Yine Olmadı

Yangından mal kaçırır gibi 
başlayıp biten bir aydı ocak ayı.
Türkiye için nasıl kötü başladıysa öyle kötü sürdü.
Her ne kadar iyi bir hayat için akıllı mantıklı bir yıl dilemiş olsam da 
aklı olmayandan akıl dilemek hiç de mantıklı bir davranış değilmiş.
Biraz saflık etmişim.
Hatta salaklık.
Ama ben salaklık edebilirim .
Başından beri başka bir şey olduğumu iddia etmiyorum.
Aziz Nesin 'in Türk milleti için verdiği oranın da çok safça olduğunu düşünüyorum.
O oran bu gün çok daha fazla.
Ve Nazım Hikmet'in vatan haini ilan edilmesine sebep 
"Amerikanın yarı sömürgesi olmaksa" o gün ;
bu gün için bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete dersem 
salakça tavrımı sürdürmüş olur muyum ?
Varsın olsun.
Bu gün salaklığım konusunda çok formdayım ve gelecek günlerde de
bu konuda toplumu kendime örnek almaya devam edeceğim.
Hayallerim hep Türk Toplum,u için Hayır'lı günlerin gelmesi yönünde.
Bunları düşünmeden bir gün geçirebilmek artık çok zor.
Bir insan süzme salak bile olsa geleceğini düşünmek zorunda.
En azından bu salak (oh lala) böyle.
Hadi bakalım kolaysa bir günü eskisi gibi normal geçirmeyi deneyeyim.
Bunu tüm bu konuları unutmaya çalışarak yapmaya çalışacağım.
Aklımı nasıl boşaltabilirim?


Yatakta zaman geçirmeyi uzatmayı deneyebilirim.
Bu arada da sağlık ile ilgili yazılar okuyabilirim.
20 Şubattan itibaren dolar kurundaki değişiklik sebebi ile 
(Bu arada hiç bir ülkedeki
dolara karşı milli paradaki değer kaybı 
Türkiye 'dekinden fazla değilmiş 
ve bunun sebebi riskli sistem değişikliğiymiş.)
 tüm sağlık hizmetleri ve ilaçlar zamlanıyor.
Sağlık haberleri okumak , 
ulaşamayacağım ciğere uzaktan bakmak gibi.
Moralim düzelmedi.
Kahvemi içeyim.
Biliyor musunuz Etiyopya'daki kahve üreticileri kahve üretimi için günlük ücret olarak sadece 1 dolar kazanıyorlarmış.
Ve etiyopya dünyanın en bilindik kahve üreticilerinden.
Ülkede 15 milyon kişi bu işte çalışıyormuş.
Ama bildiğim kadarı ile etiyopya kahvesi öyle çok da ucuza satılan bir kahve değil.
Şu zincir dükkanlarda görmüşsünüzdür.
Dark roast , medium roast olarak paketlemiş olarak.
Siz aldınız mı bilmiyorum.
Ben o paketlerden hiç almadım.
Ama sadece 1 bardak kahve Amerika'da 3 dolara satılıyormuş.
Belki ben de 3 dolara içmişimdir ve haberim olmamıştır.
Bu bana meyve sebze üreticimizin malını iç piyasada ürettiği fiyattan halka ulaştıramayıp aracılarla 
ürettiğinin 
3-4 misline çürümekten kurtarıp azıcık para karşılığı 
elinden çıkarabilmesini hatırlattı.
Ne alaka değil mi?
Mesela fındık .
Türk fındığı bir zamanlar ham madde olarak dünya üreticileri için prestij simgesiydi.
Mesela içinde Türk fındığı bulunan 
fındık ezmesi ya da çikolata ...vs.
Şimdi fındık ne durumda ?
Bildiğim kadarıyla kaderi aynı etiyopya kahvesi gibi.
Üreten çiftçiden ürettiğini yok pahasına almaya çalışan yabancı şirketler üretenden çok kazanıyor.
Şirketler kazanıyorsa ülke ekonomisi kazanmıyor demektir.
Pamuk ?
Tahıl ?
Su ?
Ah yine aklıma Nazım Hikmet geldi.
Halbuki bu konuları unutacaktım.
Zaten benim üzerime vazife mi ?
 Yaşamın bir parçası olduğu için 
aklıma geliyor herhalde.
Ne yapabilirim.


Kahvaltı edeyim.
Kendime bol yulaflı ve sütlü ,enerji vererek soğukta direncimi arttıracak bir kahvaltı hazırladım.
Yulaf paketinin üzerinde Türk malı yazıyor.
Umarım Türk malıdır.
Emin olmak çok zor.
Bir çok Türk malı Türkiye'de yabancı şirketler tarafından satıldığı için
bunun doğruluğundan emin olabilmeme de imkan yok.


Hava soğuk.
Petrol ürününden az yün ile üretilmiş bir kazağım var.
geçen sene indirimden almıştım.
Bu sene indirim takip etmek bile istemiyorum.
Geçen sene aldığım her şey henüz yepyeni.
Doğal gazı fazla kullanmıyorum.
Onu da Rusya'dan alıyoruz ya.
Sanırım Rusya Atatürk Türkiye'sinden ayrılan 
yeni şeyden yana rahatsızlık duymuyor.
(Şey dedim ne olduğunu ben de bilmiyorum.)
Kalın kazaklar 
kışın gereksiz harcama yapmaktan beni kurtarıyor.


Sonbaharda alığım kozmetikleri az az kullandığımdan 
hala bitiremedim.
Ucuz bir parfüm almıştım.
Bir ucuz parfümü bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim.
Bundan sonra da ara ara bu çeşit denemeler yapmak istiyorum.
Ucuz parfümler genellikle çok pahalı parfümlerim muadilleri oluyor.
Ve kullandığım bu göz çevresi kremi maalesef vaatlerini gerçekleştiremedi.
Pazarlaması çok iyi ancak yaşattığı his vaatler kadar  gerçekçi değil.


Şu ana dek kafamı ekonomiden ve hayatın attığı kazıklardan uzaklaştıramadım.
Artık aklımı boşaltmak için yapabileceğim tek bir şey kaldı.
Kendimi işe vermek.
Çalışmak ,çalışmak ,çalışmak.
Her şeye kendimi kapatmak için tek çarem bu.
Ancak elime geçen miktar normal bir insanın tüm temel ihtiyaçlarını sağlayabilmesi için 
yeterli olan bir miktar değil.
İnsanca yaşamak için insanların insan olduklarını,
insan üstü varlık rolü yapınca başka bir şey olmadıklarını anlamaları gerekiyor.
Yani çalışanlar bilirler 7-24 çalışmamız beklenir bizden ve 
hiç bir zaman 
yöneticilerimiz için yeterli değildir.
Ve asla yaşadığımız ülke bize emeğimizin karşılığını tam olarak veremez.
Bizler ekmeğimizi taştan çıkarırız ama bize ekmeğin 1/5 'i 
ya düşer ya da düşmez.
_
Yine denedim ve aklımı hayattan uzaklaştırmayı beceremedim.
Denemeye devam edeceğim.

Posted in . Bookmark the permalink. RSS feed for this post.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.