Tatil tatil gibi geçiyor mu geçmiyor mu anlamak zor.
Havalar tipik sonbahar havası.
Gündüz ve gece ısıları dengesiz.
Kaldığım konuk evi çok güzel,küçük ve özenle döşenmiş.
Odamda minik bir şöminem de var.
Eğer yakarsam ısınabileceğim.
Ancak yakmak için gerçekten oduna ve çalı çırpıya ihtiyacım var.
Bu iş ; bilmediğim bir yerde benim için biraz korkutucu.
Geri kalan her şey yaz sezonu için ayarlanmış.
Geceler oldukça soğuk geçiyor.
Gündüzler genellikle güneşli ama bir kaç gündür denize girip üşütmekten korkuyorum.
O yüzden gündüzleri tabiat içinde yürüyüş yaparak
değerlendiriyorum.
Oksijeni içime çekiyorum.
Bakir toprağın güzel bir kokusu var.
Yürümekten yorulunca çok sayıdaki kahvelerden birine oturup size yazdıklarım gibi
ufak tefek notlar alıyorum.
Bir şeyler okuyorum.
Yeni bir şeyler tadıp yeni insanlarla tanışıyorum.
Akşam olup da odama döndüğümde beni bu küçük hanım karşılıyor.
Bana akşam yemeği için hazırlanmamı ve
konuk evime ait olan restorana gidip lezzetli akşam yemeği seçeneklerinden birini tatmamı hatırlatıyor.
Bu çağrıya karşı koyabilmek zor.
Tamamı deniz mahsullerinden oluşan seçeneklerden biri işte burada.
Buraya gelebilmek için çok bekledim ve çok gayret sarf ettim.
Bu yemeği hak ettim.




