Bundan bir süre önce H&M'in mağaza dergilerinin birinde gardırobunuzu sevin başlıklı bir yazıyı okumuş ve alışveriş yapmak konusunda çekimser davranmaya karar vermiştim.
Daha fazla giysi almama gerek yok.
Kumaş kalitesi gittikçe düşüyor.
Daha fazla sentetik ve daha az pamuk veya yün kullanılıyor.
Eski yıllara göre daha az.
Bu yüzden gardırobumu sevmeye karar verdim.
Daha fazla giysi almama gerek yok.
Kumaş kalitesi gittikçe düşüyor.
Daha fazla sentetik ve daha az pamuk veya yün kullanılıyor.
Eski yıllara göre daha az.
Bu yüzden gardırobumu sevmeye karar verdim.
O günden beri bu güne dek ne çok alışveriş yaptığımı düşündüm.
Ve aldığım şeyleri organize etmekle uğraşırken ne çok anlamsız para harcadığımı.
Dolap içi organize etmek için kutuların,hediye ambalajlarının bile para ile satıldığını ve
tatlının cazibesine kapılmış sinekler gibi
bunlara nasıl yöneldiğimi.
Bu güne dek yaptığım saçmalığın farkına vardım.
Biraz kağıt,biraz karton,bir makas ve yapıştırıcı ile bunu ben de yapabilirim.
Evde ne kadar döküntü malzeme varsa çıkardım ortaya.
Ve kendi ayakkabı kutularımı yapmaya başladım.
Önce işime yarayabilecek bir şablon çıkarttım.
Sonrada istediğim kağıda yapıştırdım.Kestim,katladım ve yapıştırdım.
Son derece lüks,şık ve ya fabrikasyon bir sonuç olmadı.
Ama olsun.
Boşa harcama yapmamış oldum.
Eğer beyazla kaplasaydım,orta yerinden delikler açıp etiket yeri ekleseydim
sanırım İkea'nın kutuları gibi olacaktı.
Ama bunu ayakkabı kutusu olarak yaptım.
Çünkü birkaç ay önce aldığım ayakkabılarımı kirlenmeden kaldırmak istiyorum.
Sanırım bu yaz onları hiç giyemeyeceğim.
Bu yaz giyinip,kuşanıp,süslenip eğlenme yazı değilmiş.
"Eğlenmeyin,dinlenmeyin!" yazıymış.
Olsun ; bunu bilemezdim ki...





