Sonbaharda güneş varsa
yapılacak en güzel şey ondan sonuna dek faydalanmaktır.
Uzun sürecek sonbahar ve kış boyunca bu mutlak enerji kaynağını çok özleyeceğim.
Bu güzel günü açık havada yürüyerek değerlendireceğim.
Hafta sonu ; arabalarını alıp boğaza inenlerin aksine kendimi
bu güzel günde
kapalı bir kutuya hapis edemem.
En sevdiğim taşıma aracı ayaklarım.
Bol oksijen , sodyum alıyorum.
Güneşin enerji verici gücünden faydalanıyorum.
D vitamini alıyorum.
Endorfin yüklüyorum.
Spor yapıyorum.
İç organlarım , kaslarım ve kemiklerim çalışıyor.
Stres olmuyorum.
Aksine
Neşeliyim.
Bol bol fotoğraf da çekiyorum.
Ayaklarımı bir banka park ettiğimde park ücreti ödemiyorum.
Hem sağlıklı hem de ekonomik.
Ne demişler sağlam kafa sağlam vücutta bulunurmuş.
Hedefim Ortaköy.
Burası uzun bir mola vermek için harika bir yer.
Biz kızlar buluşup birazcık muhabbet de ediyoruz.
Bazen kafelerden birine oturup tavla da oynuyoruz.
Bazı arkadaşlarım erkenden evli ve çocuklular.
Çocukların en sevdiği şey iskele meydanındaki güvercinleri beslemek.
Benim en sevdiğim şey bol bol fotoğraf çekmek ve tabii ki el işi tezgahlarını dolaşmak.
Nerede ne ile karşılaşacağımı , neye gönül vereceğimi bilemem
ya da
eve ne ile döneceğimi.
Her şey ne kadar da renkli böyle.
Bizim kızlar yerli malı yurdum malı diyerek içlerindeki alışveriş canavarını
bulunduğu yerden çıkarttılar.
Evet benim ki de çıktı.
Ama çıktığı gibi de fazla dolanmadan geri girdi.
Yine de bir tanecik parçaya sevdalandım.
Aldım taktım parmağıma.
Işığa göre ton değiştiren minicik bir yüzük.
Açık mavi,koyu mavi,lacivert,turkuaz bazen de morumsu.
Eve varana dek her tona dönüştü.
Bir fiyatına hepsi birden.










