Beşinci Günüm

Tatilin beşinci günü.
Dün insanlarla muhabbet ederken duyduklarım beni fazlası ile üzdü.
Dünyanın her yerinden insanlar
buraya sadece bakir hali ile hayran kalarak gelirken ...
hayranlıklarını anlatırken...
yerli halk son derece içten ve iyiyken...
olmayacak bir hayalin peşinde koşan zavallılara ne yapmak gerekir.
Hiç bir şey de söylenmiyor.
Her şey de söylenebilir.
Ancak karşınızdaki kişilerin anlamak için dinlemek gerektiğini bilmesi gerekir.
Bazı insanlara laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zor.
Lafı uzatmayacağım.
(Çok canım sıkıldı.)
Bu gün belki hava yüzünden böyleyimdir.
Çook bulutlu.
Neyse efendim tüm bunları düşünmek için fotoğraf makinemi alıp
biraz yürümeye karar verdim.


Çok güzel eski binalar gördüm.
Bahçe içinde.
Eski kiliseler.
Küçük taş binalar ki tek kat ve tek gözler.
Her biri iddiasız ve yalındı.
Gösterişten uzak.
Aynı içinde yaşayanlar gibi.


Günümüze uygun haldeki binalar ise yine eski evler restore edilerek
bu güne uyarlanmıştı.
Her birinin ya bahçesi vardı ya da pencerelerini sarmış çiçekleri.
Hepsi tek katlı ya da en fazla iki katlıydı.
Uzun uzun yürüdüm.
Düşündüm.
Yürürken kayboldum.
Kimseden kötülük görmedim.
Herkes son derece içtendi.
Hayran olunacak bir güzel kız gibiydi.
Bakirliğini korumak istemelerine şaşmamak gerek.
Öylesine narin bir kız ki kimse zarar vermeyi aklının ucundan bile geçirmiyor.
Öyle bir yer burası.


Yürüdüm yürüdüm,ayaklarım beni sahile kadar getirdi.
Yürümek beni acıktırmış.
Sahil kenarında bir restoranda oturup güzel ve hafif bir yemek yedim.


Yemeğim de bulunduğum yer gibi.
Doğal, sağlıklı ve son derece güzel.

Posted in , . Bookmark the permalink. RSS feed for this post.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.