulunan bir disakkarittir.)
Microcrystalline Cellulose,
(Odun hamuru olarak bilinen topaklanmayı önleyici madde.)
Phenoxyethanol,
(Kimyasal bir koruyucu olan glikol eter.)
Methylparaben,Ethylparaben,
Benzyl Alcohol,
(Aromatik kokusu olan renksiz bir sıvı.)
CI 77492,
(Kozmetik ürünlerde renklendirici olarak kullanılan mineral.)
CI 15985,
(Kozmetik renklendirici.)
Ph değeri cilt ile uyumlu dermatolojik olarak test edilmiş.
Maalesef içinde hem sülfat hem de paraben bulunuyor.
Her zaman çok dikkatli olamıyorum.
Böyle boş bulunuyorum işte.
Ama olsun.
Bu sayede bu ürünü yakından tanımış oldum.
Peki vücudum his gibi ve tertemiz oldu.
Ya saçlarım.
Bir süredir yaz güneşine maruz kalan saçlarımı artık sonbaharda rahatlatmam gerek.
Bunu için kullanacağım ürün bir bakım kremi.


Phyto 7
Hydrating Day Cream With 7 Plants.
Kuru saçlar için 7 bitki özlü nemlendirici krem.
Amacı saçları sadece nemlendirmek değil yeniden yapılandırmak.
Bunun için 7 adet bitki özü kullanıyor.
Bunlar:
Guimauve, (Mallow)
(Hatmi)
Calendula,
(Kadife Çiçeği)
Sauge,(Sage)
(Adaçayı)
Bardane,(Burdock)
(Dul avrat otu)
Saule,(Willow)
(Salkım söğüt)
Soja,
(Soya)
Romarin,(Rosemary)
(Biberiye)
bitkilerinin yağları.
Bu özler saç teline iyice işleyerek saçın nemini uygun seviyede tutmaya yardımcı oluyor.
İster havlu ile nemi alınmış saça istersek kuru saçımıza uyguluyor olalım fark etmiyor.
Her durumda işini başarı ile yapıyor.
Bu özler dışında ürün bir takım kimyasalları da içeriyor tabii ki.
Geri kalanlara göz attığımızda bu ürünün de tamamen masum bir ürün olmadığını görüyoruz.
Hadi birlikte bir göz atalım.
Propylene  Glycol,
(Petrol kökenli bir ham maddedir.)
Tocopherol,
(E vitamini aktivitesi olan,güçlü,organik kimyasal bileşik.)
Butylparaben,Ethylparaben,
Phenoxyethanol,
(Kimyasal bir koruyucu olan glikol eter.)
Methylchloroisothiazolinone,
(Bakterileri,mantarları,mayaları temizleyici ve öldürücü özelliği sebebiyle kozmetik ürünlerde sıkça kullanılan bir kimyasal koruyucu maddedir.
Genellikle su bazlı olan kişisel bakım ürünlerinde bulunur.
5 klor 2 metil 4 izotiyazolin 2 tek bağlı özel bir kimyasal maddedir.)
Methylisothiazolione,
(Bakteri ve mayalanmayı önlemek için kullanılan bu kimyasal ne yazık ki hassas ciltlerde alerji hatta egzamaya 
neden olabiliyor.
Aslında zehirli ya da güvenli olmayan bir madde değil.
Ancak ürünler içerisinde önerilenden daha fazla bulunması bu reaksiyonlara sebep olabiliyor.)
Citric Acid,
(Limon asidi ya da Limon tuzu.)
Potassium Sorbate,
(Potasyum tuzu ya da sorbik asit.
Doğal olarak elde edildiği yer çilek olmakla birlikte sentetik olarak da üretilebilen 
çok fazla çözünürlüğü olan beyaz renkte bir asitik madde.)
Sodium Dehydroacetate,
(Sodyum tuzu)
Sodium Benzoate,
(Benzoik asit içinde çözünür olan soyum tuzu.
Gıda koruyucu olarak da kullanılır.)
_
Bu masum görünüşlü ama bir o kadar da kimyasal barındıran ürünü kullanırken dikkat edilecek nokta şu.
Saçlarınız ne kadar uzun ya da ne kadar kuru olursa olsun 
bu ürünün sadece minik bir fındık kadarını saçlarınıza sürüyorsunuz.
O kadar ürün yeter mi...
!
?
Yetiyor.
Saçlar yatışıyor.
Yumuşacık oluyor.
Saçların uçlarından başlıyorum ve yukarı doğru yayıyorum.
Diplerine uygulamıyorum.
Benim cildim çok hassastır çok alerjiktir.
Buna rağmen cildim içindeki maddelere karşı bir reaksiyon göstermedi.
Ürün 50ml'lik ambalajda satılıyor.
Tavsiye edilen kullanım şekli ile uzun süre kullanabileceğimi düşünüyorum.
Gerçekten çok etkili.

Posted in , |
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.