Bu gece herkes eğlenirken birden bire aklıma
hayatın kendisi geliverdi.
Herkes halinden son derece mutlu eller havada oynuyor,çocuklar ailelerinin gözetiminde eğlencede,oyunda.
Senede bir gece yaşadığımız bir mutluluk gecesi.
Bu gece hepimiz birbirimiz iyin iyi bir şeyler yapıp diğerimizin yüzünü güldürmeye çalışıyoruz.
Bir gece için son derece bonkörüz.
Bir gece için son derece şıkız.
Bir gece için hiçbir şey düşünmüyoruz.
Sadece geri sayımı.
10-9-8-7-6-5-4-3-2-1-yaşasıııınnnn.
Eeee?
Neye sevindik biz.
Ya biz gerçekten de bir geri sayımla geriye gitmeye seviniyorsak.
Geriye dediğim çok çok gerilere.
Milat öncesine yol alıyorsak.
Çok mu fantastik geldi.
Gelmesin.
Tam olarak yapmakta olduğumuz şey bu olabilir.
Biz hatta tanrı kavramının ortaya çıkmadığı zamanlara kadar gidiyoruz.
Hem de 2017 itibariyle.
Bir zamanlar tanrı kavramının bilinmediğini biliyorsunuz hani putlar filan.
Biliyorsunuz değil mi.
Haa bir de firavunlar vardı ama onlar zaten tanrıydı.
Yani tam olarak tanrı da değil de tanrımsı.
Ra'nın oğlu.
Tanrının yeryüzündeki gölgesi.
Gücünü ra'dan alan ra olmayan ama ra'nın yetkilerine sahip olan .
Ra'nın yeryüzündeki görünür hali.
Buna inanıyor musunuz?
Bu olabilecek olan bir şey mi?
Bence inanıyorsunuz.
Bu kişi aynı zamanda hükümdardır da yani tanrı kral.
-
Tanrı kral ;
"hükümdar olan kişinin, tanrının yer yüzünde vücut bulduğu insan olduğuna inanılması "tanrı kral" ünvanın çıkış noktasıdır.
Özellikle mısır medeniyetinde firavunların, güneş tanrısı ra'nın oğlu ve horus'un yeryüzünde vücut bulmuş hali olarak benimsenmesi ve firavunlarında kendilerini bu doğrultuda "tanrı" olarak görmeleri onların asıl tanrı krallar olduklarını göstermektedir.
Doğu medeniyetlerinde ortaya çıkmış bir kavram daha sonra ise büyük iskender aracılığıyla
batıya (özellikle roma imparatorluğu) yayılmıştır.
Ayrıca Büyük İskender ve Sezar her ne kadar doğu medeniyetlerindeki bu ünvana imrenip bir tanrı kral olabilme çabasına girmişlerse de bunda pek başarılı olamamışlar ve firavunların sahip oldukları nüfuza asla sahip olamamışlardır.
Sonuç olarak "tanrı kral" tanrının temsilcisi olan hükümdarlar için değil tanrının yeryüzünde ete kemiğe bürünmüş insan hali için kullanılan bir ünvandır (adı üstünde "tanrı kral")
ki inandığı tanrının temsilcisi olan bir hükümdarın
kendini "tanrı" olarak lansetmesi ne derece mantıklıdır orası tartışılır"
-
Başka nerede tanrı krallar var?
Bu coğrafyada da var.
Mezopotamyada yok mu var.
Sümerlerde var.
-
MÖ 4000 - MÖ 2000 yılları arasında Güney Irak'ta (Güney Mezopotamya) yerleşik olan sümerlerin
yazı ve astronomiye merakı var.
Genel kanı Sümerlerin çağdaşı olan halklarla yakın etkileşim ve benzerliklerinin olduğu yönündedir.
Sümer Devleti, Sami olmayan izole bir topluluk tarafından kurulmuştur.
yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir.
"Yaratılış" ve "Tufan" a, ''Emeş ve Enten'' e ilk kez Sümerlerde rastlanır.
Yılbaşı ağacı süsleme, evlilik yüzüğü, nazar boncuğu da Sümerlerde görülmüştür.
Sümer döneminde 21'i büyük olan yaklaşık 35 büyük şehir ve kasaba vardı.
Orta Asya ve Sümer kültüründe dağların doruklarının kutsal sayılması ve dağların doruklarında yaşayan çeşitli tanrılara inanılması gibi benzerlikler iki bölge arasında köken birliği ya da kültür etkileşimi olduğunun kanıtı olarak öne sürülmüştü.
Tarih Sümer'de Başlar" kitabında; İran'dan gelen göçebeler ve Samiler'in karışımı olan bir köy kültürü ile Sümer tarihinin başladığını yazıyor.
Bu iki halkın ve kültürlerinin karışması zamanla Güney Mezopotamya'daki ilk şehir devletini oluşturuyor.
Zamanla bölgeye hakim olmak için mücadele eden şehir devletlerine dönüşüyorlar.
Genelde Samilerin üstün çıktığı bu mücadelelerde, Mezopotamyalılar diğer bölgelere genişlemeye başlıyorlar ve yakın doğuda ilk imparatorluğu kuruyorlar.
Bu imparatorluk zamanla Elam olarak da bilinen bölge dahil olmak üzere,
İran'ın batı düzlüklerine kadar yayılıyor.
Bu Mezopotamya imparatorluğu, Hazar Denizi ya da Kafkaslardan geldiği tahmin edilen, ilkel ve göçebe Sümerler ile karşılaşıyor.
Mezopotamya ile ilkel kabileler arasında tampon görevi yapan Sümerliler ne pahasına olursa olsun direniyorlar.
İlk karşılaşmalarda kendilerinden teknolojik ve kültürel anlamda gelişmiş olan Mezopotamyalılar üstün geliyor.
Zamanla esir ya da paralı asker olarak Mezopotamya kültürünü yakından tanıyan Sümerler,
kendilerine gerekli olan askeri teknolojiyi öğreniyor ve kendi kültürlerine uyguluyorlar.
Zamanla gerilemeye başlayan Mezopotamya devletine üstün gelmeyi ve önce batı İran topraklarını sonra Kuzey Mezopotamya' yı almayı başarıyorlar.
Fethettikleri bu bölgede ilk Sümer devletini kuruyorlar.
Sümerler denen, dili bölgede uzun süre yaşayan halkın, MÖ 3300 yıllarından MÖ 3000' e gelindiğinde bölgede en az 12 şehir devleti vardı.
Bu dönemde her kent genellikle surlarla çevriliydi.
Her kentin kendi tanrısı vardı ve her kentte en az bir tapınak bulunurdu.
Sümerlerde tarihin belki de ilk kral listeleri ile karşılaşılır.
Fakat bu listeler genellikle tarihsel gerçeklerin ötesinde mitolojik unsurlara da sahiptirler.
Örneğin kral listesine göre Tufan'dan önce Sümerlerin yaşadığı bölgede efsanevi sekiz yönetici (ve dolayısıyla kent) mevcuttu.
Kral listesine göre Tufan'dan sonraki ilk Sümer hanedanları Kiş, Uruk ve Ur'dur.
Ünlü Gılgamış destanının kahramanı Gılgamış kral listesine göre Uruk Hanedanı'nın krallarındandır.
Lagaş'ta iktidara gelen Ur-Nanşe " yaptırdığı inşaatlarla" öne çıkmıştır.
Urukagina da "ilk yazılı reformları" sayesinde tanınmıştır.
Erken dönemlerde Sümerlerin ana tanrısı An'dır, fakat sonraki dönemlerde bu tanrı yerine Enlil Sümerlerin baş tanrısı konumuna yükselir.
Enlil'in Nippur'da Ekur adında bir tapınağı vardır.
Bu nedenle Nippur Sümerlerin dini başkenti kabul edilir,
burada tapınak yaptırmak veya bu tip inşaatlarda çalışmak, hizmetli olmak önemli sayılırdı.
Sümerlerin sonu
Bazı araştırmalarda Sümerlilerin zayıflaması Sümer topraklarındaki tuzlanma ve buna bağlı tarımsal üretimin düşmesi gibi ekolojik nedenlere bağlanır.
Sümer bölgesinde Gılgamış destanı gibi anlatımlara konu olan büyük bir sel meydana gelmiş ve bu Tufan'dan sonra bazı şehir devletleri diğerleri üzerinde hakimiyet kurmuşlardır. Şehirleri birleştiren kralların ilki, MÖ. 2800 yıllarında Kiş kralı olan Etana dır.
Kiş, Erech, Ur ve Lagaş şehirleri diğerlerine hâkim olabilmek için asırlar süren mücadelelere giriştiler.
Bu durum Sümerleri harici düşmanlara karşı zayıf bıraktı.
Önce Elamlılar (MÖ y. 2530-2450) ve sonra Kral Sargon yönetimindeki (MÖ 2334-2279) Akadlılar Sümerlere saldırdılar.
Sargon hanedanı yaklaşık 1 asır iktidarda kaldı ve şehir devletlerini birleştirdi.
Sargon hanedanının yönetim modeli tüm Orta Doğu medeniyetlerini etkilemiştir.
Akadlar tarafından çökertilmesi sonrasında Sümerler bir daha eski haline gelemedi.
MÖ 2000'li yıllarda bağımsız kimliklerini kaybettiler.
Kendilerine özgü dilleri ve çivi yazıları uzun süre yaşadı.
Sümer inanışları ve mitolojisi İbranilerin Babil sürgünü yoluyla Yahudi, Hıristiyan ve İslam inanışlarını etkilediği gibi Fenike - Yunan - Roma bağlantısıyla da günümüze dek ulaşmıştır."
-
Sümerler pek çok yöntemle uygarlıklarını ayakta tutmaya çalışmışlar.
Küçük küçük devletçikler ve her devletçiğin tanrı kralları uygarlığın temeli kabul edilen sümerlileri ayakta tutamamış.
Küçük küçük devletler bu günün dili ile küçük küçük eyaletler gibi olmalı.
Her devletçiğin ayrı tanrısı nasıl oluyor.
Bir sürü tanrı.
Kargaşaya sebep olur.
Olmuş da.
Putlaştırılmış bir sürü insan.
İnsanın tanrılığı muhtemelen insanın yüceliğinden değil onun tanrı olduğuna inananların
tanrı kralı
pohpohlayıp yüceltmesinden kaynaklanıyor olmalı.
Düşünsenize biri sizi tanrı yerine koysa önce bir şaşırırsınız.
Çünkü olmadığınızı bilirsiniz.
Sonra o kişinin deliliğinden şüphe edersiniz.
Bunu bir kaç kişi söylese hatta gösterse
"acaba neden? " diye düşünürsünüz sonra da kendinizden şüphe edersiniz.
"Acaba tanrısal bir yönüm mü var?"
Karşınızda sizi yüceltenler arttıkça belki o havaya girersiniz.
Ve artık bunu herkes söylediğinde inanırsınız.
"Ne oldum ben be! Oldum oldum tanrı oldum."
E her devletçiğin bir tanrısı varsa tanrı olmak çok zor olmasa gerek.
Nasılsa tanrı diye tek bir varlıktan bahseden yok.
Bilmiyorlar yani.
Bu gün biliyoruz değil mi ,çok şükür.
Peki bu gün ?
Yine her devletin tanrı haricinde bir tanrı gölgesi yok mu?
Bizim yok.
Çünkü biz ulus devletiz.
Hukuk ve adalet sistemi ile ,denetim mekanizmaları ile bir ilkel toplum değiliz.
Değiliz değil mi?
Değiliz.
Tanrı kral'a da ihtiyacımız yok.
Var mı?
Yok herhalde.
Çünkü tanrı krallar hep birbirleri ile savaş halinde birbirlerini yok etme telaşında tek tanrı olma peşindeler.
Ama tanrı zaten tek.
Yani yeryüzünde gölgesi yok.
O tek olanın hikmetinden sual olunmuyor ve her şeye gücü yetiyor.
O rızkımızı veriyor ve bir tek o biliyor.
O "ol" diyor ; oluyor.
Yeryüzünde böyle tanrılar olacaksa tanrı hükümsüz mü olacak?
Tanrı tekse ve o kitapları gönderip öğretense o zaman yeryüzünde tanrıcılık oynayanlara
ve
onlara inananlara ne denir?
Yok olmaz bunlar tanrı değil.
Kanmayın siz sizi kandıranlara.
Belki yılbaşından sonra bize de soran olur.
Kendi tanrılarımızı seçelim mi ? diye .
Ne saçma soru !
Sen bunu sormamış ol !
Her ne kadar "artık ulus devletler olmayacak" diyen ülkeler olsa da
olmassa olmuyor.
Ben nereden bileceğim onların da kendi tanrı krallarını dayatmayacağını , bir garantisi yok ki.
olmassa olmuyor.
Ben nereden bileceğim onların da kendi tanrı krallarını dayatmayacağını , bir garantisi yok ki.
Parça parça ve rezil rüsva olmamak için ;
tek parça halinde kalabilmemizin tek yolu da ulus devlet olarak kalmamız olacak.
Parçalanmıyorsak ya da işgale uğramıyorsak tek sebebi bu.
Hani popüler birlik sözleri var ya işte o birlik için tek şart
ulus devlet olmaya devam etmek.
ulus devlet olmaya devam etmek.
Türkiye Cumhuriyeti olmak.
Ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tanrının yeryüzündeki suretine ihtiyacı yok.
Çünkü bu gerçek dışı , mitolojik hikayelere inananlara
tarihin bu zaman diliminde yer yok.
Var mı?
Varsa onlara söyleyin tanrılarının devletleri milattan önce parçalandı.
(Kaynaklar: Wikipedi ve İnstela)



