Şehre döndüğümden beri bir adaptasyon sorunu yaşıyorum.
Boşlukta gibiyim.
Azıcık rahatladım ya ve etrafımda herkesten benden evvel bütün tatil fırsatlarını kullandı diye uyumu yakalayacağımızı düşünüyordum.
Yanılmışım.
Yine başladı ne zaman bir program yapılsa olmamaya.
Ne zaman iş çıkışı bir yerlere gidecek olsak olmuyor.
Ne zaman uzun zamandır görüşemediklerimi görmek için zaman yaratsam görüşemiyoruz.
Programlar çakışıyor.
Yeni dostlar ediniyorum onlar bir yerde ben bir yerde olduğumuzdan buluşamıyoruz.
Kocaman bir şehirde yaşıyoruz ve hepimizi yutuyormuş gibi hissediyorum.
Uyum sorunumu aşmak içinse herkesi ve her şeyi unutarak gülümseme yolunu seçtim yeniden.
Olmuyorsa zorlamayacaksın.
Kendimi zamana ve yeni şartlara kaptırmam gerek.
Böylece kalabalığın gerisi gibi akıntıya sürüklenebilirim.
Ya da ördek misali kendi küçük havuzumda oynarım.
Ben ikincisini tercih ediyorum.
Ben ikincisini tercih ediyorum.
Güne başlamak için bayan dergilerinde sunulan renkli hayallerin peşinden koşuyorum.
İşleri organize etmek için kendime evde fazladan zaman yaratmaya çalışıyorum.
Gün içinde nereye sürükleneceğimi bilmem lazım.
Her şey programa uygun yürümeli.
Mevsime uygun şık ama iddiasız bir şeyler giymeliyim.
Bir oje sürmek için vaktim de var.
Renge henüz karar veremedim.
Hafif bir cilt makyajı yapmalıyım.
Tatilde bile üşütmeyi başardım.
Yine solgunum.
Bu yüzden c vitamini ihtiyacımı mevsim meyveleri ile karşılıyorum.
Günün yarısında veden çalışacağım.
Bu arada bir yazıyı daha aradan çıkartma fırsatı da buldum.
Ve günün kalanına gelince ...
çalışmak için hazırım.
Bu hayatta en sevdiğim şey o.


