Bu gün kendimi bazı günler olduğu gibi çok tuhaf hissediyorum.
Bunu açıklayabilecek bir kelime yok.
Bu batılıların projelerinden kaynaklanan bir durum da değil.
Ya da öyle de ben farkında değilim.
Her durumda böyle zamanlardan beni kurtaran bir kitabım var.
Baş ucumda duruyor ve asla bitmiyor.
Bitiremediğim için değil.
Uygulamak kolay olmadığı için.
İçsel öğretilerle dolu bir kitap
Ayrıca bitirmek istemiyorum da.
Bu öğretiyi doğru şekilde hayata geçirmek istiyorum.
Öğretinin sahibi M.S 50-130 yılları arasında yaşamış bir filozof.
Adı Epiktetos.
Epiktetos M.S 94 yılına dek Roma'da öğretmenlik yapan bir filozof.
Ancak dönemin imparatoru Domitianus tarafından
filozofların toplumdaki etkilerinin büyümesinden endişe duyulması bahanesi ile
Roma'dan Yunanistan'a sürgüne gönderiliyor.
Ve orada bir felsefe okulu kuruyor.
Bütün yaşamını mutluluk,doluluk ve sakinlik öğretisi ile geçiriyor.
Nasıl şerefli ve sakin yaşanabileceği konusunda dersler veriyor.
Bence insanlara insanca yaşamayı öğretiyor.
Ve biz insanlar ;
insan olarak yaratılmış olmamıza rağmen, bunun hakkını vererek,
bilinçle ve erdemle yaşamak konusunda gafiliz.
Gafiliz çünkü çok benciliz.
Bunlar sadece benim görüşlerim elbette.
Ne zaman bu düşüncelerle ve derin sorgulamalı münakaşalarla beynimi meşgul etsem ;
Epiktetos'un öğretileri beni rahatlatıyor.
Ve yaşama,gerçeğe ve insana dair çok şey öğreniyorum.
Yeniden,yeniden,yeniden ve yeniden.



