Hafta sonunun verdiği yorgunluğu
üzerimden atamadan yeni bir hafta oldu bile.
Yılbaşından sonra gelen kar ile ve daha sonra gelen karmaşa ile ilgilenmem gerektiği için
bu ara kendimle hiç ilgilenemiyorum.
Halimden hiç memnun değilim.
Hem de hiç.
Güne spor ile başlamıyorum.
Hatta hiç yapmıyorum.
Metabolizmam bu ara kış uykusuna yatmış ayı gibi.
İçimden hiç bir şey gelmiyor.
Üzerime bir ölü toprağı serpilmiş gibi.
Beli-ki yorgunluktan, belki mevsimden , belki başka bir şey.
Bu sabah kalkıp yeniden umutla hayata başlayabilmek için dünden kendime ekmek pişirdim.
Bu kez metabolizmamı hızlandırmak için biraz baharat ekli.
Bunu düşünmek bile belki beni tembellik etmekten kurtarır.
Hadi kalktım.
Heme kalın giysileri giymeli.
Kış en sevdiğim mevsim değil.
Kedilerim hep kış mevsiminde benden ayrıldı.
Kışı sevemiyorum artık.
Güzel bir şeyler düşünecektim değil mi?
Ekmek.
Evet ekmeğim güzel kabarmış ve yumuşacık.
Umarım tadı da güzel olmuştur.
Yumurta da şansıma çift sarılı.
Bu günün güzel sürprizi bu olsun.
Kahvaltı sonrası henüz çok erken bir saatken daha zinde hissetmek için
güzel bir banyo yapacağım.
Şöyle yerli mallarını kullanarak bir temizleneyim.
Hala ara sıra çıkıp yerli malı açık sabunlardan alıyorum.
Değişik içerikleri seviyorum.
Duş bitti.
Soğuk havada vücuduma ısıtan bir selülit jeli ile masaj yapmak için zamanım var mı?
Belki bir kaç dakika.
Yine hile yapıyorum.
Moral motivasyon için renkleri kullanıyorum.
Bu ara gülümsemeyi başarabilmek pek kolay değil.
Ama oturup somurtarak da hiç bir yere varamam.
Hayata umutla bakmak gerek.
Evet ama insanın bazen kötü günleri de oluyor.
Ne yapsam da bazen güne pozitif başlamak benim için bile çok zor.
Hiç ümidimi yitirmezdim ne oldu bana.



