Cumhuriyetin 91.yılına kör topal,ağır aksak
yani öyle veya böyle bir şekilde erişildi.
Cumhuriyet; yıllar boyunca koltuk değnekleri ile eli kolu alçıda başı sarılı dayaktan gözleri morarmış
sesi tireyen bir ihtiyara döndürülmek istendi.
Ama hala dim dik ayakta ,yaşıyor ve yaşatılıyor.
Türkiye Cumhuriyeti ,tarihi boyunca lale devrini de gördü
yıkılış sürecini de yaşadı hem de defalarca.
Türk halkı her zaman Lozan'da İngiliz heyet başkanının
İsmet İnönü'ye sözlerini aklının bir köşesinde tutmalıydı.
İsmet İnönü'ye sözlerini aklının bir köşesinde tutmalıydı.
(Hani "bir gün gelecek şimdi masada verdiklerimizi..."
diye başlayan cümle.)
diye başlayan cümle.)
Böyle olmadı halk duymak istediğini duydu, görmek istediğini gördü,görmedi,duymadı,unuttu.
Kurucu meclis TBMM'ni dualarla açmıştı.
Hakka inanmış,kendine inanmış,halka inanmış.
Çalışmış,üretmiş,öğreniş,öğretmiş,gelişmiş,ilerlemiş...
İdeoloji ; son derece akli ve ahlaki olmasına rağmen
yıllarca tam olarak anlaşılamadı
ya da anlaşılmak istenmedi ve tam olarak uygulanmadı.
Yine de unutulmadı.
Her şeye rağmen 91'lik dedemiz sonsuza kadar yaşayacaktır elbet.
Bakımı ve tedavisi ise bu günün küçüklerine emanettir.
Biz bu günün büyükleri yarının büyüklerine emanete hıyanet etmemek gerektiğini öğretmeye devam edeceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti devleti hayata geçirilmeye çalışılan ideolojisine sahip çıksaydı bu gün her anlamda güçlü bir devlet olabilirdik.
Belki bu gün parçalanmış imparatorluğu yeniden parçalamaya gelen avrupa ülkeleri ile aynı şartlarda olurduk.
Zaman İngiliz heyetini haklı çıkardı.
Bu gün ; emanetin sahibiymiş gibi yapanlara kanma günü değil
emanete sahip çıkma zamanıdır.
Dün de böyleydi tarih boyunca da hep böyle olacak.



