Gelişmişlik Üzerine

Her gün yaptığınız her şeyin bir toplumun şekillenmesinde 
etki ettiğini düşündünüz mü?
Belki de her gün şikayet ettiğiniz pek çok şeyin sebebi bizzat sizsiniz.
Bu nasıl olur.
Toplum ; hayatı şekillendirendir.
Her gün sizi rahatsız edenlere tepki verirken tepki duyduğunuz şeyi daha da şiddetle yaptığınızı fark etmiyor olabilir misiniz?
Ya da bazı şeyleri sadece yüzeysel ve gördüğünüz kadarı ile değerlendirme eğilimi içinde olabilirsiniz.
Bir düşünün yaşamınızı ve şartlarınızı beğenmiyor daha iyisi için hayaller kuruyorsunuz.
Ancak mevcut imkanları değiştirmek ya da kendinizi geliştirmek için hiç bir şey yapmıyorsunuz.
Birikiminizi ( ki kesinlikle maddi birikimden söz etmiyorum.)
geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
Ya da yapmakta olduğunuz işi layıkıyla yapıyor olmak için .
Bunun için yaptığınız şey maddi imkanları veya gösterişi arttırmak olmamalı.
Ama bunu yapıyorsunuz diyelim , her şey görünürde olması gerektiği gibi
olsun diye 
size dayatılan her şeyi alabildiğine tüketerek aynılaşmaya devam ediyorsunuz ve mutsuzsunuz.
Elbette olabilecek tek şey olacak ya doyumsuz ya da mutsuz olacaksınız.
İşin daha da kötüsü neye dönüştüğünüzü fark etmemeniz olur.
Ve hırsla ve iştahla daha fazlası için çırpındıkça 
daha fazlasını elde edeceksiniz.
Ama neyin?
Yapılan bir diğer şey sizin kendinizde keşfedemediğiniz şeyi bir başkasının keşfetmesi ve geliştirmesi...çünkü temelde olası farklılıklarımız haricinde birbirimize benziyoruz.
Böyle bir durumda genelde yapıldığını gözlemlediğim şey 
sizlerle aynı olmayanı yerdiğiniz.
Öylesine gördüğünüz kadarı ile ve öylesine düşünmeden ve 
öylesine basitçe değerlendiriyorsunuz ki
neye dönüştüğünüze aldırmıyorsunuz bile.
Şimdi bütün bunlar nereden çıktı.
Neden bu yargı.
Neden bu geneli genelin bakış açısı ile değerlendirme çabası.
Beni toplumla uyumlu hale gelmeye çalışmakla yargılayabilirsiniz elbette 
ancak sanırım bu toplumun 
benden beklediği.
Ve toplum bundan rahatsız olmamalı.
Eğer bu onları rahatsız ediyorsa benim rahatsız etmeyen durumuma alıştıkları ve benden 
beklenenin topluma uyum sağlamamam olduğu düşünülebilir.
O zaman yapmadıklarımla toplumun bir çeşidiyim.
Ebem kuşağındaki renklerden sadece bir tonum.
Bu yolculuğumda gördüğüm ve gözlemlediğim ; 
aynılaşan illerin ve ilçelerin ve semtlerin ve mahallelerin ve toplulukların ancak anlayış , eğitim ve nezaketle bir arada mutlu yaşayabilecekleri.



Sıfırdan başlama imkanınızın olduğunu düşünün.
Gelişim sürecinizin en başındasınız.
Bir şehir gibi düşünün.
Belirli bir yaşanmışlığınız ,tarihiniz ,ikliminiz , üretiminiz ve sosyokültürel mirasınız var.
Ve yeniyi inşa ederken elinizde esasen büyük bir zenginliğiniz ve bunlarla 
şekillendirebileceğiniz yeni hayalleriniz var.
Ne yapmak istersiniz?
a)Daha önce yapılmış bir başkasına benzer olanı.
b)En lüks olanı.
c)İmkanlarımı önemsemeden en sıradan ve kolay olanı.
d)Kendisine özgü ve yeni olanı.
e)İmkanlarım ,yeteneklerim ve hayallerim doğrultusunda yapabildiğimin en iyisini.
Aslında neyi nasıl şekillendirmek istediğiniz sadece sizin seçiminiz.
Şikayet edeceğinizi mi etmeyeceğinizi mi yapacaksınız.
Aslında yeniyi inşa ederken en çok gözlem yeteneğinizi kullanıyorsunuz.
(Bu benim de sizlerde gözlemlediğim.)
Buna öğrenme isteğinizin kısıtlılığı 
ve 
değişime açık olmayışınız da eklenince ortaya o şikayet edip durduğunuz ,rahatsız olduğunuz sonuç çıkıyor 
ve 
sürekli tekrarlanıyor.
(Aynı yazıdaki 've'ler gibi.)
Bir kısır döngü gibi yeniden ve yeniden.
Nesilden nesile aktarılan yanlış kanı 
sonunda aynılaşma sonucunu doğuruyor.
Aslında aynı olan çabuk tüketilir ,yıpratır ve terk edilir.
Fark olarak gözlemlediğinizdeki tek farksa 
bilgi ve deneyime dayanmasıdır.
Buna sahip olan başarının anahtarına sahiptir.


Aynının tekrarı bilgiye sahip olanı zenginleştirir ve 
buna bağımlı olan insanı köleleştirir.
Yani gelişme seviyesini ileriye taşıyan birey daha yolun başında olduğunu fark edememiş olan insandan daha öndedir.
Yarışta değiliz.
Öğrenme sürecinizin deneyime ve bilgiye dayanan kısmına başlayın.
Kendinizi geliştirdikçe ortaya neler çıkacağına sizler de şaşıracaksınız.
Ebem kuşağının hangi tonu olduğunuzu kendiniz belirleyin.
Sahip olduğunuz bilgiyi geliştirin , 
her ne iş yapıyorsanız en iyisini yapın 
ve  
bunu yaparken de dürüstlükten ,nezaketten ,samimiyetten , içtenlikten vazgeçmeyin.
Saygı uyandırın ki sizi saysınlar.
Yardımsever olun ki sizi sevsinler .
Sizi ve ortaya çıkardığınız şeyi değerli kılan 
ona verdiğiniz önem 
ve
 onun için harcadığınız verimli zamandır.
Bir süre sonra kendinizi ; eleştirip aşağı çekerek varlığınızı yüceltmek istediğiniz
 ya da 
gıpta ettiğiniz kişiler kadar özel hissedeceksiniz 
ayrıca
yaptığınız işle gurur duyacaksınız.
Deneyin .
Asla pişman olmazsınız.

Posted in . Bookmark the permalink. RSS feed for this post.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.