Evde Yaşam

Ev ile ilgileniyorum.
Hayatla ilgileniyorum.
Evi ve hayatı beni yapmakta olduğum ne varsa ondan uzaklaştıracak sadece renklerin ve mevsimin havasına sokacak bir hale getirmeye çalışıyorum.
Eksiklerimi biliyorum.
Bu ara bazı konularda hiç kendime yatırım yapmadım.
Ama çalışan insanın ve hayatla boğuşanın kendine ayıracak çok da zamanı kalmıyor.
Bazılarınız hafta sonları dinleniyor mesela ben de dinlenenlere çok özeniyorum.
Aralarına karışmak için fazlası ile emekçi görünüyorum.
Herkes iş bitişinde dostları ile bir kafede oturup muhabbet ediyor.
Yorgun değiller.
İşten 17.30 da çıkmış.
Oh.
Harika.
Eve gel ,yemek yap,çocukların dersleri ,eş ,ev işi.
Şanslısınız.
Bir çoğunuzun sevdiği diziler biterken ben ancak eve dönebilmiş oluyorum.
Uyumaksa tek lüksüm.
Ama bazı günler şanlıyım.
Boş zamanım oluyor.
Ani bir telefon .
İşte yarım günüm benim.
Harika.
Evde olmak işte bu yüzden en sevdiğim şey.
Bana evden çıkmıyorsun diyen arkadaşlarım var.
Beni hep çalışıp sadece uyuyorsun yaşamıyorsun diye eleştiren arkadaşlarım var.
Beni yeterince kültürel aktiviteye katılmamakla suçlayanlar var.
Hepsi de haklılar.
Son yıllarda sadece hayatla boğuşuyorum.
Tek lüksüm evim.
O yüzden bu gün evime birkaç yeni minik obje aldım.
Evi sonbaharın sıcak ve samimi havasına sokabilmek için.


Bunlardan ilki kasımpatılar.
Mevsimin çiçekleri.
Aslında bunlar bana doğum günü hediyesi olarak verildi.
Gördüğüm en güzel renkli kasımpatılar.
Benim aldıklarımsa yeni bir fincan (maalesef eve gelirken azıcık kırıldı.ama olsun nazarlıktır diyelim.)
ve yeni mendiller.
Mendiller bile Almanyadan geliyor.
Her şeyi dışarıdan alan bir ülke olduk.
Aslında içerik hep aynı içerik.
Ben ambalaja vuruldum.


Meşe palamudu mumlar.
Küçük kırmızı nar objeler ve sonbaharın dökülen yaprakları misali yaprak kaseler.


Bir de yeni kitabım var.
Beni beğenmeyen arkadaşlarım bu kitaba bir göz atsınlar.
Evet sizler gibi politika,siyaset okuyup atıp tutamıyorum.
Her konudan biraz biraz bilip hava atamıyorum.
Aslında hava atmakla da pek işim yok.
Siz yine de bu kitaba bir göz atın .
Hani her şeyi büyük bir sürat ile tüketerek yaşıyorsunuz ya.
Aslında bir silkinip kendinize gelebilseniz.
Neyse sizlerden büyük beklentilerim yok.
Bir çoğunuz aldığınız bir malzemenin üzerinde yazan açıklama yazısını bile okumaya zaman bulamıyorsunuz.
Sizleri yapamadıklarınızla suçlamak benim işim değil.
Benim de yapamadığım çok şey var.
Belki okumaya zaman bulamazsanız diye size bir belgeselden bahsedeceğim.
Geçenlerde zaman yaratıp oturup izledim.


O üzerinde hava atıp durduğunuz şey ile ilgili.

Posted in , . Bookmark the permalink. RSS feed for this post.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Search This Blog

Search

Swedish Greys - a WordPress theme from Nordic Themepark. Converted by LiteThemes.com.