Hayat kaldığı yerden kendi seyri içinde ilerliyor.
Her şey nasıl kaldıysa aynı.
Bense ne hayattan ne de insanlardan hiç bir şey anlayamıyorum artık.
Türkiye de Türkçe konuşana hasret.
Gün içinde en çok kullandığım dil kısıtlı da olsa ingilizce olmaya başladı.
Genellikle amerikalı ya da asyalılarla hatta orta asyalılarla .
Toplu taşıma araçlarında önce karşımda benimle konuşmaya çalışan kişinin hangi milletten olduğunu anlamaya çalışıyorum.
Bazı milletlerin aksanlarını hiç anlamıyorum.
Öyle zamanlarda "bilmiyorum" demek daha kolay geliyor.
Hayat zordu artık daha da zor.
Bir an önce bu karmaşadan kendimi kurtarıp eve dönmek için sabırsızlanıyorum.
Bir an önce bu karmaşadan kendimi kurtarıp eve dönmek için sabırsızlanıyorum.
Beynimi arındırıp kendime azıcık huzur vermek istediğim zamanlarda evimde
(gazeteyi açıp üreme işleri kurumlarından yeni havadisler almak yerine...)
(gazeteyi açıp üreme işleri kurumlarından yeni havadisler almak yerine...)
müziğimle ve kitaplarımla ve yapılması gereken işlerimle ve küçük zevklerimle
günümü tamamlamaksa
ertesi gün için
psikolojik olarak hazırlanmamı sağlayan şey.
Bu gün kalan hediye paketlerimden bir tane daha
açmayı düşünüyorum.
Sephora paketimi açacağım.
Tam bir makyaj seti.
Kullanmaya başlamak için sabırsızlanıyorum.
Arkadaşım küçük bir kağıda
"Güzel günlerde kullanman dileğiyle." diye bir not düşmüş.
Umarım ülkece güzel günlerimiz olur.



