Bu haftayı yeni eski ne varsa onlarla bitiriyorum
Hayatımın düzene girmesi için beklediğim
şey ; olması gerekenlerin olması.
Mesela neredeyse ay'ın ilk haftası olmasına rağmen alamadığım
bazı temel şeyler.
bazı temel şeyler.
Almayı umuyorum.
Bu aralar kendimi mutlu edecek şeyleri nadiren
yapabilmeme rağmen şükrediyorum
yapabilmeme rağmen şükrediyorum
ve
elimde beni mutlu eden şey neyse sonuna dek tadını çıkarmaya çalışıyorum.
İnsan elindekinin değerini onda emeği olunca daha iyi anlıyor.
O yüzden olabildiğince var etmek istiyor.
İnsan elindekinin değerini onda emeği olunca daha iyi anlıyor.
O yüzden olabildiğince var etmek istiyor.
Güne kahvaltı ile başlıyorum.
Şükrediyorum.
Ara sıra da olsa beni mutlu eden taze çiçekler gözümün önünde
baş köşedeler.
Bakalım onları ne kadar canlı tutabileceğim.
Baktıkça baharın güzel bir zaman olduğunu düşünüyorum.
Bu ayı düşününce aklıma gelen sadece havaların ısınması ,
tabiatın canlanması değil .
Beni hem mutlu eden hem hüzünlendiren günler de aklıma geliyor.
Mesela 23 nisan.
Önce bir heyecanlanıp mutlu oluyorum sonra ise
son yıllarda hep yasaklandığı aklıma geliyor.
Sevincim kursağımda kalıyor.
Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı.
Geleceğe emanet.
Ne güzel bırakacağımız bir emanetimiz var.
İlelebet yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyetinin ulusal bayramı.
Ulus devletin bayramı.
İnsan kendini coşkulu ve güçlü hissediyor.
Sonra interneti açıyorum.
Bir süredir Türkiye'de neler oluyor bir göz atmak istiyorum.
Bir bakıyorum sevr haritası önünde bir spiker
olmayan barzani devletinin hava durumunu sunmuş.
O haritada bizim doğu iller barzani devleti olmuş.
Yetmemiş barzani bizde yapılacak olan oylamada taraf olmuş.
Açıklamalar gelmiş "Türkiye barzanistan tanımaya hazırmış."
Hazır mıymışız ?
Tamam ben siyaseti pek takip etmiyorum ama şaşırdım.
Sonra birleşmiş milletlerde bile bayrak olarak kabul edilmeyen
yani uluslararası bir geçerliliği olmayan
o flama Türkiye'de asılmış ve bu durum başka ülkelerin
iç içlerini de karıştırmış.
Emsal olmuş.
Hayırdır inşallah.
Tanım yapılmış yeni şeyle ilgili.
Türk de kürt de laz da çerkez de...olmayacakmış.
İsim vermeden "milletim" denirdi önceden.
Yine o milletin adı yok.
Vadedilen bu.
Bir ismi var mı , niye söylenmiyor ?
Hiç biri olmayan ne olacak ?
Hiç biri olamayan olacak.
Çengel bulmacada bile ipucu var.
TEK milletmiş.
T ; Türk değil o zaman.
Ne olabilir acaba?
Keşke açık olsalar da geleceğimiz için tahmin yürütmesek.
T .E .KABİLE.
milleti.
Kabile olmaz herhalde
çünkü o zaman kabile reisi aynı zamanda
tanrının yeryüzündeki gölgesi oluyor.
Tanrı kavramının bilinmediği ilkel zamanlarda kalmış bir sistem.
Bu gün için geçerliliği yok.
Devletten kabileye geçilmez ki.
Bu saçma.
T .EYALET.K .
milleti .
Bu da amerikanın ,israil'in , barzani'nin
bop'u.
Barzani ailesinin amerikaya eyalet sözü varmış ya hani büyük israil için.
Amerika'nın meşhur bop'u anadolu'yu doğuda bir kürt eyaleti ,
batıda da kimliksiz sünni bir eyalet olarak bölmekmiş .
Haritası da neredeyse sevr haritası gibi bir şeymiş.
Amarika bunu istese de
bu da Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği olarak
düşünülmüyordur.
En azından Türkiye Cumhuriyeti'nin liderleri
böyle düşünmezler.
Mümkün değil.
Devletiz güçlüyüz
ve
daha güçsüz olan eyalete razı olacağız ha.
Yok artık.
T . E . KRALLIK.
milleti
olabilir mi?
O zaman yönetim şekli değişir.
Monarşi
ya da Otokrasi olur.
Mevcut anayasanın ilk 3 maddesinin değiştirilmesi
teklif bile edilemeyecekken
yeni isim bulmaya çalışmak niçin ?
Yeni isim , yeni yönetim arandığına göre ilk 3 madde de kalkacak.
Yani hepten ortadan kaldırmak için teklif.
Tek gündem bu.
Sonra Yunanistan ayağını burnumuza dek sokmuş kimse ses etmemiş.
Sanki
batı düşmüş,
doğu düşmüş.
Varsa yoksa içeride çekişme , karşı karşıya getirmeye çalışma.
Ne gerek vardı.
İstikrarsızlık olurmuş.
Niye olsun hiç bir şey değişmiyor ki.
Yine seçimle gelen liderlerimiz iş başında olacak.
Bundan önce de olduğu gibi.
Didişme var , genel seçim yapar gibi vaat var ama açıklama yok.
Her yer afiş .
Birlik için diye.
İyi de Türk milleti o kötü günden sonra daha da bir olmuştu zaten .
Biz hala biriz zaten.
Kimse istiyor diye eşimle dostumla kavga edecek değilim ki.
(Sanki 15 temmuz vakasını atlatanlar hiç etkilenmemiş gibi
bir durum var ortada.
Hani amerika bize darbe yapmıştı ya;
Ne çabuk unutuyorsunuz.
Hani tüm kurumlar temizlenmişti de bir tek kurum tertemizdi ya.
Hani o zaman var edenler şimdi yok ya.
Yok diyorlarsa yoktur.
Bizi yönetenler yalan söylemez.
"Aldatıldım" diyorlarsa öyledir,
"Siyasi hayatım boyunca ne aldatan ne de aldanan oldum." diyorlarsa öyledir .
Hani af dilemişlerdi biz de inanmıştık ya.)
Bu kadar bir olmuşken ayrıştırmak niçin gerekti ?
(Aslında halka gitmek de böyle olmazmış zaten.
Tek teklif olurmuş.
Bir çok şey bir arada sorulmazmış.
Usule aykırıymış.
O hal halindeyken halka gitme kararı da alınmazmış.)
Siyasetten hiç anlam ama artık hiç mi hiç anlamıyorum.
Sonra fırat kalkanı operasyonu biter bitmez ,teröristler temizlenmiş ve suriye anlaşma yapma yolunda giderken
muhaliflerin silah deposu vurulunca amerika yine harekete geçmiş.
Peki muhaliflere o zararlı gazı kim vermiş?
Vuran kimmiş ?
Ne olmuş ?
(Bir iddia 92-93 yıllarında ırakta kaybolan kimyasallar olduğu ve suriye envanterinde kaydı bulunmadığıymış.)
(Bir de 2013 yılından bir yazı ortaya çıkmış.
Daily mail gazetesinde louise boyle'un makalesi amerikanın suriyede kimyasal saldırı düzenleyip suçu da esad'a atacağı ile ilgiliymiş.
Kimyasal saldırının washington planlayıcısı,israil lojistik destekçisi,katar finansörü ,ingiliz britam güvenlik şirketi de uygulayıcısı olacakmış.)
Ne olduğunu bile anlayamadan bir bakmışız darbeci amerikanın yanında yer alan devletler (israil,almanya,ingiltere,fransa,ve suudi arabistan ile birlikte nato ve birleşmiş milletler )
arasına girmişiz.
Haydaaa.
Hayırdır inşallah.
O yanında olunan amerika ne yapmış.
Hedef göstermiş.
Neymiş efendim Türk demokrasisi diktatörlüğe kayıyormuş.
(Bizim demokrasimizi çok düşünürler ya.)
O yüzden
Türkiye cumhuriyetinin en başına tehditler savurmuşlar.
Senaryoyu kurmuşlar diktatör deyip aynı libya ve ırak liderlerine yaptıkları gibi Türkiye liderini de mahkum ettireceklermiş.
Amerika Türk milletini ne sanıyor.
Evelallah
biz cumhuriyetimize de liderlerimize de topraklarımıza da
oylarımıza da sahip çıkarız.
Türk'ün Türk'ten başka dostu yok derler ama sınırlarla da
köprüleri yakmamakta fayda var.
Aynı evet hayırla kaybolan zamanın öncesinde olduğu gibi.
İki kutup değiliz , birbirimize düşman değiliz.
Bunu amerika hep yaparmış aslında ,
iki kardeşi birbiri ile kavga ettirirken
o da
kendi işini rahat rahat yaparmış.
Artık neyse o iş.
("Böl , parçala , yok et" amerikanın en eski işi diye yazılır hep ; yine o olabilir.)
Sanırım hayatın sadece kendime ait olan kısımları ile ilgilenirken
bu kısmı kaçırmışım.
Haberlere böyle toptan göz attığım yeter.
Bunaldım , içim sıkıldı.
Şu mu bu mu ile kafam iyice doldu.
Artık hazırlanıp çıkmalıyım.
Bilgisayar başında çok zaman kaybettim.
Hiç ilgimiz olmayan konular artık hayatımızın tam içinde .
Belki duyarlı olmalıyız çünkü bu coğrafya doğusu ve batısıyla hepimizin.
Kimse bağının , bahçesinin , tarlasının , mezarının ,komşusunun
yani toprağının ,kaderinin ve yaşamının
başka bir ülkeye verilmesini istemez.
Düşünsenize sabah uyanıp üzerinizi değiştirmek istiyorsunuz ama dolabınız sınırın ötesinde kalmış.
Ya da giyinip işe gideceksiniz vize gerek.
Tamam saçma.
Güldüm ama neden olmasın.
Hazır giyinebiliyorken bahara uygun bir kıyafet seçtim.
Artık dikkatimi sadece güne hazırlanmaya vereceğim.
Güne hazırlanıyorum.
Makyajımı yapıyorum evden çıkıyorum.
Ama dışarıda da bu mevzulardan kurtulamıyorum ki.
Her yerde minibüsler.
O malum minibüsler hani.
Bir de çok sesleri var.
Sadece yarış sesi duyuluyor.
Biri bitirir bitirmez diğeri başlıyor.
Arada duymamız gereken başka bir ses varsa onu da duyamıyoruz haliyle.
Trafiği de bozuyorlar , hayatın tabii seyrini de engelliyorlar.
Ama tam gaz devam.
Yine de bunlar belki de son sakin günlerimiz.
Artık usansam da böyle.
Bıktım artık şucu bucudan.
Görmek de duymak da kabak tadı vermeye başladı.
Birini de diğerini de.
Ben de dünyanın öbür ucunda ne oluyor umursamayan
o diğer ülkelerin bloggerları gibi olsam.
Sadece yaşam ve kozmetik anlatsam.
Mutlu hayat yazıları koysam.
Çok şey mi istiyorum yani.
Hayat sakin ve sıradan olsa.
Ben hayatıma bakarım arkadaş.
Çok bunalırsam tırnaklarıma bakarım ojem bozulmuş mu?
Bu eski bir oje .
Çabuk bozulabilir.
Sürerken bozulmadığını gördüm ama yine de
gün içinde neler olur bilemiyorum.
Ama ay ortasında ne olacağını tahmin ediyorum .
O "aman bana ne" diyenler bile sandık başına gidecek .
Oyuna da sahip çıkacak.
(Bir arkadaşımın dediği gibi ben evlenip buraya geldim ,
memleketteki aileme sırt dönüp bana ne mi diyeceğim?
Çocuklarımın yüzüne nasıl bakarım.)
Bilecek ki doğu batıya , batı doğuya ,
kuzey güneye ,güney kuzeye ,
içi dışına , dışı içine sahip çıkacak.
Ve umuyorum ki vatan toprağı bölünmeyecek.
Amerika'nın istediği olmayacak.
Ya da tek nedir ya da kimdir belli olacak.
Tek...
?
Benim tek diye bildiğim biri var.
Hani hikmetinden sual olunmayan ,
ol deyince olan ,
rızkımızı veren ,
bir tek o bilen ,
her şeye gücü yeten ,
isterse var eden isterse yok eden ,
yalnız ondan korktuğumız , yalnız ondan aman dilediğimiz ,
merhametinin sonu olmayan ,
yalnız ona kulluk ettiğimiz ,
eş koşmadığımız ,
diri olmayan biri,
göze görünmeyen ama her yerde olan,
yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz
o tek olan.
Tek.
!



