İşte koca bir yıla son vereceğimiz aya ulaştık.
Aralık ayı.
2015 yılına şöyle bir dönüp baktığımda bu sene benim için sonu gelmeyen sıkıntılarla uğraşıp durduğum bir seneydi.
Zorlu geçen bir kış yerini bir türlü bitmeyen soğuk bir ilkbahara bıraktı.
İlkbahar benim için umutlu fakat sıkıntılı bir sürecin başlangıcı oldu.
Yapılması gereken işlerim için pek çok
programımı erteledim.
Ertelediğim bu işlerse bana daha sonra sıkıntı olarak geri döndü.
Yaz geç geldi.
Gelişine sevinemeden ağır ve bunaltıcı bir hava ile birlikte zaten sıkıntılı
başlayan süreç daha da ağırlaşarak devam etti.
Eğlenmeyi dinlenmeyi ve sağlığımı bile askıya alarak ev ile uğraşmaya başladım.
Süreç uzadıkça uzadı.
Hiç bir şey yolunda gitmedi.
Hem maddi hem de manevi olarak çok yıpratıcı bir süreçti.
Bu süreçte bazı insanlar da kendiliklerinden gelecek programlarımızdan çıkarılmış oldular.
Gelecekte bu kişilerle iş yapmayacağımızı anlamış olduk.
Ve bu ağır bir yükten kurtulmak demekti.
Negatif etkiden arındıktan sonra sorumluluklarım birazcık hafiflediğinde
kendimi kısa bir tatil ile ödüllendirdim.
Öğlesine yorulmuştum ki bu tatil için tek hedefim dinlenmekti ve dinlendim de.
Döner dönmez hayat hiç ara vermeden kaldığı yerden hızla devam etmeye hazırdı.
Pek çok planım olmasına rağmen şartlara uyum sağlamak zorundaydım.
İlk büyük sorunumu teknolojik problemlerde yaşadım.
Tamire verdiğim bilgisayarım sorunları halledilememiş olarak geri döndü.
Ve yeniden kontrol edilmesini beklerken bir süre uzaktan yardımlarla idare etmek zorunda kaldım.
Bu da neredeyse her hafta ve bazen her gün tekrarlanıp duran sinir bozucu bir süreci
başlattı.
Çok şükür ki hayat kurtarıcı "click mini" kendinden beklenmeyecek kadar
iyi bir performans göstererek
bu süreci sizlere yansıtmadan idare etmemi sağladı.
Bu arada bilgisayarım yeniden bakıma gitti ve geldi.
Ve gelir gelmez sanki ayarlanmış gibi bu kez "click mini"
bir küçük kardeş kıskançlığı ile kendini ilk sorunu ile belli etti.
Şarj sorunu yaşayan küçük kardeş tamire gitti.
Ve toshiba garantisi ile
sorunum 15 gün gibi kısa bir sürede (diğerine kıyasla) aşılmış oldu.
Tamam , artık hayata katılıyorum ,
basit konularla da ilgilenebileceğim
diye sevindiğim kısa süre yerini kasım ayında
yaklaşık bir ay kadar süren bir hastahane sürecine bıraktı.
Bu kez de aynı işlemlerden iki kez geçmek zorunda kaldım.
Tahlillerim eksik yapıldı,filmlerim eksik çekildi,
eksik görüntüleme yapıldı ,yanlış tanı konuldu
ve ben yanlış tanı yüzünden yanlış tedavi oldum.
Sonra süreç daha genişletilmiş olarak yeniden başladı.
Her hafta 4-5 gün hastahaneye gitmek zorunda kaldım.
Her gün evden "umarım bu gün son gidişim olur,umarım sonuç alarak dönerim."
diye çıkıp eve gelince "yarın da gideceğim ,.." cümlelerini
kurup durdum.
Dinlenmek için yaptığım şey ise beni bıkkın ruh halinden kurtaracak
basit konularla uğraşmak oldu.
İyi niyetimi kaybetmemeye çalıştım.
Bir ay sonunda nihayet 3 adet tanıya ,büyük bir sağlık dosyasına ,
çeşitli ilaçlara ve bir tedavi programına sahibim.
Hala hastahaneye gidiyorum.
Ama bu kez ne için gittiğimi biliyorum.
Hala çözümlenememiş sorunlarım var ama çözümlenebileceğini umut ediyorum.
Hala çözümlenememiş sorunlarım var ama çözümlenebileceğini umut ediyorum.
Bu sene aralık ayından tek bir beklentim var.
Yeni bir yıla girmeden önce beni çok fazla zorlayıp , yormaması.
Şimdiden görebildiğim şey bu sene aralık ayı
geçtiğimiz seneler gibi olmayacak.
Yani benim için.
Yine de elimden geldiğince kendim için güzel bir şeyler de yapmaya çalışacağım.


