Hafta sonumun bir kısmını geçmişimde bana büyük kazıklar atan
bir arkadaşımı görmeye ayırdım.
Neden böyle bir şey yaptım?
Salağım çünkü.
Arkadaşım pişman olduğunu ve kendini affettirmek istediğini söyledi.
Ama görüşünce yaptığı hataları savunarak beni aşırı tepki vermekle suçlayıp
zamanımı boşa harcayıp keyfimi de kaçırdı.
Boşuna merhametten maraz doğar dememişler.
Huylu huyundan vazgeçer mi.
Bir insana geçirdiği yıllar en ufak bir olumlu etki etmez mi.
İnsan hiç mi yanlışlarından ders çıkaramaz...
Çıkaramazmış.
Pes.
Canım çok sıkıldı.
Benim canımın sıkılması ekonomik olarak bütçemde tahribat yaratıyor.
Sakinleşmek için yolum belli.
Alışveriş.
Ama kontrolümü olabildiğince yitirmeden alışverişimi yapmaya çalıştım.
Çünkü Türkiye'de de dünyada olduğu gibi ekonomi sıradan insan için
harika seyirde sürmüyor.
Bunun için alışverişimde yılbaşının yaklaşıyor ve havaların soğuk oluşunu göz önüne alarak
işlevsel bir şeyler seçmeye çalıştım.
İki yeni kalın kazak.
Bir çift küpe.
Yeni bir kahve fincanı ile bir de kitap.
Bunlar aralık ayının hiç hesapta olmayan moral düzeltici yeni parçaları oldular.
Moralim bozukken alışverişe gittiğimde abuk sabuk şeyler alırdım.
Şimdilerde daha mantıklı alışveriş yapabilmeyi de öğrendim sanırım.
Peki moralim düzeldi mi.?
Bilmem.
Geçici mutluluklar bunlar.


