Soğuk hava kendini iyiden iyiye hissettiriyor artık.
Üşümekten nefret ediyorum.
Bu aralar bulduğum her boş vakitte kışlıkları elden geçirmeye başladım.
Yazlık kıyafetlere baaay baaay diyorum.
Bikinileri bu sene hiç giyemedim.
Kaldıramıyorum da.
Kışın nerede giyeceksem?
Suya erişip dinlenebildiğim tek yer banyo.
Geçenlerde Lush'a uğradığımda kendime birkaç banyo malzemesi de seçtim.
Bunlardan biri
Body Butter & Peeling grubundan
Aqua Mineralis.
İçerisindeki bitkisel yağlar ve badem kabukları ile cilt üzerindeki kuru
tabakayı uzaklaştırıyor.
Bunu yaparken cildi inanılmaz yumuşatıyor.
Bu ürünle yıkandıktan sonra cildim bebek teni gibi oldu.
İnanılmaz bir şey.
Daha önce Lush'ın sayfasındaki yorumları okuduğumda kullananlar hep kötü kokusundan bahsediliyordu.
Bunu öğrenmiş olmama rağmen yine de aldım.
Çünkü zevklerin herkes için farklı olduğunu biliyorum.
Başkalarının sevmediği bir şeyi belki ben severim belli mi olur dedim.
Ama...
Haklılar.
Ürünün kuru hali başka ıslak hali başka kokuyor.
Kuruyken "bademli çörek gibi kokuyor." benzetmesi yaptığım ürün
suyla birleşince bana "çöreğin yumurtası fazla kaçmış." hissi verdi.
İçinde kakao ve sandal ağacı özleri de var.
Kakao antioksidan ve e vitamini içeriği ile nem verici olarak,
sandal ağacı da çatlamış cildi yumuşatıcı olarak eklenmiş.
Ürünün 2 ay içinde tüketilmesi tavsiye ediliyor.
Ancak tuhaf kokusu yüzünden sevmediğim bu ürünü
cildimdeki etki yüzünden çok sevdim.
Her iki sebepten de 2 aydan önce biteceğine eminim.
Banyodan çıkınca üşütüp hasta olmamalı.
Geçen sene gripten bir türlü yakamı kurtaramadım.
Bu sene de aynısı olsun istemiyorum.
Kendimi korumaya aldım.
Korumaya almak için de doğum günü hediyemi hemen sırtıma geçiriyorum.
Bu Oysho'nun polar sabahlığı.
Teşekkürler Anneciğim.
Seni Seviyorum.




