Bana Göre

Alışveriş konusunun her konuyu içeriyor olması
sebebiyle bu gün konu olarak kendime ramazanı seçtim.
Tüm gün iftarı beklerken ve bir sonraki iftar hazırlığımı  sahur sonrasında yaparken işim kolay.
Zor olan alışveriş kısmı.
İşte bu gün o kısmı halledeceğim.
Alışverişte zor olan kısım sadece pazar alışverişi kısmı.


Sebze seçmek çok zor değil.
El marifeti ve göz kararı ile yapılabiliyor.
Ama meyve seçerken çok zorlanıyorum.
Tatmadan almak ve sonra verdiğin paraya acımak alışverişin en sıkıntılı kısmı.
Üretici ülke politikalarının kurbanı.
Hibrit tohumlar toprağı zehirliyor olduğu için bazı sebzeyi üretmeyi hepten bırakmışlar.
Tüketici o lezzetsiz sebzeye ve meyveye mecbur bırakılıyor.
Yemesi dert yememesi dert.
Bazı sebzenin sebze tadı bile yok.,
Renkli formda ve zirai ilaç lezzetinde.
Hem iyi bir şey yiyemiyoruz hem de pahalı.
Bu bize dayatılan tarım politikası öl ya da dur ölme sürün politikası.
Bu politikaları sürdürenler politikaları üretenlerin oyuncakları.
Öldüren oyun.


Oyunun ikinci perdesi ise buğdayla ,ekmekle ilgili.
Bir süre önce ekmekle ,gıdayla oynanan oyunu buğday ruşeymi ile ilgili 
yazımda anlatmaya çalışmıştım.
O zamandan bu zamana gıda politikalarımızın değişmediği hatta para uğruna daha büyük felaket senaryolarının da kapımızda olduğu "yeni zeytinlik yasa tasarısı" ile yeniden gündeme geldi.
Kıyılar ve mera arazileri de bu iştahlı oyunun içinde dillendiriliyor.
Yaşayan hiç bir şeyin yaşamasına izin vermeyen yeni sistem :
Öldüren Oyun Bölüm 2.
Ya da siz başka daha romantik bir isim bulabilirsiniz.
Yaşamla bu kadar rahatlıkla kafa bulanların 
yaşayanlara okuması için indirilen bir kitabı ve dini bile saptırarak ,eğlence konusu yaparak
(Şov malzemesi yaparak ...yarışlar ,altınlar,,,)
 üstelik bunu da ramazan ayında yaparak 
ne çeşit bir ibadeti gerçekleştirdikleri konusu sadece bunu yapanları ve yapılmasına göz yumanları bağlar.
Ben eğlence olsun diye kutsalları alet edenlerden değilim.
Yani diyeceğim o ki.
"Ben sizin taptığınıza tapmam,siz de benim taptığıma tapamazsınız.
Ben sizin taptığınıza tapacak değilim ; siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
Sizin dininiz size , benim dinim banadır."


Oruca gelince.
Normal zamanda nasıl abartılı değilse ramazanda da öyle.
Ama sahur önemli.
Sahurda illa ki içinde her şey olan kocaman bir sandviç yiyorum.
Peyniri ,sebzesi ,yumurtası  uzun süre tok tutacak bir öğün.
Boca çay ve su içiyorum.
Allahtan havalar çok sıcak değil.
İdare etmeye çalışıyorum.


İftarda sanki ara öğün yapar gibi meyve , hurma ve su ile başlıyorum.
Kan şekerim artık oruç tutmaya müsait değil ama yine de 
bir yöntem olarak bunu buldum.
Kan şekerimi böyle yükselttikten sonra ilaçlarımı içiyorum .
Bir süre beklemek zorundayım ve o sürede de yemeğimi pişiriyorum.


Kan şekerimi bu şekilde yükseltmek beni pide ve diğer atıştırmalıklarla
midemi doldurmaktan koruyor.
Böylece iftarı normal bir öğün gibi yapabiliyorum.
İftar saati benim için akşam yemeği saati olarak geç bir saat olsa da
kahvaltılıklardan daha sağlıklı bir öğün olarak düşündüğüm
vitamin ve proteinden dengeli küçük bir öğün yiyorum.
Zaten uzun süre aç olduğum için çabuk tıkanıyorum ve ya ani yeme atağı hissediyorsam
iştahımı salata ile geçiştirmeye çalışıyorum.
Sonrası yatana dek bol su ve çay.
Elimdeki imkanlarla bana göre en sağlıklı beslenmeyi
 sağlamaya çalışıyorum.

Posted in , . Bookmark the permalink. RSS feed for this post.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.